Edmund Hillary ve Tenzing Norgay, 1953 yılında Everest Dağı'nın tepesine ilk kez çıkabilen iki isim oldu. Sir Edmund Hillary, Everest Dağı'nın tepesine ulaşmak için yaptığı denemeler sırasında, Everest Dağı'nda yaşayan bir canavarın varlığına dair ipuçlarıyla karşılaştı ve efsanenin peşine düştü. Hatta Edmund Hillary ve Tenzing Norgay, tırmanışları sırasında bu efsaneye ait olabilecek ayak izleriyle karşılaştıklarını bile söyledi. Dreamworks ve Şangay merkezli Pearl Studios’un ilk iş birliğinin ürünü olan Yeti Efsanesi, Everest Dağı'na tırmanmayı başarmış ve bu sırada yeti gördüğünü söylemesi üzerine insanların alay konusu olmuş eski bir tırmanışçının, kaçırdığı yeti ile herkese efsanenin gerçekliğini kanıtlama çabasını anlatıyor. Çatısına gizlendiği Yi (Chloe Bennet) isimli küçük kızın Everest ismini verdiği yeti, insanların kendisi için kurduğu tüm planlardan evine ve ailesine kaçabilmek için elinden geleni yapıyor. Jill Culton'ın (Monsters) yazarlığı ve yönetmenliğini üstlendiği Yeti Efsanesi, bir yetinin üç genç yaştaki çocukla kurduğu dostluğu konu alırken, aynı zamanda içerdiği "bu ağacı çok sevdim, onu hemen kesin ve evime götürün!" gibi repliklerle insanların doğa ve doğanın güzellikleri karşısındaki bencilliklerini gözler önüne seriyor. Baş karakteri olarak kendisine genç bir kızı seçen animasyon serisi Ejderhanı Nasıl Eğitirsin?'e yaptığı ev sahipliğinden sonra, Dreamworks, bu kez ana karakterinin bir kadın olmasına ek olarak yönetmenliğini ve senaristliğini de bir kadının üstlendiği Yeti Efsanesi’yle, cinsiyet eşitliği konusundaki duruşunu güçlendiriyor. Böylece Yeti Efsanesi, Sony Pictures’ın ilk animasyon filminin yönetmeni olan Jill Culton’ın başarılarına dev stüdyolardan birine bağımsız olarak çalışarak animasyon filmi yapan ilk kadın olma özelliğini katıyor. Genç yaş kitlesine hitap eden filmin kadrosunda Chloe Bennet, Tenzing Norgay Trainor (Tenzing Norgay’ın torunu), Sarah Paulson, Eddie Izzard ve Albert Tsai gibi isimler yer alıyor. Sevimli tüy yumağı Everest’in ailesine dönme çabasını gerçekleştirmek amacıyla gelişen güçlü bir dostluğu anlatan film, büyüleyici müzikleri ve başarılı görsellerine rağmen, tahmin edilebilir senaryosu ve kuru diyaloglarıyla duygusal potansiyelinin altında kalıyor.  Yeti Efsanesi: Azmin Gücü ve Biraz da Yeti Sihri Yi, çok sevdiği babasının vefatıyla mücadele eden ve bu sırada ailesinden uzaklaşan genç bir kız. Çatı katında eski tırmanışçı Burnish (Eddie Izzard) ve onun için çalışan doktor Zara'dan (Sarah Paulson) kaçan Yeti’yi bulmasıyla onu evine ve ailesine kavuştururken Yi’yi babasıyla gitmek istediği yerlere götürecek bir yolculuğa çıkıyor ve komşusu Jin (Tenzing Norgay Trainor) ve kuzeni Pen de (Albert Tsai) onlara katılıyor. Burnish, Everest Dağı'nın tepesine çıkmayı başardığında bir Yeti ile karşılaşıyor, ancak, döndüğünde ve bu macerayı insanlara anlattığında alay konusu olmaktan öteye gidemiyor. Bunun üzerine Burnish, uzun süren çabaların sonucunda insanlara gördüklerini ispat edebilmek içi bir Yeti yakalıyor ve şehre getiriyor. Ancak Yeti, Everest, kaçmayı başarıyor ve Burnish’in ve Yeti’yi deneylerde kullanılması için satmayı planlayan Dr. Zara’nın hedefi hâline geliyor. Rupert Gregson-Williams'ın (Wonder Woman, Aquaman) duygusal müzikleriyle çocukları enstrüman çalmaya teşvik eden film, aynı zamanda hayvanlar ve insanlar arasında kurulmuş güçlü bir dostluğu anlatıyor. Filmin dokunduğu önemli konulardan bir başkası ise, insanların doğaya karşı tutturduğu bencil ve hırslı tutum olarak gösterilebilir. Dr. Zara başta olmak üzere zaman zaman Burnish de bu açlığa sahip olan insanlara örnek olarak tanıtılıyor. Çünkü biz insanlar, bütün açlığımız ve bencilliğimizle, doğanın güzelliklerine saygı gösterip korumaktansa, bu güzelliklere sahip olmaya ve onları yok etmeye çabalıyoruz.…

Yazarın Puanı

Puan - 55%

55%

Sevimli tüy yumağı Everest’in ailesine dönme çabasını gerçekleştirme amacıyla gelişen güçlü bir dostluğu anlatan film, büyüleyici müzikleri ve başarılı görsellerine rağmen, tahmin edilebilir senaryosu ve kuru diyaloglarıyla, duygusal potansiyelinin altında kalıyor.

Kullanıcı Puanları: 3.08 ( 2 votes)
55

Edmund Hillary ve Tenzing Norgay, 1953 yılında Everest Dağı’nın tepesine ilk kez çıkabilen iki isim oldu. Sir Edmund Hillary, Everest Dağı’nın tepesine ulaşmak için yaptığı denemeler sırasında, Everest Dağı’nda yaşayan bir canavarın varlığına dair ipuçlarıyla karşılaştı ve efsanenin peşine düştü. Hatta Edmund Hillary ve Tenzing Norgay, tırmanışları sırasında bu efsaneye ait olabilecek ayak izleriyle karşılaştıklarını bile söyledi. Dreamworks ve Şangay merkezli Pearl Studios’un ilk iş birliğinin ürünü olan Yeti Efsanesi, Everest Dağı’na tırmanmayı başarmış ve bu sırada yeti gördüğünü söylemesi üzerine insanların alay konusu olmuş eski bir tırmanışçının, kaçırdığı yeti ile herkese efsanenin gerçekliğini kanıtlama çabasını anlatıyor. Çatısına gizlendiği Yi (Chloe Bennet) isimli küçük kızın Everest ismini verdiği yeti, insanların kendisi için kurduğu tüm planlardan evine ve ailesine kaçabilmek için elinden geleni yapıyor.

Jill Culton’ın (Monsters) yazarlığı ve yönetmenliğini üstlendiği Yeti Efsanesi, bir yetinin üç genç yaştaki çocukla kurduğu dostluğu konu alırken, aynı zamanda içerdiği “bu ağacı çok sevdim, onu hemen kesin ve evime götürün!” gibi repliklerle insanların doğa ve doğanın güzellikleri karşısındaki bencilliklerini gözler önüne seriyor. Baş karakteri olarak kendisine genç bir kızı seçen animasyon serisi Ejderhanı Nasıl Eğitirsin?’e yaptığı ev sahipliğinden sonra, Dreamworks, bu kez ana karakterinin bir kadın olmasına ek olarak yönetmenliğini ve senaristliğini de bir kadının üstlendiği Yeti Efsanesi’yle, cinsiyet eşitliği konusundaki duruşunu güçlendiriyor. Böylece Yeti Efsanesi, Sony Pictures’ın ilk animasyon filminin yönetmeni olan Jill Culton’ın başarılarına dev stüdyolardan birine bağımsız olarak çalışarak animasyon filmi yapan ilk kadın olma özelliğini katıyor. Genç yaş kitlesine hitap eden filmin kadrosunda Chloe Bennet, Tenzing Norgay Trainor (Tenzing Norgay’ın torunu), Sarah Paulson, Eddie Izzard ve Albert Tsai gibi isimler yer alıyor. Sevimli tüy yumağı Everest’in ailesine dönme çabasını gerçekleştirmek amacıyla gelişen güçlü bir dostluğu anlatan film, büyüleyici müzikleri ve başarılı görsellerine rağmen, tahmin edilebilir senaryosu ve kuru diyaloglarıyla duygusal potansiyelinin altında kalıyor. 

Yeti Efsanesi: Azmin Gücü ve Biraz da Yeti Sihri

Yi, çok sevdiği babasının vefatıyla mücadele eden ve bu sırada ailesinden uzaklaşan genç bir kız. Çatı katında eski tırmanışçı Burnish (Eddie Izzard) ve onun için çalışan doktor Zara’dan (Sarah Paulson) kaçan Yeti’yi bulmasıyla onu evine ve ailesine kavuştururken Yi’yi babasıyla gitmek istediği yerlere götürecek bir yolculuğa çıkıyor ve komşusu Jin (Tenzing Norgay Trainor) ve kuzeni Pen de (Albert Tsai) onlara katılıyor. Burnish, Everest Dağı’nın tepesine çıkmayı başardığında bir Yeti ile karşılaşıyor, ancak, döndüğünde ve bu macerayı insanlara anlattığında alay konusu olmaktan öteye gidemiyor. Bunun üzerine Burnish, uzun süren çabaların sonucunda insanlara gördüklerini ispat edebilmek içi bir Yeti yakalıyor ve şehre getiriyor. Ancak Yeti, Everest, kaçmayı başarıyor ve Burnish’in ve Yeti’yi deneylerde kullanılması için satmayı planlayan Dr. Zara’nın hedefi hâline geliyor. Rupert Gregson-Williams’ın (Wonder Woman, Aquaman) duygusal müzikleriyle çocukları enstrüman çalmaya teşvik eden film, aynı zamanda hayvanlar ve insanlar arasında kurulmuş güçlü bir dostluğu anlatıyor. Filmin dokunduğu önemli konulardan bir başkası ise, insanların doğaya karşı tutturduğu bencil ve hırslı tutum olarak gösterilebilir. Dr. Zara başta olmak üzere zaman zaman Burnish de bu açlığa sahip olan insanlara örnek olarak tanıtılıyor. Çünkü biz insanlar, bütün açlığımız ve bencilliğimizle, doğanın güzelliklerine saygı gösterip korumaktansa, bu güzelliklere sahip olmaya ve onları yok etmeye çabalıyoruz. Doğayı harekete geçiren özel güçlere sahip Everest, muhtemelen çocuk yaşlarda, pofuduk ve sevimli bir canavar olarak karşımıza gayet bağ kurulabilir biçimde çıkıyor. Küçük yaşta çocukların eğlenerek izlenebileceği hikâyeyi, Yi ile kurduğu dostluk sayesinde  bağ kurulabilir hâle getiriyor. Arkadaşlığın gücünü ortaya koyan filmin duygusal yükü en ağır sahneleri ise, müziğin ve Everest’in özel güçlerinin hakim olduğu sahneler. Yeti Efsanesi, doğa ve insan arasındaki dostluğa Yeti’nin ve müziğin sihrini katarak çocuklara aile ve dostluğun önemini anlatırken sanatın büyüsünü de sunuyor, ancak, tahmin edilebilir hikâyesi ve kuru diyaloglarıyla etkisini kalıcılaştıramıyor.

Animasyon türündeki filmler, genellikle içerdiği mesajlarla küçük yaştaki çocukları hedeflerken, komik diyaloglarıyla da yetişkinleri eğlendiriyor. Böylece, her yaşta izleyici kitlesini etkisi altına alarak, ulaştığı geniş kitleyle ticari anlamda da getirisini arttırıyor. Ancak Yeti Efsanesi’nin hikâyesi, belli bir yaşın üzeri için fazlaca tahmin edilebilir kalıyor. Film başladığı andan itibaren zaten nasıl biteceğini kolayca öngörebiliyoruz ve film, bu anlamda bizleri hiç şaşırtmıyor ve kendimizi hikayenin rüzgarında kaybetmekten çok, Everest’in oyuncak halinin ne zaman raflarda yerini bulacağını düşünürken buluyoruz. Bu tür filmlerde komik diyaloglar aynı zamanda karakterler arasındaki bağı ve hikâyenin duygusal yoğunluğunu da beslerken, Yeti Efsanesi’nde karakterler genellikle ne yapacaklarından ve kurdukları plandan bahsederek ne yazık ki izleyicisini güldüremiyor, bununla da kalmayıp duygusal meselelerin de üstünden hızlıca geçiyor. Başarılı görselleri ve müzikal anlamdaki büyük başarısına rağmen film, karakterlerini çıkardığı maceralar ve kötü karakterini tanıtma gibi konularda daha fazla desteğe ihtiyaç duyuyor. Dr. Zara öncelikle karşımıza doğa sever, iyi bir karaktermiş gibi çıkıyor ve Burnish filmin kötü karakteri olmaya yakın duruyor. Ancak film, beklenmedik ve yeterli derecede desteklenmemiş ani bir dönüş yaparak Dr. Zara’nın Everest’le ilgili gerçek planları üzerinden Dr. Zara’yı kötü karakteri yapıyor. Sabit ve yeterli derecede güçlü bir kötü karakter olmadığı için film, izleyicisini bu sevimli tüy yumağı için yeteri kadar endişelendiremiyor ve bir türlü yaşanan maceraların heyecanını zirveye çıkaramıyor. Dolayısıyla film, her anlamda duygusal potansiyeline ulaşamayarak izleyicisi için kalıcı hâle gelemiyor.

Yeti Efsanesi, müziğin, dostluğun ve dijital efektlerin sihrine inanmak için çok doğru bir sebep olsa da, herkes için etkileyici olmak için heyecan seviyesi yüksek dolayısıyla tahmin edilmesi zor maceralara, eğlenceli diyaloglara ve daha güçlü karakterlere ihtiyaç duyuyor. Film, özellikle küçük yaştaki izleyici kitlesine iyi zaman geçirtecek nitelikte olsa da, etkisinin gücü istenilen seviyelere ulaşamıyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi