NPWPwjwlTEI


Önemli görüntü yönetmenlerinin teknik tercihlerini deşifre eden bir video inceleme kanalı olan Wolfcrow’un hazırladığı videoda Martin Scorsese, Julie Taymor, Ang Lee, Oliver Stone ve Alejandro Gonzalez Iñarritu gibi yönetmenlerin defalarca çalışmayı tercih ettiği görüntü yönetmeni Rodrigo Prieto’nun sinematografisi inceleniyor.

Hayranlıkla izlediğimiz, sahnelerini aklımızdan çıkaramadığımız, oyuncularının performanslarını rüyalarımızda gördüğümüz o muhteşem filmlerin evrenini yaratan yönetmenlerin isimlerini hep biliriz ama o evreni teknik olarak çözümleyip inşa eden, bir kurgu içinde anlamlı bir izlek hâline gelecek şekilde resmeden görüntü yönetmenleri bazen yönetmenden bile zorlu işlere kalkışmalarına rağmen yönetmenler kadar göz önünde olmazlar. Bunun temel nedeni de görüntü yönetmenliğinin teknik bir mesele olması ve hikâye anlatımında kendi inisiyatiflerini kullanırken tamamen filme ve yönetmenin aklındaki evrene hizmet edecek tercihlerde bulunmalarıdır. Böylece kendi tercihlerini belli edecek bir izlek sunmaktansa, film evrenini olabildiğince sürükleyici ve cezbedici bir hâle getirmek için kendi varlıklarını ortadan kaldırmaları gerekir. Kendi varlıklarını hikâye anlatımına armağan eden görüntü yönetmenleri arasındaki en başarılı isimlerden Rodrigo Prieto da sunduğu yetkin filmografi ve imzasını gizlice bıraktığı filmleri ile dikkat çeken bir isim.

Rodrigo Prieto’nun Sinematografisi

Düşük bütçeli korku filmleri ve sonrasında reklam filmleri ile kariyerine başlayan Rodrigo Prieto’nun, belli bir zaman geçince yolu Alejandro Gonzales Iñaritu ile kesişiyor. Iñaritu ile önce Paramparça Aşklar ve Köpekler – Amores Perros’u çeken Prieto, bu üçlemenin diğer iki filmin 21 Gram – 21 Grams ve Babil – Babel’de de yönetmenle çalışmaya devam ediyor. Üç filmde de hikâyeye hizmet edecek dokuyu yaratan farklı film ve film yıkama tekniği kullanan Prieto, bu üçlemenin sinematografisinde ayrıca renk konusunda da filmlerin evrenine ait bir kodlama kullanarak karakterlerin belli bir renk üzerinden tanımlanmasını sağlıyor. Örneğin, 21 Gramda Sean Pean’in canlandırdığı Paul Rivers daha soğuk tonlara sahip renklerle karakterize edilirken, Benicio Del Toro’nun canlandırığı Jack Jordan sıcak renklerle, Naomi Watts’ın tarafından canlandırılan Cristina Peck daha doğal ve renksiz seyreden tonlarla kimlik kazanıyor. Film ilerledikçe de tüm renkler daha sıcak bir ton elde ediyor. Prieto, Frida’da Frida Kahlo’nun hayatının önemli dönemlerini ayırt edebilmek için de benzer bir tekniği kullanırken, daha radikal bir kararla Oliver Stone’un Büyük İskender – Alexander filmindeki ünlü savaş sahnesini kızılötesi filmle çekmeyi tercih ediyor.

Rodrigo Prieto sinematografisindeki en belirgin tercihleri arasında film, lens ve çerçeve oranındaki yaratıcı kullanımı en başta geliyor. Hem Iñaritu’nun üçlemesinde, hem de Argo’da tekrar ettiği “film içindeki belli mekânları tanımlamak için farklı çerçeve oranı kullanma” tekniği Prieto’nun en ustalıkla kullandığı sinematografi tercihi. Bunun dışında çoğunlukla analog filmle çekim yapmayı tercih eden Prieto, The Wolf of Wall Street’de gündüz sahnelerini oyuncuların cilt tonlarını daha iyi yakalamak için analog filmle çekerken gece sahnelerini Alexa ile kaydetmeyi tercih ediyor.

Prieto’nun bu denli önemli filmlerin kamerasını yönetiyor olmasının ardında yatan temel sebeplerden biri de, görüntü yönetmeninin oyuncularla olan organik bağı yakalamak adına kamera kullanımını çoğunlukla kendisinin üstlenmesi. Nasıl görüneceklerine dair oldukça titiz davrnana birçok Hollywood yıldızının kendisini güvenli ellerde hissetmesi için Prieto kadar yetkin bir isimle çalışmayı tercih etmeleri de anlaşılır oluyor böylelikle.

Sinematografi dendiğinde en önemli mesele tabii ki ışıktır, çünkü zaten temelde sinematografinin kendisi “ışıkla resmetmektir.” Rodrigo Prieto’nun ışık tercihlerinde de oldukça tutarlı bir çizgide durduğunu filmografisindeki benzerliklerle görmek mümkün. Videoda detaylı bir şekilde kullandığı ışık malzemelerinin deşifresinin yapıldığı sinematografisinde, Prieto’nun ilk döneminde çok sık flare kullanırken, son zamanlarda key ışık olarak birden fazla kaynak kullandığı açıklanıyor.

Oldukça doğal ve izleyiciye görüntünün doğru aktarıldığı bir sinematografi oluşturmaya çalışan Prieto, hem Hollywood sinemasının hem de dünyanın en iyi görüntü yönetmenleri arasında hikâye anlatımının deşifresini yapmaya devam ediyor.


Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi