Sinemamızın duayen isimlerinden biri olan Metin Erksan farklı türleri denemekten çekinmemiş, kendi zamanının ötesinde sıra dışı filmler üretmiş, olumsuz eleştirilere ve yadırganmış olmasına rağmen bildiğinden şaşmamış bir isim olarak hatırlanır. Toplumsal gerçekçilikten fantastik, gerçeküstü yapımlara uzanan filmografisinde zihnindeki meseleleri farklı şekillerde irdelemiştir. Bu çabası Susuz Yaz’da olduğu gibi kimi zaman ülke sınırlarını aşarak uluslararası ölçekte karşılık bulmuş, Sevmek Zamanı gibi bir örnekteyse değerini zamanla bulmuştur. Toplumsal gerçekçiliğin yanı sıra ticari yapımlara da yönelmiş olan Erksan, Âşık Veysel’i anlattığı Karanlık Dünya’da belge/kurmaca filmle de ilgilenmiş, TRT için televizyon filmleri çekmiştir. Oldukça geniş olan bu yelpaze, birbirinden farklı tür temaların yer aldığı hatırı sayılır bir arşiv oluşturur. Sansürle ve yapımcılarla başı dertten pek kurtulmayan Erksan, kimi filmlerini izleyiciyle buluşturamamış, kimilerini ancak yurtdışı festivallerde izletebilmiştir. Yeşilçam koşullarında Yeşilçam dışı filmler üretmiş, kimi zamansa piyasa yönelimli işler yapmıştır. Kendi coğrafyasının hikâyelerini modernist bir dille anlatmak, Erksan sinemasının ana çizgisidir. Yerellikten beslenen, gerek köy gerek şehir hayatını anlattığı sineması, elindeki malzemeyi çağdaş bir formla birleştirerek sentezler. Bu hâliyle Erksan sinemasını, yerel/evrensel dengesinin oluşturduğu bir sentez sineması olarak nitelemek mümkündür. Bunun yanı sıra referanslarını Batı sanatından alan serbest uyarlamalara da rastlanır. Bu yazının konusunu oluşturan Kadın Hamlet, böylesi bir deneysel filmdir.

Oldukça özgün bir Shakespeare uyarlaması olan filmde Hamlet, bir kadın olarak karşımıza çıkar. “Neden olmasın?” fikrinden hareket eden Erksan, filmografisinin sonlarında olmasına rağmen daha önce yaptığı gibi yenilikler peşindedir. Hamlet, bu sefer Yeşilçam’ın aşina yüzlerinden Fatma Girik’in canlandırmasıyla hayat bulur. Orijinal eserden hareketle özgün senaryo, auteur yönetmenin kendisi tarafından yazılır. Memduh Ün, Girik ve Erksan’la birlikte yapımcılığı üstlenir. Shakespeare’in ihtiras, intikam ve ihanetle örülü kötücül dünyası, yerel bir formda yeniden canlandırılır. Fantastik ve gerçeküstü ögelerin yer aldığı film, her türden yapımı bünyesinde barındıran Yeşilçam dünyasının kült yapımlarından biri olur.

Hamlet’in Yeşilçam’la İmtihanı

Film, eserin ruhuna uygun olarak bir cinayetle açılır. Dürbünlü tüfekle öldürülen adam, genç Hamlet’in babasıdır. İslami usullere göre defnedilen babanın ölümünün hemen ertesinde anne ve verdiği sözü unutan amca evlenir. Babasının yasını tutan ihanete uğramış Hamlet, sezgilerinde yanılmayacak, cehennem azabını yaşayan babasının hayaletiyle konuşarak gerçeği öğrenecektir. Bunun ertesi adım adım örülecek olan intikamın başlangıcıdır. Acı ve kin dolu Hamlet, intikamını delirme aldatmacasıyla alacaktır. Bu şablon, Shakespeare’in ihtiraslı dünyasına gayet uygundur.

Hamlet’in bir kadın tarafından canlandırılmasına rağmen filmde feminist bir yönelim yoktur. Deneyselliğin bir parçası olarak bir kadın Hamlet söz konusudur. Amerika’da tiyatro eğitimi görmüş, varlıklı bir ailenin kızı olarak sunulur. Fatma Girik, metnin dokusuna uyabilmek adına abartılı bir oyunculuk sergiler, jest ve mimiklerini buna uydurur. Adeta sessiz sinema dönemi oyuncusu gibidir. Girik ile birlikte diğer oyunculuklarda teatrallik ve abartı göze çarpar. Bu durum diyaloglarla da desteklenir. Ancak bu abartılı oyunculukların kimi zaman gülünç durumlar yarattığını söylemek gerekir. Bununla birlikte filmde olayları sonuca bağlayacak kilit sahne, bir tiyatro gösterisidir. Erksan filmini baştan sona bir tragedya gibi tasarlar. Cehennemi dünyada herkesin sırları, ihtirasları vardır. Kostüm ve dekorlara baktığımızda anlatımla uyumlu bir tablo görülür. Hamlet, delilik aldatmacasını göstermek için türlü kılıklara girer; kimi zaman hayali bir orkestrayı yöneten şef, kimi zaman miğfer ve kılıcıyla bir Romalı, kimi zamansa kuru kafa desenli peleriniyle bir tragedya karakteri olur. Çayırdaki duvarsız yatak odasıysa oldukça gerçeküstü bir sahnedir. Bunların dışındaki kostüm ve dekorlar da gayet sıra dışı ve fantastiktir. Tüm bunlar filmin stilize yapısını destekler, ona gerçeküstü ve fantastik bir atmosfer verir. Çekim tekniklerine baktığımızda yönetmen Erksan’ın tekinsiz atmosferi desteklemek için farklı açı ve lensleri kullandığı görülür. Balıkgözü lens ve alt açıların kullanımı karakterlere ürkünç bir görüntü verirken, Shakespeareyen dünyanın gizli tehlikeleri hissedilir kılınır.

Film, ticari dolaşıma İntikam Meleği olarak girer. “Dişi Hamlet” isminin yadırganma ihtimaline karşı İntikam Meleği daha isabetli bir tercih olarak düşünülür. Buna rağmen film, gişede beklenen ilgiyi görmez. Sıra dışı bir deneme olması, referanslarını farklı bir kültürden alan klasiğin bir başka kültürün kodlarına birtakım biçimsel ögeler eklenerek uydurulmaya çalışılması gibi iddialı girişimlerin bunda payı olabilir. Öte yandan kurgudaki sıçramalar, anlatımdaki birtakım teknik ve senaryo kaynaklı hatalar ve hikâyenin finale bağlanması için sergilenen acelecilik, filmin kusurlu yanları olarak göze çarpar. Tüm bunlar Kadın Hamlet’in sıra dışı özgünlüğüne gölge düşürmez. Erksan, dünyanın en bilinen tiyatro klasiklerinden birini kendi coğrafyasının kodlarına uydurarak stilize bir anlatımla sinemaya uyarlar. Buna, insan doğasına ve insanın eylediklerine dair kendi düşüncelerini ekler. Film, Şeytan’la birlikte filmografisinin fantastik, gerçek üstü ögeler taşıyan en sıra dışı filmidir. Her ne kadar gösterildiği dönem yurt içinde yeterince ilgi görmemiş olmasına rağmen çeşitli yurt dışı festivallere katılmış, zamanla Yeşilçam’ın kült filmlerinden biri olmuştur.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi