Advertisement
Kayseri’den Marmaris’e gelen Baran'ın (Oğulcan Arman Uslu) tek hayali, daha iyi standartlara sahip olmak, daha iyi bir hayat yaşamak. İçine doğduğu hayat şartlarını iyileştirmek için çıktığı yolculuğunu Avrupa şehirlerinden birinde, vatandaşlık statüsüne sahip olarak bitirmek ise, en büyük hayali. Söz Senettir, bir bakıma hayat şartlarında köklü değişim yapma isteğini harekete döken herkesin hikayesini anlatıyor çünkü hayatta hiçbir iyilik karşılıksız, hiçbir ayrıcalık bedelsiz değil. 2015 yılında Sadakat filmiyle Öğrenci Oscar Ödülü’ne layık görülen İlker Çatak’ın yönetmenliğini üstlendiği film, üç bölüme ayırdığı hikâyesini anlatmaya Marion (Anne-Ratte Polle) ve Baran arasında gerçekleşen bir anlaşmadan daha fazlası olmayan duygu yoksunu evlilik merasimiyle başlıyor. Daha sonra, Kayseri’den Marmaris’e sadece kolunda küçük bir çantayla gelen Baran’ın hikayesini anlatmaya başlıyor. Baran, Marmaris’te bir gece kulübünde bulaşıkçı olarak başladığı kariyerine başka milletlerden gelen turist kadınlar için seks işçiliği yaparak devam ediyor. Bu kadınlara karşı gerçek bir yakınlık hissettiği her fırsatta ise, onlardan ülkelerine dönerken kendisini de götürmelerini, vatandaşlık kazanabilmesi için kendisiyle evlenmelerini rica ediyor. Bu ricası, belirli ayrıcalıklara sahip alman pilot Marion Bach’la karşılaşana dek, hiçbir zaman olumlu bir karşılık bulmuyor. Marion, hastalığını öğrenmesi üzerine müzisyen sevgilisiyle çıktığı bu teselli tatilinde aldığı kötü haberlerin de etkisiyle sürdürdüğü ölü ilişkilerin üstündeki ağırlığından kurtulmaya ve ani kararlar almaya daha yatkın bir ruh hali içerisine giriyor. Böylece Baran, Marion’ın hayatına tesadüfen tam da girmesi gereken bir zamanda giriyor ve hayalini kurduğu standartlara ulaşmasını sağlayacağını düşündüğü altın bilete nihayet ulaşıyor. Peki Baran, çıktığı bu yolculukta nelere, nereye kadar tahammül edebilir? Söz Senettir: Daha İyi Bir Yaşam Mücadelesi Neredeyse tüm enerjisini karakterlerinin performansından alan film için Baran oldukça kilit bir karakter, çünkü Baran, izleyicinin gözündeki yeri her an değişebilecek biri. Kolayca bağ kurulması zor, hatta fırsatçı bir karakter olabilecekken Oğulcan Arman Uslu’nun elinde oldukça samimi bir karaktere dönüşen karakterin bu bağ kurulabilirliği sayesinde, karakterin filmin gidişatına yön veren hayat yolculuğu, izleyici için kolayca takip edilebilir hale bürünüyor. Hayatını değiştirmek amacıyla çıktığı bu yolculukta geçmişi, şimdiki hali ve geleceğini izlerken şahit olduğumuz iyi niyetli, sabırlı, sorumluluk sahibi ve uysal tavırları bir yandan Baran’a bu süreçte inanmamızı, hatta destek olmamızı sağlarken aynı zamanda, bu süreci, bizim için de akıcı ve keyifli kılıyor. Bu özelliği doğal diyaloglarıyla da desteklenen hikaye için büyük önem taşıyan bir diğer karakter ise, Anne-Ratte Polle’ün canlandırdığı Marion Bach. Marion, güçlü ve sert görünümlü bir karakter ancak kariyerini tehlike altına sokan hastalığını öğrendiğinde hayattaki bireysel duruşunu koruması zorlaşıyor. Tam da bu sırada hayatına giren Baran, onun için hem yeni bir proje, hem de ego tatmin kaynağı haline geliyor. Başından beri yaptığı karşılıksız gibi görünen yardımlar aslında, yaşadığı zorlu süreçte zamanla duygusal anlamlar da kazanarak ayakta kalabilmek için aldığı en büyük destek oluyor. Marion ve Baran arasında başlayan duyguları anlatırken film, karakterlerin ait olduğu iki farklı dünya üzerinden, sınıf farkı, ayrımcılık ve ötekileşme gibi kavramlara da değiniyor. Marion, sahip olduğu statü gereği, daima hem anlaşmaları üzerinde hem de başkalarının gözünde daima kontrol sahibiyken Baran, sürekli olarak ayrımcılık ve ön yargıların hedefi oluyor. Zaten Baran’ın yaşadığı bu ön yargılara dayanma sınırı ve bu sınıra en sonunda ulaşıldığında verdiği beklenmedik karar, karakterin samimiyetini ortaya koyuyor.…

Yazar Puanı

Puan - 60%

60%

Söz Senettir, hayat şartlarında köklü değişim yapma isteğini harekete döken Baran’ın hikâyesini hafif ve akıcı bir tavırla anlatırken önyargılara ve zorlu koşullara da yer vermeyi ihmal etmiyor, çünkü, hayatta hiçbir iyilik karşılıksız, hiçbir ayrıcalık bedelsiz değil.

Kullanıcı Puanları: 3.41 ( 4 votes)
60

Kayseri’den Marmaris’e gelen Baran’ın (Oğulcan Arman Uslu) tek hayali, daha iyi standartlara sahip olmak, daha iyi bir hayat yaşamak. İçine doğduğu hayat şartlarını iyileştirmek için çıktığı yolculuğunu Avrupa şehirlerinden birinde, vatandaşlık statüsüne sahip olarak bitirmek ise, en büyük hayali. Söz Senettir, bir bakıma hayat şartlarında köklü değişim yapma isteğini harekete döken herkesin hikayesini anlatıyor çünkü hayatta hiçbir iyilik karşılıksız, hiçbir ayrıcalık bedelsiz değil.

2015 yılında Sadakat filmiyle Öğrenci Oscar Ödülü’ne layık görülen İlker Çatak’ın yönetmenliğini üstlendiği film, üç bölüme ayırdığı hikâyesini anlatmaya Marion (Anne-Ratte Polle) ve Baran arasında gerçekleşen bir anlaşmadan daha fazlası olmayan duygu yoksunu evlilik merasimiyle başlıyor. Daha sonra, Kayseri’den Marmaris’e sadece kolunda küçük bir çantayla gelen Baran’ın hikayesini anlatmaya başlıyor. Baran, Marmaris’te bir gece kulübünde bulaşıkçı olarak başladığı kariyerine başka milletlerden gelen turist kadınlar için seks işçiliği yaparak devam ediyor. Bu kadınlara karşı gerçek bir yakınlık hissettiği her fırsatta ise, onlardan ülkelerine dönerken kendisini de götürmelerini, vatandaşlık kazanabilmesi için kendisiyle evlenmelerini rica ediyor. Bu ricası, belirli ayrıcalıklara sahip alman pilot Marion Bach’la karşılaşana dek, hiçbir zaman olumlu bir karşılık bulmuyor. Marion, hastalığını öğrenmesi üzerine müzisyen sevgilisiyle çıktığı bu teselli tatilinde aldığı kötü haberlerin de etkisiyle sürdürdüğü ölü ilişkilerin üstündeki ağırlığından kurtulmaya ve ani kararlar almaya daha yatkın bir ruh hali içerisine giriyor. Böylece Baran, Marion’ın hayatına tesadüfen tam da girmesi gereken bir zamanda giriyor ve hayalini kurduğu standartlara ulaşmasını sağlayacağını düşündüğü altın bilete nihayet ulaşıyor. Peki Baran, çıktığı bu yolculukta nelere, nereye kadar tahammül edebilir?

Söz Senettir: Daha İyi Bir Yaşam Mücadelesi

Neredeyse tüm enerjisini karakterlerinin performansından alan film için Baran oldukça kilit bir karakter, çünkü Baran, izleyicinin gözündeki yeri her an değişebilecek biri. Kolayca bağ kurulması zor, hatta fırsatçı bir karakter olabilecekken Oğulcan Arman Uslu’nun elinde oldukça samimi bir karaktere dönüşen karakterin bu bağ kurulabilirliği sayesinde, karakterin filmin gidişatına yön veren hayat yolculuğu, izleyici için kolayca takip edilebilir hale bürünüyor. Hayatını değiştirmek amacıyla çıktığı bu yolculukta geçmişi, şimdiki hali ve geleceğini izlerken şahit olduğumuz iyi niyetli, sabırlı, sorumluluk sahibi ve uysal tavırları bir yandan Baran’a bu süreçte inanmamızı, hatta destek olmamızı sağlarken aynı zamanda, bu süreci, bizim için de akıcı ve keyifli kılıyor. Bu özelliği doğal diyaloglarıyla da desteklenen hikaye için büyük önem taşıyan bir diğer karakter ise, Anne-Ratte Polle’ün canlandırdığı Marion Bach. Marion, güçlü ve sert görünümlü bir karakter ancak kariyerini tehlike altına sokan hastalığını öğrendiğinde hayattaki bireysel duruşunu koruması zorlaşıyor. Tam da bu sırada hayatına giren Baran, onun için hem yeni bir proje, hem de ego tatmin kaynağı haline geliyor. Başından beri yaptığı karşılıksız gibi görünen yardımlar aslında, yaşadığı zorlu süreçte zamanla duygusal anlamlar da kazanarak ayakta kalabilmek için aldığı en büyük destek oluyor. Marion ve Baran arasında başlayan duyguları anlatırken film, karakterlerin ait olduğu iki farklı dünya üzerinden, sınıf farkı, ayrımcılık ve ötekileşme gibi kavramlara da değiniyor. Marion, sahip olduğu statü gereği, daima hem anlaşmaları üzerinde hem de başkalarının gözünde daima kontrol sahibiyken Baran, sürekli olarak ayrımcılık ve ön yargıların hedefi oluyor. Zaten Baran’ın yaşadığı bu ön yargılara dayanma sınırı ve bu sınıra en sonunda ulaşıldığında verdiği beklenmedik karar, karakterin samimiyetini ortaya koyuyor.

Söz Senettir, aslında belli bir amacın peşinde sürüklenen bir karakterin üç bölüme ayrılmış mücadele sürecini anlatıyor. Bu yüzden hem hikâyesinin enerjisini sağlamak hem de, gidişatını akıcı kılmak için, karakterlerinden büyük ölçüde güç alıyor. Türkiye’den Almanya’ya uzanan hikaye, elbette özellikle Baran için mücadele gerektiren zorluklar içeriyor ancak, bu zorlukların dramatik etkisinin üzerinde çok fazla durulmuyor. Sıradan insanların, sıradan hikayesini anlatırken film, akıcı fakat yumuşak bir tavır takınıyor. Bu yüzden, hikayenin izleyici üzerinde yarattığı etki hafifliyor ve film bittiğinde hikâyenin uğraştığı konuların, izleyici üzerindeki etkisi belirli bir derinliği aşmıyor. Halbuki, Marmaris’ten, hatta Kayseri’den Almanya’ya uzanan yolculuğunda Baran’ın hazmetmek durumunda kaldığı koşullar da, kariyerinde iyi bir noktadayken meme kanseri teşhisi konan Marion’ın yaşadıkları da insan için üstünden gelmesi kolay şeyler değil. Bütün bunlar düşünüldüğünde, hikâyenin tonunun hafifliği, her ne kadar akıcılığını pekiştirse de, olayları, olduğundan daha kolay, pürüzsüz ve hatta özellikle aralarında başlayan duygusal ilişkiyle tahmin edilebilir bir yola girerek izleyiciye aktarıyor. Dolayısıyla, film son bulduğunda akıllarda geriye kalan hikaye, önemli bir keskinlik içermiyor. Marion’ın Baran’a yaptığı iyilik kendisi için, özellikle içinde bulunduğu süreç bakımından birçok fayda sağlıyor. Fakat yine de, Suriye, Kuzey Kore gibi laf arasında ötekileştirdiği ülkelerle aynı kefeye koyduğu bir ülkenin vatandaşı olan, hiç tanımadığı biriyle, kağıt üzerinde de olsa, yasal olarak her anlamda geçerliliği olan bir evlilik yapıp, o kişiyi bu kadar kapsamlı bir proje haline getirmek için verdiği kararın ardındaki motivasyonlar ikna edici olmak için, Baran’ın ismine ayrılan bir dosya dolusu belgeden daha fazla desteğe ihtiyaç duyuyor. Bu yetersizlik izleyiciyi, film boyunca Marion’u hiç zorunda olmadığı ve kendisi için de tehlike arz edebilecek böyle bir sürecin içine sokan sebepleri bulmak için tatmin edilemeyecek bir arayışa sokuyor.

Söz Senettir, bağ kurulması kolay, akıcı, etkileyici fakat yumuşak bir karakter yolculuğu. Filmin içerdiği tahmin edilebilir olaylara rağmen getirilen ucu açık kalan son, doğal diyaloglar, samimi karakterler ve müzikler gibi filmi farklılaştıran diğer unsurlara eşlik ediyor. Baran ve Marion’ın yollarını kesiştiren iki saate yayılmış bu karakter yolculuğu, çok önemli değişimlere yol açmıyor belki ama, karakterlerinin desteğiyle, hayatın içinden, akıcı bir hikayeye dönüşüyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information