Advertisement
Türkiye sineması hakkında konuşmaya başladığımızda bahsedecek sorun bulmak pek de zor değil. Bağımsız film kategorisine giren yapımların yaşadığı dağıtım sorunlarını -eğer bu mümkünse- bir kenara koyabildiğimizde, içeriklerindeki tektipleşmeden sıklıkla bahsediyor, hatta şikayetçi oluyoruz. Benzer bir tektipleşme Türkiye ana akım sineması için de geçerli. "Komedyen filmleri" ve onların daha da kötü durumdaki varyasyonları ülkenin tekel hâlini almış sinema salonları zincirinin salonlarını domine etmiş durumda -ya da pandemi öncesi domine etmiş durumdaydı. Bunun yanında, her ne kadar geçtiğimiz yıllardaki etkilerini kaybetmeye başladılarsa da, dini temelli korku filmlerine de ufak bir parantez açılabilir. Bu durum, sinemanın temel unsurlarını layığıyla yerine getiren ana akım filmleri dahi mumla aranır hâle getirirken, bağımsız sinema ile daha "seyirci dostu" yapımların arasında gerek genel seyirci ilgisi bakımından gerekse de görünürlük açısından devasa bir uçurumun oluşmasına neden oldu. Ülkemizde, bu iki sinema anlayışı arasında yer alan; sinema sanatının temel gerekliliklerini unutmadan ana akım işlere imza atmış az sayıdaki yönetmenlerden biri de Ozan Açıktan. Yönetmen, tipik BKM komedileri Çok Filim Hareketler Bunlar ve Sen Kimsin?'in ardından çektiği Silsile ile 33. İstanbul Film Festivali'nde yarışmış, 2017 yapımı Aile Arasında ile hâlâ derli toplu bir yerli komedi çekilebileceği konusunda umutlarımızı yeşertmişti. Açıktan bu kez, Netflix'in Türkiye yapımı ilk orijinal filmi olan Yarına Tek Bilet ile karşımıza çıkıyor. Aynı tren kompartımanında yolu kesişen iki gencin yolculukları boyunca yaşadıklarına odaklanan Yarına Tek Bilet'in sahip olduğu indie damarla, ana akım ve bağımsız bir sinema arasında bir noktada konumlandığını ve aslına bakılırsa en büyük avantajının da bu olduğunu söylemek mümkün. Yarına Tek Bilet: Indie Bir Yol Filmi Yarına Tek Bilet, birkaç istisnai sahne dışında sadece iki oyuncunun kadraja girdiği, çok büyük bir kısmı tek bir trenin, hatta tek bir kompartımanın içinde geçen bir yol filmi. Zaten bu bilgiler de yapımın indie ruhunun kökenine dair doneler sunuyor. Fakat Açıktan, bu maddi unsurların yanına, sadece herhangi bir filmde karşımıza çıkabilecek müzik kullanımı olarak değil, anlatının da önemli bir parçası olarak, zaman zaman karakterlerin birbirlerine dinlettikleri, özenle seçilmiş şarkılar yerleştiriyor. Türkiye indie müziğinin en etkili gruplarından Büyük Ev Ablukada'dan En Güzel Yerinde Evin'den 90'ların kültleşmeye yüz tutmuş, Ercan Saatçi imzalı Sayenizde adlı şarkısına kadar uzanan geniş bir skaladaki şarkılar, hem filmin indie ruhunu çok doğru bir yerden besliyor hem de diegetic ve non-diegetic kullanım arasında gidip gelerek anlatının önemli bir unsuruna dönüşüyor. Hâl böyle olunca Yarına Tek Bilet, müziğin benzer şekilde kullanıldığı Aşkın (500) Günü - (500) Days of Summer gibi filmlerle bir şekilde akrabalık kurmayı başarıyor. Tek bir mekânda, kısa bir zaman aralığında geçen; sadece iki önemli karakterin yer aldığı ve tüm dramatik yapının bu iki karakterin etkileşimi üzerine kurulduğu; müziğin anlatıda oldukça baskın bir yer tuttuğu, ekrana gelen ara yazılarla (ki bu yazıların karakterinden renk seçimine kadar bu ruhu beslemek için tasarlandığını görmek zor değil) hikâyenin bölümlere ayrıldığı bir film olarak Yarına Tek Bilet bir yandan da bir paket, bir konsept film. Bu şekilde dizayn edilmiş bir yapımın özellikle Türkiye sinemasında pek örneğine rastlanmadığını düşünürsek özellikle genç izleyicilerin yoğun ilgisiyle karşılaşacağı çok da zorlanmadan öngörülebilir. Proje tasarımı anlamında Türkiye alışkanlıklarının dışına çıkarak ilgi çekici olmayı başaran Yarına…

Yazar Puanı

Puan - 55%

55%

Aynı tren kompartımanında yolu kesişen iki gence odaklanan Yarına Tek Bilet'in sahip olduğu indie damarla, ana akım ve bağımsız bir sinema arasında bir noktada konumlandığını ve aslına bakılırsa en büyük avantajının da bu olduğunu söylemek mümkün.

Kullanıcı Puanları: 2.87 ( 51 votes)
55

Türkiye sineması hakkında konuşmaya başladığımızda bahsedecek sorun bulmak pek de zor değil. Bağımsız film kategorisine giren yapımların yaşadığı dağıtım sorunlarını -eğer bu mümkünse- bir kenara koyabildiğimizde, içeriklerindeki tektipleşmeden sıklıkla bahsediyor, hatta şikayetçi oluyoruz. Benzer bir tektipleşme Türkiye ana akım sineması için de geçerli. “Komedyen filmleri” ve onların daha da kötü durumdaki varyasyonları ülkenin tekel hâlini almış sinema salonları zincirinin salonlarını domine etmiş durumda -ya da pandemi öncesi domine etmiş durumdaydı. Bunun yanında, her ne kadar geçtiğimiz yıllardaki etkilerini kaybetmeye başladılarsa da, dini temelli korku filmlerine de ufak bir parantez açılabilir. Bu durum, sinemanın temel unsurlarını layığıyla yerine getiren ana akım filmleri dahi mumla aranır hâle getirirken, bağımsız sinema ile daha “seyirci dostu” yapımların arasında gerek genel seyirci ilgisi bakımından gerekse de görünürlük açısından devasa bir uçurumun oluşmasına neden oldu. Ülkemizde, bu iki sinema anlayışı arasında yer alan; sinema sanatının temel gerekliliklerini unutmadan ana akım işlere imza atmış az sayıdaki yönetmenlerden biri de Ozan Açıktan. Yönetmen, tipik BKM komedileri Çok Filim Hareketler Bunlar ve Sen Kimsin?’in ardından çektiği Silsile ile 33. İstanbul Film Festivali’nde yarışmış, 2017 yapımı Aile Arasında ile hâlâ derli toplu bir yerli komedi çekilebileceği konusunda umutlarımızı yeşertmişti. Açıktan bu kez, Netflix’in Türkiye yapımı ilk orijinal filmi olan Yarına Tek Bilet ile karşımıza çıkıyor. Aynı tren kompartımanında yolu kesişen iki gencin yolculukları boyunca yaşadıklarına odaklanan Yarına Tek Bilet’in sahip olduğu indie damarla, ana akım ve bağımsız bir sinema arasında bir noktada konumlandığını ve aslına bakılırsa en büyük avantajının da bu olduğunu söylemek mümkün.

Yarına Tek Bilet: Indie Bir Yol Filmi

Yarına Tek Bilet, birkaç istisnai sahne dışında sadece iki oyuncunun kadraja girdiği, çok büyük bir kısmı tek bir trenin, hatta tek bir kompartımanın içinde geçen bir yol filmi. Zaten bu bilgiler de yapımın indie ruhunun kökenine dair doneler sunuyor. Fakat Açıktan, bu maddi unsurların yanına, sadece herhangi bir filmde karşımıza çıkabilecek müzik kullanımı olarak değil, anlatının da önemli bir parçası olarak, zaman zaman karakterlerin birbirlerine dinlettikleri, özenle seçilmiş şarkılar yerleştiriyor. Türkiye indie müziğinin en etkili gruplarından Büyük Ev Ablukada’dan En Güzel Yerinde Evin’den 90’ların kültleşmeye yüz tutmuş, Ercan Saatçi imzalı Sayenizde adlı şarkısına kadar uzanan geniş bir skaladaki şarkılar, hem filmin indie ruhunu çok doğru bir yerden besliyor hem de diegetic ve non-diegetic kullanım arasında gidip gelerek anlatının önemli bir unsuruna dönüşüyor. Hâl böyle olunca Yarına Tek Bilet, müziğin benzer şekilde kullanıldığı Aşkın (500) Günü – (500) Days of Summer gibi filmlerle bir şekilde akrabalık kurmayı başarıyor. Tek bir mekânda, kısa bir zaman aralığında geçen; sadece iki önemli karakterin yer aldığı ve tüm dramatik yapının bu iki karakterin etkileşimi üzerine kurulduğu; müziğin anlatıda oldukça baskın bir yer tuttuğu, ekrana gelen ara yazılarla (ki bu yazıların karakterinden renk seçimine kadar bu ruhu beslemek için tasarlandığını görmek zor değil) hikâyenin bölümlere ayrıldığı bir film olarak Yarına Tek Bilet bir yandan da bir paket, bir konsept film. Bu şekilde dizayn edilmiş bir yapımın özellikle Türkiye sinemasında pek örneğine rastlanmadığını düşünürsek özellikle genç izleyicilerin yoğun ilgisiyle karşılaşacağı çok da zorlanmadan öngörülebilir.

Proje tasarımı anlamında Türkiye alışkanlıklarının dışına çıkarak ilgi çekici olmayı başaran Yarına Tek Bilet’in en önemli dezavantajı ise senaryosu. Ozan Açıktan ve Faruk Özerten’in birlikte kaleme aldığı senaryonun, tesadüf eseri aynı kompartımanda denk gelen karakterlerin hem birbirlerine hem de seyirciye tanıtıldığı bloğu, özellikle diyalogların inandırıcılığı açısından zorlayıcı olabilecek düzeyde. Tamamı iki karakterin birbirleriyle kurduğu ilişki üzerine gelişen bir anlatının ilk dakikalarında -ki filmin devamında böyle olmadıkları, iletişim kurmaya başlamalarıyla açığa çıkıyor- biri fazla nüktedan biri de fazla aksi olan bir çiftle ilişki kurmanın pek de kolay olmaması ciddi bir sorun olarak nitelenebilir pekâlâ. Velhasıl hikâye genişlemeye ve karakterler üzerlerine biçilen bu kalıplardan sıyrılmaya başladıklarında Yarına Tek Bilet, yarattığı duygu yoğunluğu ile ilgi çekici bir hâl kazanıyor. Bunda oyuncular Metin Akdülger ve Dilan Çiçek Deniz arasındaki kimya ve yönetmen Açıktan’ın olayların geçtiği dar alan ve zamanı duygusal anlamda genişletirken sergilediği hüner etkili oluyor büyük ölçüde. Yine de karakterlerin geçmişlerinden getirdikleri ve bunların anlatıya dâhil olma biçimi ile filmin duygusal anlamda zirve noktası olan bazı anlardaki diyalogların “fazla kitabi” olması, en büyük gücünü seyirciyle indie damarı üzerinden kurduğu samimiyet olan bir yapımın tutarlılığını ciddi anlamda zorluyor.

Drazen Kuljanin’nin Hur man stoppar ett bröllop isimli filminin yeniden çevrimi olan Yarına Tek Bilet, her şeyin ötesine minimal bir anlatı sunan, küçük bir film. Tam da bu sebeple Türkiye sinema sektörünün içinde bulunduğu durumda özellikle ticari anlamda karşılığı pek de olmayan bir yapım olduğu söylenebilir. Bu şartlar altında Açıktan’ın böyle bir film yapması da, özellikle Türkiye yapımı dizilerinde “en iddialıyı” arayan Netflix’in bu projenin hayata geçirilmesi noktasında sorumluluk alması da önemli. Dünya standartlarında benzer sularda yüzen çok daha üst düzey filmlerle karşılaştırdığımızda özellikle senaryo bazında sınıfta kalıyor olmasına rağmen, sineması her geçen gün daha da tektipleşen Türkiye’den Yarına Tek Bilet gibi bir filmin çıkması bir şekilde umut verici.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information