Genellikle film listeleri yapmam, ama birisi böyle bir şey istediğine buna karşı koymak zor – hiçbir şey olmasa bile bu ilginç bir hatırlama ve kendini analiz etme egzersizi, beni “etkileyen” şeylere dair bir açıklamadan daha fazlası. Nihayetinde, sevmediğim filmler en az sevdiklerim kadar etkilemişlerdir beni muhtemelen. Ayrıca son yaptığım liste üzerinden konuşacak olursak, zaman içinde kendimle fikir ayrılığına düştüğümü de fark ettim (bu durumda şunu söyleyebilirim, sanırım son listemi 5 yıl önce yapmıştım). Yine de Güvenç böyle bir şey yapmamı istediğinde, bu “Top 10” listesinin başına 2020 karantina versiyonunu yapmak için oturdum. 2025 yılında hemfikir olmayacağım o listeyi merak ediyordum – tabii hâlâ yaşıyor ve iyi olursak. Not: Bunu bir “Top 15” listesine çevirmek zorundaydım!

Marco Dutra

1. Kuşlar – The Birds (1963)

Yönetmen: Alfred Hitchcock

Dünyanın sonu hiçbir zaman bu kadar güzel, trajik, ironik ve vahşi şekilde seksüel görünmemişti.

2. Tutku Esirleri – In the Cut (2003)

Yönetmen: Jane Campion

Bu filmin Brezilya’da korkunç eleştirilerle karşılandığını hatırlıyorum. Ben de izlemeye “Jane Campion bu filmi ne kadar batırmış olabilir ki?” diye düşünerek, üzgün şekilde gittim. Filmin ilk 10 dakikasında çoğu eleştirmenin haksız ya da yersiz olduğunu söyleyebilirdim. Jane’in tüm filmleri gibi bu da zevkli, üzücü ve delice.

3. Siyah Nergis – Black Narcissus (1947)

Yönetmen: Michael Powell & Emeric Pressburger

İzolasyonun dramatik olması için enfes mat tablolara ihtiyacı vardır. Ama bu film ayrıca inanç, hafıza ve arzu gibi, benim her zaman yakınımda tuttuğum, önemli bulduğum temalarla ilgili.

4. Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler – Snow White and the Seven Dwarfs (1937)

Yönetmen: David Hand, Wilfred Jackson, Ben Sharpsteen, Larry Morey, William Cottrell, Perce Pearce

Bazıları, kıskanmanın çoğu mutsuzluğunun kaynağı olan duygu olduğunu söyler. Ama yine de bu konuda çok da fazla sayıda harika film yok. Pamuk Prenses benim için bunların hâlâ en iyisi ve ayrıca mizansen konusunda bir zirve noktası.

5. Yağmurdan Sonraki Soluk Ayın Hikâyeleri –  Ugetsu Monogatari (1953)

Yönetmen: Kenji Mizoguchi

Bu tarif edilmesi çok zor bir film. Bunu izlemek, bir dağ ya da bir ağaca bakmak ve rüzgar sebebiyle ürpermek gibi. Belki bir mucizeye ya da başka bir boyuttan gelen bir canavara bakıyor olmak da böyle bir histir.

6. Para – L’argent (1983)

Yönetmen: Robert Bresson

Paranın kölesi olmuş bizler, salondan korku içinde ayrılırız. “Dehşet, dehşet.”

7. Blair Cadısı – The Blair Witch Project (1999)

Bu film ödümü patlatıyor. Bunu da film gramerinin karşısına video gramerini koyarak yapıyor – başka bir deyişle dili sayesinde. Ve ayrıca hepimizin içinde olan o evrensel korkuyla alakalı.

8. Küçük Azize – La niña santa (2004)

Yönetmen: Lucrecia Martel

Lucrecia Martel, salonlar, restoranlar, yatak odaları ve -tabii ki- bir hotel havuzununun içinde, sürekli sallantı hâlindeki bir dünya yaratıyor. İzlerken bu dünyanın dışında olduğunu değil, onun bir parçası olduğunu hissediyorsun. Tıpkı Black Narcissus gibi, bu filmde inanç, arzu ve hafıza ile ilgili. Ama bu iki film, bir şekilde farklı sonuçlara ulaşıyor.

9. Operetta Tanuki Goten (2005)

Yönetmen: Seijun Suzuki

Seijun Suzuki’nin son filmi, tüm olası janraların patlayıcı bir karışımı gibi. Fantastik ve fevkalade (ve belki diğer tüm sıfatlar).

10. Ganga Bruta (1933)

Yönetmen: Humberto Mauro

Bunun listedeki tek Brezilya filmi olması, sevdiğim tek Brezilya filminin bu olduğu anlamına gelmiyor. Hatta bunun favori filmim olduğundan bir yüzde yüz emin değilim. Ama bu erken dönemin harika sinemacılarından Humberto Mauro‘nun yönettiği komple ve güzel bir film. Klasik sinemanın büyük esprilerini kullanıyor ama ama özünde çok Brezilyalı. Ortaya çıkan sonuç, garip ve heyecan verici kıvılcımlar yaratıyor.

11. Yırtık Rahibe – Sister Act (1992)

Yönetmen: Emile Ardolino

Whoopi Goldberg, Kathy Najimy, Wendy Makkenna, Mary Wickes ve Maggie Smith farklı yaşam tarzılarına sahip kadınlar arasında bir diyalog inşa ederken, filmi de insanın yapabileceğinin ötesinde bir seviyeye taşıyorlar. İlk izlediğimde 11 yaşındaydım, bir sahil şehri olan Santos’ta ailemle birlikte yaz tatilindeydim. Çok fena gülmüştük, ve yeniden izlediğimizde hâlâ fena gülüyoruz.

12. Yamyamlar – Os Canibais (1988)

Yönetmen: Manoel de Oliveira

Manoel de Oliviera’dan yamyamlık ve kapitalist baskının diğer biçimleri hakkında garip bir dönem müzikali – ve ayrıca onun harika Leonor Silveira ile ilk ortak çalışması.

13. Köy – The Village (2004)

Yönetmen: M. Night Shyamalan

“Bize ayrılan süre için minnettarız.” Bu film, üzücüğünü aşka olan sıkı inancıyla gizliyor. Hakkındaki tartışmalar artık sona erdi ve devasa oyuncu kadrosu kusursuz ve kompleks bir karakter galerisi yaratıyor. M. Night Shyamalan ve Jane Campion ıssız bir adaya götürmek isteyeceğim yaşayan iki yönetmen (tabii onlar da gelmek isterse).

14. Masmanyaklar – Multiple Maniacs (1970)

Yönetmen: John Waters

“Seni öyle çok seviyorum ki sıçabilirim.” John Waters’ın kalbimde büyük bir yeri var.

15. Bebek Bakıcısının Maceraları – Adventures in Babysitting (1987)

Yönetmen: Chris Columbus

Erkek kardeşlerimle birlikte, çocukluğumuzda yapılan mahalle toplantılarını huzursuz ederken bize yardımcı olan, 80’lerden romantik bir orta sınıf komedi macera filmi. “Thor hakkında söylediklerini geri al!”

Bonus: Uzak (2002)

Yönetmen: Nuri Bilge Ceylan

Türkiye sineması hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak isterdim. Listeye Türkiye’den bir film eklemek zorunda olsam Uzak’ı seçerdim, şimdilik.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information