38. İstanbul Film Festivali de daha önceki yıllarda olduğu gibi birçok ilham verici filmi sinemaseverlerle buluşturdu. Festivallerin yakın dönemin ya da sinema tarihinin önemli yapımlarını göstermesinin yanında, en büyük işlevlerinden biri de kesinlikle bu: Sinemanın izleyicisi olmakla yetinmeyen birçok yönetmen adayının kendi filmlerini çekmesi konusunda bir motivasyon oluşturması. Zaten hâlihazırda film yapmakta olan yönetmenler de film festivallerinin kendi kariyerleri açısından ne kadar önemli olduğunu sıklıkla dile getirmişlerdir. Biz de 38. İstanbul Film Festivali sona ederken, önümüzdeki festivallerde filmleriyle yer almayı hedefleyen genç sinemacılar için kısa bir rehber hazırladık.

Gerçekçi Olun

Uzun ya da kısa metrajlı olsun, film yapmak yoğun bir yaratıcı süreçtir. Bu süreç, bu yönetmenin -ya da yönetmen adayının- içinde bulunduğu şartları sağlıklı bir şekilde değerlendirmesinin önüne geçebilir. Bu sebeple kısa filmini çekmek için kamera arkasına geçen kişi, gerçekçi yaklaşımı elden bırakmamalıdır. Çünkü çekilen her filmin başyapıt seviyesinde olmayacağı aşikârdır. Dolayısıyla ayakları yere basan bir tutum, mevcut durumun, eldeki imkânların daha işlevsel kullanılmasını sağlayacaktır.

Oyuncu Seçimine Özen Gösterin

Yönetmen adayı, özellikle filmin senaryosunu da kendi kaleme aldıysa, metninin gücüne fazla inanarak oyunculuğun önemini göz ardı edebilir. Fakat şu akılda tutulmalıdır ki; yönetmenin ihtiyacı olan sadece replikleri söyleyecek insanlar değil, “oyuncular”dır. Kısa filmler, genellikle sayısal anlamda kısıtlı bir ekiple gerçekleştirilir ve bu ekipler genellikle yönetmenin ya da yapımcının yakın çevresindeki kişilerden oluşur. Bu durum, çalışma şartlarını rahatlatma noktasında oldukça faydalı olabilse de, oyunculuk bambaşka bir konudur. Dolayısıyla “herhangi” bir kişinin kamera karşısındaki performansının yüksek olması, kişisel yeteneklere doğrudan bağlıdır. Bu da profesyonel anlamda oyunculukla ilgilenmeyen kişilerin başarılı performanslar sergileme şansını kısıtlar pekâlâ. Dolayısıyla profesyonel oyunculara rol verme imkânına sahip olmayan sinemacıların, daha başarılı oyunculuklar yakalamak noktasında yerel ya da üniversite tiyatrolarındaki oyuncularla çalışması faydalı olabilir. Tabii ki doğru oyuncu seçimi sırasında, audition yapmak da elzemdir.

Güçlü Bir Sinematik Deneyim Yaratın

Senaryo, metrajından bağımsız olarak başarılı bir film için en önemli ögelerden biridir. Lakin, konu kısa filmler olunca senaryonun derinliğinin önemi, yapımın güçlü bir görselliğe sahip olmasının gerisinde kalabilir. Çünkü sinema görsel bir medium’dur ve film bu meduim’un hakkını kısa süre içinde veremez ise senaryonun ya da hikâyesinin derinliği ya da taşıdığı zeka parıltıları işlevsiz kalmaya mahkum olacaktır. Dolayısıyla kısa filmin tutarlı ve kaliteli bir görsel dile sahip olmazsa olmazsadır.

Klişelerden Uzak Durun

Günümüzde sayısız kısa film yapılıyor ve maalesef ki bu yapımların büyük bir çoğunluğu birbirine benziyor. Dünyanın herhangi bir yerinde düzenlenen bir kısa film festivaline izleyici olarak katılmak, bu durumu rahatça gözlemleyebilmek için ziyadesiyle yeterli. Bu kısa film kalabalığı içinde kaybolmamak için, filminizin orijinal bir fikre dayanıyor olması ve bu fikrin sinematik karşılıklarını bulmakta yaratıcı çözümlerin bulunması çok önemli. Başarılı bir şekilde çekilmiş orijinal bir fikrin seyirci nezdinde karşılık bulması ve beğeni kazanması hiç de sürpriz olmayacaktır.

Süreyi Doğru Kullanın

Kısa filmlerin süresi, 45 dakikaya kadar çıkabilmektedir. Ama bunun “kısa” bir film için oldukça uzun olduğunu söylersek abartmış olmayız. Dolayısıyla özellikle ilk filmini çeken bir yönetmen adayının, 45 dakikalık bir iş yapmaya kalkışması oldukça riskli bir tercih olacaktır. Bunun yanında kısa süreli ama anlatmak istediği fikri ya da yaratmak istediği etkiyi yaratabilmeyi başaran yapımlar, her zaman daha dikkat çekici olmuştur. Çünkü bu türden filmler, anlatının merkezindeki fikre daha net bir şekilde odaklanabilmektedir diyebiliriz. Çekimler esnasında alınan görüntüler uzun olsa da kurgu aşamasında filmin “fazlalık”larının atılması son kertede ortaya çıkacak ürünün daha güçlü bir hâle gelmesini sağlayacaktır.

Tüm bunların ötesinde, içinde yaşadığımız çağda teknolojinin geldiği konum göz ardı edilmemelidir. Çünkü, bu durum kısa filmcilerin çalışmalarıyla da doğrudan ilişkilidir. Bahsettiğimiz gibi sinema görsel bir sanattır ve en doğru görüntünün elde edilmesi için en doğru ekipmanların ve teknoloji ürünlerinin kullanılması oldukça önemlidir. Dolayısıyla hem doğru görüntünün alınabilmesi ve kurgu aşamasında yapılmak istenilenlerin en başarılı ve en kolay şekilde gerçekleştirilebilmesi için Dell’in Precision modellerinin bu konuda kısa film yönetmenlerine yardımcı olacağını söyleyebiliriz.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi