Black Mirror, Vanity Fair, Fleabag gibi yapımlarda çalışan, Phoebe Waller-Bridge’ın kardeşi Isobel Waller-Bridge, müziklerini bestelediği Vita & Virginia filminde Elizabeth Debicki’nin kalp atışlarını kullandığını açıkladı.

İlk uzun metraj denemesi Burn Burn Burn ile sinema dünyasında tanınan Chanya Button‘ın yönettiği Vita & Virginia, edebiyat tarihinin ikonlarından Virginia Woolf ile yazar Vita Sackville-West arasındaki tutkulu aşkı konu alıyor. Film, Eileen Atkins‘in aynı isimli tiyatro oyunundan sinemaya uyarlandı. İzleyiciyi 1920’li yılların Londra’sına davet eden filmin senaryosunun hazırlanmasında ikilinin birbirlerine yazdığı mektuplar referans alındı.

Filmde Gemma Arterton, Vita Sackville-West’i canlandırırken; The Man from U.N.C.L.E., Guardians of the Galaxy Vol. 2, Widows filmleriyle sinema dünyasının yükselen isimleri arasında yer alan Elizabeth Debicki de Virginia Woolf’a hayat veriyor.

Filmin müziklerini de Black Mirror, Vanity Fair, Fleabag gibi yapımların bestelerini yapan, Phoebe Waller-Bridge’ın kardeşi Isobel Waller-Bridge besteliyor. Indiewire, Amerika’da kısa bir süre önce vizyona giren film için Isobel Waller-Bridge ile bir röportaj gerçekleştirdi. Bu röportaj vesilesiyle Isobel Waller-Bridge, Vita & Virginia’nın bestelerini ortaya çıkarma sürecinden bahsetti.

Isobel Waller-Bridge: “Filmin Müziklerini Bestelerken Benim İçin Önemli Olan Şey, Virginia Woolf ve Vita Sackville-West Arasındaki Aşkı Yansıtmaktı.”

Bu filmi bir nevi rüya projesi olarak yorumlayan Isobel Waller-Bridge, yönetmen Chanya Button’dan övgüyle bahsediyor. Yönetmenin net bir vizyonu olduğunu söyleyen Waller-Bridge, bir dönem filmi olmasına rağmen filmin müziklerini bestelerken piyano kullanmamış. Onun için önemli olan şey, müziklerin bu iki kadın arasındaki aşkı yansıtmasıymış. Başarılı besteci, bu durumu şu şekilde açıklıyor: “Bu iki kadın arasındaki şey o kadar zamansız ki, günümüzde de yaşanacak türden. İlk olarak müziğin, yumuşak ve güzel bir versiyonu vardı ancak tek bir şeye hizmet ediyordu. Aslında bu durum, bizi çok kızdırdı. Virginia Woolf ve Vita Sackville-West, kendi kurallarını kendileri yaratıyorlar, birbirlerine aşık oluyorlar, içgüdülerini takip ediyorlar ve geleneklerin dışına çıkıyorlar. Müziğin de bunları yansıtması gerekiyordu.”

Bundan dolayı Isobel Waller-Bridge, müzikleri besteleme aşamasında elektronik müziğin tınılarını kullanmış. Bunu da Elizabeth Debicki’nin kalp atışlarıyla birleştirmiş. Çekimler sırasında Elizabeth Debicki’nin kalbine yakın bir mikrofon takılmış ve bu şekilde kalp atışlarının duyulması sağlanmış. Daha sonra bunun kayıtlarını alan Waller-Bridge, elektronik müziğin tınılarına entegre ederek ortaya muhteşem bir çalışmanın ortaya çıkmasını sağlamış. Klasik piyano eğitimi alan Waller-Bridge’in bu çalışması, alışılmış dönem filmi portresinden farklı bir yapıda varlık gösteriyor, risk almaktan korkmadığını da gözler önüne seriyor.

Bu açıklamalarla filme karşı olan heyecanımız katbekat arttı. Filmi, bir festival kapsamında görmeyi ya da sinemada izlemeyi dört gözle bekliyoruz. Bu güzel haberi alana kadar filmin soundtrack albümünü aşağıdan dinleyebilirsiniz.

 

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information