Çocuk ve Canavar ile Zamanda Sıçrayan Kız gibi başarılı animelere imza atan Mamoru Hosoda tarafından yazılan ve yönetilen Mirai, bu yıl 91. kez gerçekleştirilen Akademi Ödülleri’nde En İyi Animasyon Film dalı adaylarından bir tanesiydi. Mamoru Hosoda’nın en kişisel filmi olarak sınıflandırılabilecek Mirai, dört yaşındaki Kun (Moka Kamishiraishi)’un aileye yeni katılan kız kardeşi Mirai (Haru Kuroki)’a alışma sürecini, hayal gücünün ürünü olan zaman yolculukları sayesinde keşfettiği aile değerlerinin ortaya çıkardığı anlayış duygusunun yardımıyla anlatıyor. Film, Kun’un küçük kardeşinin eve gelişine hazırlanışı ile başlıyor. Durumla ilgili hem heyecanlı hem de biraz tedirgin Kun. Küçük Mirai ile tanıştığı ilk anda ona ağabeylik yapacağına söz veriyor ancak zamanla bu durum kendisi için zorlu bir hâle gelmeye başlıyor. Çünkü evin tek çocuğu Kun’un, Mirai’ı benimsemeden hesaba katmayı unuttuğu bir şey var; ailesinin sevgisini ve ilgilisini devamlı ilgiye muhtaç küçük bir bebekle paylaşmak zorunda kalacağı gerçeği. Tıpkı, evin köpeği Yukko (Mitsuo Yoshihara)’nun bir zamanlar Kun’un gelişiyle yaşadıkları gibi. En kişisel filmi olmaya aday Mirai'da yönetmen Hosoda, kendisi tek çocuk olduğu için daha önce hiç deneyimleyemediği kardeşlik duygusunu, ikinci çocuğunun dünyaya gelişinden sonra kendi oğlunun yaşadıklarından hareketle, dört yaşındaki bir çocuğun gözlerinden yansıtıyor. Kun, dünyasını değiştiren bu olayla hayal gücünün yardımıyla çıktığı zaman yolculuklarında ailesine ve aile olmanın kıymetine dair öğrendikleriyle başa çıkıyor. Mirai: Değişime Ayak Uydurabilmeyi Sağlayan Anime Bir Yolculuk Kun, evin tek çocuğu olarak ilginin merkezinde yaşamaya alışmış ve henüz dört yaşında. Günün birinde anne ve babası kucaklarında kendisinden daha fazla ilgiye muhtaç küçük bir bebekle geldiğinde ise, önce annesinin ilgisi için çığlıklar atmaya başlıyor. Kıskançlık duygusunun odağına yerleştirdiği Mirai’a oyuncaklarıyla zarar veriyor, annesini bir cadı gibi karakterize ediyor, ailesine hiç durmadan yaşadıkları kaos arasında kendisini fark ettirmeye çalışıyor ve en sonunda ise durumu kabullenmeyi ve anlayış göstermeyi öğreniyor. Kun, dört yaşında bir çocuk için olağan tavırlar gösterirken zaman zaman izleyici için geçirdiği küçük krizler sebebiyle ailesinin sevgi dolu tutumuna rağmen gösterdiği fevri tavırlarıyla anlaşılabilir olmaktan ziyade, itici olmaya yakın durabiliyor. Elbette ki O, henüz dört yaşında bir çocuk ve küçük dünyası için kocaman bir değişimle başa çıkması zorlu bir serüven. Ancak bazen duruma karşı sürekli sergilediği bencil tutumu bağ kurulabilirliğini zedeliyor. Hayatın çok içinden bir durumu izleyiciyle buluşturan film için var olan bir diğer tehdit ise olayların gidişatının hızı olarak gösterilebilir. Film, hikâyesini fantastik serüvenlerle anlatmayı tercih etse de, genel anlamda olayların temposu yavaş denebilecek bir seviyede ilerliyor. Hedef kitlesi küçük çocuklar olan filmin kullandığı dil ve Kun’un geçirdiği krizler haricinde olaya yaklaşırken seçtiği, aile üyelerinin geçmişlerinden ders çıkarmaya yönelik olgun bakış açısı, yetişkin kitle için daha fazla anlam ifade ediyor. Yani Mirai, Hosoda’nın çocukların farkındalıklarının zannettiğimizden daha yüksek olduğu ve onların, onların farz ettiğimizden daha zeki oldukları fikrine hizmet eden bir şekilde çocuklara; kardeşlik, paylaşma ve aile olma olgularını, biraz fazla yetişkin bir şekilde anlatıyor. Yapılan yolculuklarla filmin anlatısını masallaştırırken bir yandan da anlatmak istediklerini göze sokmadan izleyicisinden bağ kurma ve anlayış gösterme çabasını bekliyor. Çizimlerinin çoğunun, özellikle arka planların günümüzde kaybolmaya yüz tutan el çizimleriyle gerçekleştirildiği filmin, yetişkin izleyicisi için birçok anlam içerdiği bir gerçek. Ancak küçük izleyicilerin çözme ve takip etme…

Yazar Puanı

Puan - 75%

75%

Mamoru Hosoda’nın en kişisel filmi olarak sınıflandırılabilecek Mirai, dört yaşındaki Kun’un aileye yeni katılan kız kardeşi Mirai’a alışma sürecini, hayal gücünün ürünü olan zaman yolculukları sayesinde keşfettiği aile değerlerinin ortaya çıkardığı anlayış duygusunun yardımıyla anlatıyor.

Kullanıcı Puanları: 4.08 ( 3 votes)
75

Çocuk ve Canavar ile Zamanda Sıçrayan Kız gibi başarılı animelere imza atan Mamoru Hosoda tarafından yazılan ve yönetilen Mirai, bu yıl 91. kez gerçekleştirilen Akademi Ödülleri’nde En İyi Animasyon Film dalı adaylarından bir tanesiydi. Mamoru Hosoda’nın en kişisel filmi olarak sınıflandırılabilecek Mirai, dört yaşındaki Kun (Moka Kamishiraishi)’un aileye yeni katılan kız kardeşi Mirai (Haru Kuroki)’a alışma sürecini, hayal gücünün ürünü olan zaman yolculukları sayesinde keşfettiği aile değerlerinin ortaya çıkardığı anlayış duygusunun yardımıyla anlatıyor.

Film, Kun’un küçük kardeşinin eve gelişine hazırlanışı ile başlıyor. Durumla ilgili hem heyecanlı hem de biraz tedirgin Kun. Küçük Mirai ile tanıştığı ilk anda ona ağabeylik yapacağına söz veriyor ancak zamanla bu durum kendisi için zorlu bir hâle gelmeye başlıyor. Çünkü evin tek çocuğu Kun’un, Mirai’ı benimsemeden hesaba katmayı unuttuğu bir şey var; ailesinin sevgisini ve ilgilisini devamlı ilgiye muhtaç küçük bir bebekle paylaşmak zorunda kalacağı gerçeği. Tıpkı, evin köpeği Yukko (Mitsuo Yoshihara)’nun bir zamanlar Kun’un gelişiyle yaşadıkları gibi. En kişisel filmi olmaya aday Mirai’da yönetmen Hosoda, kendisi tek çocuk olduğu için daha önce hiç deneyimleyemediği kardeşlik duygusunu, ikinci çocuğunun dünyaya gelişinden sonra kendi oğlunun yaşadıklarından hareketle, dört yaşındaki bir çocuğun gözlerinden yansıtıyor. Kun, dünyasını değiştiren bu olayla hayal gücünün yardımıyla çıktığı zaman yolculuklarında ailesine ve aile olmanın kıymetine dair öğrendikleriyle başa çıkıyor.

Mirai: Değişime Ayak Uydurabilmeyi Sağlayan Anime Bir Yolculuk

Kun, evin tek çocuğu olarak ilginin merkezinde yaşamaya alışmış ve henüz dört yaşında. Günün birinde anne ve babası kucaklarında kendisinden daha fazla ilgiye muhtaç küçük bir bebekle geldiğinde ise, önce annesinin ilgisi için çığlıklar atmaya başlıyor. Kıskançlık duygusunun odağına yerleştirdiği Mirai’a oyuncaklarıyla zarar veriyor, annesini bir cadı gibi karakterize ediyor, ailesine hiç durmadan yaşadıkları kaos arasında kendisini fark ettirmeye çalışıyor ve en sonunda ise durumu kabullenmeyi ve anlayış göstermeyi öğreniyor. Kun, dört yaşında bir çocuk için olağan tavırlar gösterirken zaman zaman izleyici için geçirdiği küçük krizler sebebiyle ailesinin sevgi dolu tutumuna rağmen gösterdiği fevri tavırlarıyla anlaşılabilir olmaktan ziyade, itici olmaya yakın durabiliyor. Elbette ki O, henüz dört yaşında bir çocuk ve küçük dünyası için kocaman bir değişimle başa çıkması zorlu bir serüven. Ancak bazen duruma karşı sürekli sergilediği bencil tutumu bağ kurulabilirliğini zedeliyor. Hayatın çok içinden bir durumu izleyiciyle buluşturan film için var olan bir diğer tehdit ise olayların gidişatının hızı olarak gösterilebilir. Film, hikâyesini fantastik serüvenlerle anlatmayı tercih etse de, genel anlamda olayların temposu yavaş denebilecek bir seviyede ilerliyor. Hedef kitlesi küçük çocuklar olan filmin kullandığı dil ve Kun’un geçirdiği krizler haricinde olaya yaklaşırken seçtiği, aile üyelerinin geçmişlerinden ders çıkarmaya yönelik olgun bakış açısı, yetişkin kitle için daha fazla anlam ifade ediyor. Yani Mirai, Hosoda’nın çocukların farkındalıklarının zannettiğimizden daha yüksek olduğu ve onların, onların farz ettiğimizden daha zeki oldukları fikrine hizmet eden bir şekilde çocuklara; kardeşlik, paylaşma ve aile olma olgularını, biraz fazla yetişkin bir şekilde anlatıyor. Yapılan yolculuklarla filmin anlatısını masallaştırırken bir yandan da anlatmak istediklerini göze sokmadan izleyicisinden bağ kurma ve anlayış gösterme çabasını bekliyor. Çizimlerinin çoğunun, özellikle arka planların günümüzde kaybolmaya yüz tutan el çizimleriyle gerçekleştirildiği filmin, yetişkin izleyicisi için birçok anlam içerdiği bir gerçek. Ancak küçük izleyicilerin çözme ve takip etme deneyiminin ne kadar kolay olacağı bir tartışma konusu olarak kalıyor.

Film, bağ kurulması oldukça basit bir konuyu anlatıyor. Çünkü bu durum, hepimizin başına, kardeşimiz olmasa bile, hayatımızın bir noktasında geliyor. Hayat bizlere mutlaka sevdiklerimizi paylaşmamız gerekebileceğini ve bunun bizim değerimizi azaltmayacağını öğretiyor. Hepimiz önce Kun gibi bu fikirle savaşsak da, hayatımıza giren yeniliklerle çıktığımız yeni maceralar, sevdiklerimize empati duymamızı sağlayacak, geçmişten gelen hikâyeler ve değerimizin ne olursa olsun hep aynı kalacağını öğrendiğimiz anlar, bizlere kabullenmeyi öğretiyor. Aynı, Yukko’nun Kun’un gelişi, Kun’un da Mirai’ın gelişiyle paylaşmayı öğrendiği gibi… Kun, gerçek dünyanın sorunlarından kaçtığı hayal dünyasının en büyük dostu olduğu macerasına, Mirai ile onun geleceğini kurtarmak için başardıkları gizli görevle başlıyor. Daha sonra gerçek dünyasında zorlandığı anlardan, annesinin çocukluğuna, büyük dedesinin ve babasının gençliğine giderek kaçıyor. Her yolculuğunda, gerçek dünyada nefret ettiğine karar verdiği aile bireyi ile empati kurup onunla barışarak dönüyor. Olaylar, dramatik anlamda zirveye ulaştığında ve bir tren istasyonunda kendisini kaybettiğinde ise kendisiyle barışıyor; Mirai ile çok değerli ailelerinin aslında nasıl küçük adımlar sayesinde bir araya geldiğini keşfediyor. Yaşadığı kaybolmuşluk hissinden sonra bu yolculuk, ailesinin değerini ve kıymetini anlamasını sağlıyor. Film böylece, aslında çok alışkın olduğumuz bu sıkıntılarla, başka zamanlarda ve dünyalarda bulduğumuz anlayış duygusu rehberliğinde başa çıkmayı anlatıyor. Bütün bunları yaparken çıktığımız fantastik yolculukların yanı sıra, gerçek dünyanın gerçek problemlerini de arka planda göstermeyi ihmal etmiyor. Film, aile için önemli bir değişimin yaşandığı bu dönemin Kun üzerindeki etkilerini gösterirken anne ve baba arasında yaşanan çatışmalara da yer veriyor. Çünkü bu süreç, sadece bir yandan da yaşının zorluklarını atlatmakla uğraşan Kun için olmaktan ziyade, bütün aile için bir sınav. İşlerini evden sürdüren baba, kısa bir süre içerisinde işlerine dönmek zorunda kalan eşine yardımcı olurken, çocukları ile olan bağını da güçlendirmenin savaşını veriyor. Günün sonunda, aile birliği bütün bireyler için yeni bir anlam kazanarak daha da güçleniyor ve bütünleşiyor.

Mirai, her aile için önemli ve zorlu bir değişim dönemini bütün gerçekliğiyle, hayal gücüne dayanarak anlatıyor. Film, izleyicisine sevgiyi paylaşmayı, paylaşırken anlayış göstermeyi ve bütün değişimlere rağmen kendi değerinin hiçbir zaman değişmeyeceği güvencesini aşılıyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi