Geçmiş, Arendelle’e intikam almak için geliyor. İlk filmi ve özellikle filmin müziğiyle her yaşta izleyicisinin kalbine yerleşmiş hikâye 6 yıl sonra bu kez, geçmişte yapılan önemli bir hatayı ortaya çıkarıp, düzeltmeye çalışıyor. Yeniden Jennifer Lee’nin kaleminden çıkan hikâye, karmaşanın ve müzikal sahnelerin sıklığı arasında sendeliyor. Karlar Ülkesi 2 - Frozen II, izleyicisine eğlenceli anlar sunmayı başarıyor ama, "Aldırma" (Let It Go) şarkısının yerini bir türlü dolduramıyor ve hızlı çözülen sorunları, gerçek bir kötü karakterinin olmayışı gibi sebeplerle ilk filmin duygusal ağırlığının altında eziliyor. Karlar Ülkesi 2, ilk filmin bittiği mutlu sondan başlayarak izleyicisi için "sonra ne oldu?" sorusunu yanıtlıyor. Artık Elsa'yı (Idina Menzel) her şeyiyle kabul eden Arendelle, gerçek aşkı bulan Anna (Kristen Bell), Kristoff (Jonathan Groff), Sven ve Olaf'ın (Josh Gad) oluşturduğu sevgi dolu ailenin kontrolünde mutlu günler geçiriyor. Eski ekibi bütün üyeleriyle geri getiren filmin bütün huzuru Elsa’nın duyduğu esrarengiz ses ile bozuluyor. Amerikalı müzisyen Aurora’nın hayat verdiği esrarengiz sesi Elsa’dan başka hiç kimse duyamıyor ve hayatlarının huzurunu bozmamak için Elsa da duymazdan gelmek istiyor. Fakat değişim tüm gücüyle geliyor ve dedelerinin ziyaretinden sonra bulutlar altında kalan sihirli orman Northuldra, yılmadan, geçmişi ortaya çıkarmak için Elsa’yı çağırıyor. Jennifer Lee ve Chris Buck’ın yönetmenliğini üstlendikleri film, değişim ve sevginin gücü gibi konseptleri sorgularken aynı zamanda izleyicisine merak edilen bir sorunun daha yanıtını veriyor, sahip olduğu yeteneklerle ailesinde eşi benzeri olmayan Elsa’nın sihiri nereden geliyor? Karlar Ülkesi 2: Geçmişin Sırları Karlar Ülkesi 2, geleneği bozmuyor ve hikâyesini anlatmaya geçmişten bir anıyı yansıtarak koyuluyor. Bu anıda, Elsa ve Anna, sihirli orman Northuldra’yı, Arendelle ile olan geçmişini ve bu ormandaki ruhların tekrar uyanabileceği tehlikesini öğreniyor. Hikâye günümüze dönüş yaptığında ise birbirlerine sevginin gücüyle sıkı sıkıya bağlı kız kardeşler için yepyeni bir serüven başlıyor. Elsa ve Anna Arendelle’i, uyanan doğanın ruhlarının çağrısını dinleyerek doğaya karşı yapılan hatanın sonucu olarak gelmekte olan felaketten kurtarmaya çalışıyor. Bir devam filmi olarak Karlar Ülkesi 2, ilk filmde olduğu gibi farklılıkları ve benlikle barışık olabilmeyi sorgulamak yerine bu kez değişimi merkezine oturtarak kendisine yeni bir macera yaratmayı tercih ederek, cesur bir hamlede bulunuyor. Bu radikal hamle, hikâyeyi ilginçleştiriyor ve filmi farklı kılıyor. Görsel anlamda ilk filmden daha güçlü bir şekilde karşımıza çıkan Karlar Ülkesi 2, sevdiğimiz ve geçmişte kolayca bağ kurduğumuz herkesi bir arada döndürerek beklentilerimizi tatmin ediyor, özlemimizi gideriyor. Çok sevdiğimiz bu karakterler en az eskisi kadar sevgi dolu ve özellikle artık biraz daha büyümüş olan Olaf gibi komik bir biçimde hayatlarımıza geri dönüyor. Artık okuma yazmayı öğrenmiş ancak hayat ve insan olmakla ilgili hâlâ öğrenecek birçok şeyi olan Olaf, özellikle filmin hitap ettiği yaş grubunu sembolize ediyor ve filmi onlar için daha da bağ kurulabilir, takip edilebilir hâle getiriyor. Olaf’ı küçük yaştaki hayranları için bağ kurulabilir hâle getirirken, prensesleri ise geleneksel Disney’in alıştığımız kalıplarının dışına çıkan (Oyunbozan Ralph 2’de olduğu gibi) farklı tavrıyla ele alarak daha ileri yaştaki izleyicilerinin de sempatisini kazanıyor. Prensesler nihayet, olması gerektiği gibi, özgür, bağımsız ve olmak istedikleri her şey olarak karşımıza çıkıyor. Bütün gün görkemli bir şatoda oturup, içinde hareket edemeyecekleri kadar kabarık etekleriyle aşk hayalleri kurmak yerine, savaşıyor, at biniyor,…

Yazarın Puanı

Puan - 65%

65%

Karlar Ülkesi 2, izleyicisine eğlenceli anlar sunmayı başarıyor ama çeşitli sebeplerle ilk filmin duygusal ağırlığının altında eziliyor.

Kullanıcı Puanları: 4.05 ( 39 votes)
65

Geçmiş, Arendelle’e intikam almak için geliyor. İlk filmi ve özellikle filmin müziğiyle her yaşta izleyicisinin kalbine yerleşmiş hikâye 6 yıl sonra bu kez, geçmişte yapılan önemli bir hatayı ortaya çıkarıp, düzeltmeye çalışıyor. Yeniden Jennifer Lee’nin kaleminden çıkan hikâye, karmaşanın ve müzikal sahnelerin sıklığı arasında sendeliyor. Karlar Ülkesi 2 – Frozen II, izleyicisine eğlenceli anlar sunmayı başarıyor ama, “Aldırma” (Let It Go) şarkısının yerini bir türlü dolduramıyor ve hızlı çözülen sorunları, gerçek bir kötü karakterinin olmayışı gibi sebeplerle ilk filmin duygusal ağırlığının altında eziliyor.

Karlar Ülkesi 2, ilk filmin bittiği mutlu sondan başlayarak izleyicisi için “sonra ne oldu?” sorusunu yanıtlıyor. Artık Elsa’yı (Idina Menzel) her şeyiyle kabul eden Arendelle, gerçek aşkı bulan Anna (Kristen Bell), Kristoff (Jonathan Groff), Sven ve Olaf’ın (Josh Gad) oluşturduğu sevgi dolu ailenin kontrolünde mutlu günler geçiriyor. Eski ekibi bütün üyeleriyle geri getiren filmin bütün huzuru Elsa’nın duyduğu esrarengiz ses ile bozuluyor. Amerikalı müzisyen Aurora’nın hayat verdiği esrarengiz sesi Elsa’dan başka hiç kimse duyamıyor ve hayatlarının huzurunu bozmamak için Elsa da duymazdan gelmek istiyor. Fakat değişim tüm gücüyle geliyor ve dedelerinin ziyaretinden sonra bulutlar altında kalan sihirli orman Northuldra, yılmadan, geçmişi ortaya çıkarmak için Elsa’yı çağırıyor. Jennifer Lee ve Chris Buck’ın yönetmenliğini üstlendikleri film, değişim ve sevginin gücü gibi konseptleri sorgularken aynı zamanda izleyicisine merak edilen bir sorunun daha yanıtını veriyor, sahip olduğu yeteneklerle ailesinde eşi benzeri olmayan Elsa’nın sihiri nereden geliyor?

Karlar Ülkesi 2: Geçmişin Sırları

Karlar Ülkesi 2, geleneği bozmuyor ve hikâyesini anlatmaya geçmişten bir anıyı yansıtarak koyuluyor. Bu anıda, Elsa ve Anna, sihirli orman Northuldra’yı, Arendelle ile olan geçmişini ve bu ormandaki ruhların tekrar uyanabileceği tehlikesini öğreniyor. Hikâye günümüze dönüş yaptığında ise birbirlerine sevginin gücüyle sıkı sıkıya bağlı kız kardeşler için yepyeni bir serüven başlıyor. Elsa ve Anna Arendelle’i, uyanan doğanın ruhlarının çağrısını dinleyerek doğaya karşı yapılan hatanın sonucu olarak gelmekte olan felaketten kurtarmaya çalışıyor. Bir devam filmi olarak Karlar Ülkesi 2, ilk filmde olduğu gibi farklılıkları ve benlikle barışık olabilmeyi sorgulamak yerine bu kez değişimi merkezine oturtarak kendisine yeni bir macera yaratmayı tercih ederek, cesur bir hamlede bulunuyor. Bu radikal hamle, hikâyeyi ilginçleştiriyor ve filmi farklı kılıyor. Görsel anlamda ilk filmden daha güçlü bir şekilde karşımıza çıkan Karlar Ülkesi 2, sevdiğimiz ve geçmişte kolayca bağ kurduğumuz herkesi bir arada döndürerek beklentilerimizi tatmin ediyor, özlemimizi gideriyor. Çok sevdiğimiz bu karakterler en az eskisi kadar sevgi dolu ve özellikle artık biraz daha büyümüş olan Olaf gibi komik bir biçimde hayatlarımıza geri dönüyor. Artık okuma yazmayı öğrenmiş ancak hayat ve insan olmakla ilgili hâlâ öğrenecek birçok şeyi olan Olaf, özellikle filmin hitap ettiği yaş grubunu sembolize ediyor ve filmi onlar için daha da bağ kurulabilir, takip edilebilir hâle getiriyor. Olaf’ı küçük yaştaki hayranları için bağ kurulabilir hâle getirirken, prensesleri ise geleneksel Disney’in alıştığımız kalıplarının dışına çıkan (Oyunbozan Ralph 2’de olduğu gibi) farklı tavrıyla ele alarak daha ileri yaştaki izleyicilerinin de sempatisini kazanıyor. Prensesler nihayet, olması gerektiği gibi, özgür, bağımsız ve olmak istedikleri her şey olarak karşımıza çıkıyor. Bütün gün görkemli bir şatoda oturup, içinde hareket edemeyecekleri kadar kabarık etekleriyle aşk hayalleri kurmak yerine, savaşıyor, at biniyor, kahraman oluyor ve en önemlisi canları etek giymek istemediklerinde pantolon giyiyor. Dolayısıyla Karlar Ülkesi 2, Disney’in silkelenip içinde bulunduğumuz çağa ayak uydurarak modernleştirdiği anlayışının örneklerinden biri hâline geliyor. Aynı zamanda film, ivmesini yüksek tuttuğu hızı, başarılı görselleri ve sevilen karakterleri ile izleyicisine eğlenceli bir macera sunuyor.

Serinin ikinci filmi ilk filmden farklı konseptleri sorgulayan, ilk filmle ilişkili ancak filmden bağımsız bir hikâyeyle karşımıza çıkıyor. Ancak bu durum, doğayla barışmaya çalışan film için cesur bir hamle olsa da, ilk filmin sıcaklığını, samimiyetini ve duygusal yoğunluğunu aratıyor. Karakterlerimiz her ne kadar yine birçok farklı zorluğun üstesinden geliyor, birbirlerine sevgi bağıyla sımsıkı sarılıyor olsalar da, hikâyenin karmaşası, dikkat dağıtmaktan ileri gidemeyen yeni karakterleri ve belli başlı kötü bir karakterinin olmayışı Karlar Ülkesi 2 ’yi ilk filmin duygusal yoğunluğuna ulaştıramıyor. Filmin değişimle baş etmeye çalışan hikâyesi Elsa’ya, kraliyet ailesinin geçmişindeki sırlara ve Arendelle’in geçmişine odaklanıyor ve bunu yaparken içerdiği tüm dolambaçlara rağmen, tahmin edilebilir şekilde ilerliyor. Tahmin edilmesi zor olmayan gidişatı arasında Disney filmlerinin yetişkinlerin de kalbini kazanan hafif sivri tarzdaki genellikle komik olan diyaloglarına rastlamak ise pek mümkün olmuyor. Zaten filmin  komedisini yaşatma görevini genel anlamda  Olaf tek başına üstleniyor. Onun yerine Karlar Ülkesi 2, daha çok konsantrasyon süreleri gelişmekte olan küçük yaştaki hayranlarının ilgisini çekecek bir biçimde şarkıları ağırlıkta tutuyor ve hiç durmadan “Aldırma” (Let It Go) şarkısı ile yakaladığı başarıyı arıyor, ancak, bir türlü, o her yaşa hitap eden ve kolayca dile  takılan şarkının yerini dolduramıyor. Film, karmaşık hikâyesini, hızlıca anlatırken tanıttığı yeni karakterleri akılda kalıcı kılamıyor ve hâlâ ilk filmden beslenerek hayatta kalan hikâyesinin temellerini, detaylı olarak açıklamıyor. Güçlü bir kötü kahramana sahip olmadığı gerçeğiyle savaşmaya çalışan film, karmaşık zorluklara kolay çözümler getiriyor ve kaybedilenleri sürekli yerine geri döndürerek izleyicisine ciddi anlamda önemli herhangi bir tehlike sunmuyor. Filmin çözümlerin kolaylığını sorunların karmaşasıyla kapamaya çalışan tavrı yüzden, sahnelerin heyecanı ve hikâyenin üzerindeki baskı azalıyor. Aynı zamanda karakterlerini, Anna’yla evlenmekten başka bir şeye odaklanamayan Kristoff’a verdiği klişelerle dolu sahnelerle ve Elsa’nın aldığı ani kararlarla örneklenebilecek bir biçimde, çoğunlukla bireysel kararlar doğrultusunda ilerletiyor. Ani alınan kararlar ve bireysel biçimde verilen savaşlar serinin ilk film ile yarattığı takım ruhunu zedeliyor. Dolayısıyla film, duygusal anlamda iki kardeş arasındaki ilişkiyi ve benliği olduğu gibi tüm farklılıklarıyla kabullenmeyi merkezine oturtan ilk filmin yarattığı iniş çıkışlarla dolu duygusal etkinin gölgesi altında kalıyor.

Filmin sonunda yazıların akışını bekleyecek kadar sabırlı izleyicileri için küçük bir sürprizi olan Karlar Ülkesi 2, büyümek için ve zamanla başa çıkabilmek için edinilmesi gereken en önemli yeteneklerden birini, değişimi kucaklamayı deneyimliyor. Fakat, bunu yaparken kapılarını araladığı yeni dünyanın sırları (bu sihirli ormanı keşfetme biçimleri değişik bir biçimde Annihilation [2018] filmini anımsatıyor) ve zorlama dönemeçleri arasında duygularını kaybediyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information