Advertisement
Son olarak bir yıl önce düzenlenen geniş çaplı operasyon sonucu yeni lideri Settimo Mineo'nun gözaltına alınmasıyla yeniden gündeme gelen Sicilya merkezli Cosa Nostra, on yıllardır İtalya'nın belirli bölgelerinde faaliyet gösteren, her daim ülke gündeminde yer eden köklü bir mafya örgütlenmesi. Marco Bellocchio imzalı Hain - Il traditore'yse, bu örgüte gelmiş geçmiş en büyük darbelerden birini vuran içerden bir ismin, vaktiyle "iki cihanın sahibi" gibi lakaplarla anılan mafya babası Tommaso Buscetta'nın hikâyesine odaklanan bir film. Tommaso Buscetta, Sicilya mafyası tarihinde resmi makamlarla anlaşan, onlara resmi olarak ifade vermeyi, bir anlamda muhbirlik yapmayı kabul eden ilk aile lideri. Bu nedenle de örgütün çoğunluğu tarafından pek hayırla anılmıyor ki bu da bizi filmin ismine getiriyor. Hain, Buscetta'ya takılan lakap oluyor. Film çoklukla Buscetta'nın 80'lerin sonunda mafya içi hesaplaşmadan uzaklaşmak için kaçtığı Brezilya'dan İtalya'ya iade edilmesi ve 90'lı yılların ortalarına dek süren, Cosa Nostra üyelerinin yargılandığı uzun mahkeme sürecine odaklanan bir yapıya sahip. Hain: Buzdağının Görünen Yüzü Dünya prömiyerini geride bıraktığımız yıl içerisinde Cannes Film Festivali'nde yapan Hain'in yönetmeni İtalyan usta Marco Bellocchio. Bellocchio, ülkemizde çoklukla Oscar adaylığı da kazanan 2009 yapımı filmi Yenmek - Vincere ve 2003 yapımı Günaydın Gece - Buongiorno notte ile tanınsa da 60'lı yılların sonundan bu yana film yapan, vaktiyle büyülü gerçekçilik akımından etkilenmiş, önemli bir sinemacı. Filmlerinde katı gerçekliği, sürreal öğelerle kırmayı ve sürprizli bir anlatı oturtmayı seven, Günaydın Gece ve Vincere'de olduğu gibi İtalya'nın çalkantılı yakın dönemiyle ilgili başarılı filmlere imza atmış bir isim. Hain gibi gerçek olayları konu eden bir filmle bir kez daha böylesi bir işe girişmiş olması da bu nedenle şaşırtıcı değil. Bununla beraber Hain, yakın dönemde izlediğimiz, İtalya'daki mafya çetelerine dair hikâyeler sunan Gomorra, Piranalar - La paranza dei bambini gibi filmler yahut Suburra gibi dizilerden artık neredeyse aşinası olduğumuz ürkütücü mafya yapılanmasına dair yeni bir şey sunuyor diyemeyiz. Hain, Türkiye'de de çok konuşulduğunu anımsayabildiğimiz Cosa Nostra yargılamaları ve bu sürecin kilit ismi Tommaso Buscetta'nın hikâyesini aynı potada eritiyor. Bununla beraber, Buscetta'nın hikâyesine ya da yarattığı mite diyelim, o kadar da aşina olmayan uluslararası izleyicinin kaybolabileceği bir anlatıyı tercih ediyor. Buscetta'nın eşi, çocukları ve kardeşleriyle olan ilişkisini aktarırken hem kısıtlı oranda bilgi vermeyi seçen, hem de aileyle duygusal anlamda mesafesini koruyamayan bir film Hain. Bu bağlamda Buscetta Ailesi'nin o güne kadarki eylemleriyle değerlendirilmesinin de önüne set koyuyor Bellocchio bilinçli olarak. Aynı şekilde mafya içindeki hesaplaşmaya dair kâh ekranda beliren isimler, rakamlar, tarihler ve mekânlarla, kâh olaylara dair notlarla izleyicinin olup bitene dair filmin akışı içinde kaybolmamasını sağlamaya çalışıyor film. Yine de bu bağlamda başarılı bir kurguya sahip olduğunu da, izleyicinin yolunu kaybetmemesini sağladığını da söylemek zor. Bununla beraber film, hikâyenin bütününe hâkim olamasak da en azından Buscetta'nın duygu durumuna dair önemli bilgilerle donanmamızı sağlamaya çalışıyor. Burada Bellocchio'nun rüya ve gerçeği bir arada sunan tarzının yer yer etkili anlara sebebiyet verdiğini söyleyebiliriz. Buscetta'nın halet-i ruhiyesini perdeden izleyiciye geçirmekte aktör Pierfrancesco Favino'nun başarılı oyununu da etkili hiç şüphesiz. Hatta aktörün de başarılı yorumu sayesinde film boyunca en sorunsuz işleyen aksın, Buscetta karakteri ve bu karakterin bize yansıtılış biçimi olduğunu söyleyebiliriz gönül rahatlığıyla. Lakin filmin hedeflediği…

Yazar Puanı

Puan - 60%

60%

Bellocchio, mahkeme sahnelerinin görselleştirilmesinde belgeselvari bir atmosferi yeğliyor. Bilhassa büyük Cosa Nostra davasına dair bölümlerde... Buscetta'nın her duruşma öncesinde öldürülme korkusuyla salona getirildiği anların gerilimi, bu duruşma sahnelerinde Bellocchio'nun dönemin 16 mm haber kameralarını anımsatan görüntülere sebep olan lens tercihleri bir hayli etkileyici.

Kullanıcı Puanları: 3.55 ( 4 votes)
60

Son olarak bir yıl önce düzenlenen geniş çaplı operasyon sonucu yeni lideri Settimo Mineo’nun gözaltına alınmasıyla yeniden gündeme gelen Sicilya merkezli Cosa Nostra, on yıllardır İtalya’nın belirli bölgelerinde faaliyet gösteren, her daim ülke gündeminde yer eden köklü bir mafya örgütlenmesi. Marco Bellocchio imzalı Hain – Il traditore’yse, bu örgüte gelmiş geçmiş en büyük darbelerden birini vuran içerden bir ismin, vaktiyle “iki cihanın sahibi” gibi lakaplarla anılan mafya babası Tommaso Buscetta’nın hikâyesine odaklanan bir film. Tommaso Buscetta, Sicilya mafyası tarihinde resmi makamlarla anlaşan, onlara resmi olarak ifade vermeyi, bir anlamda muhbirlik yapmayı kabul eden ilk aile lideri. Bu nedenle de örgütün çoğunluğu tarafından pek hayırla anılmıyor ki bu da bizi filmin ismine getiriyor. Hain, Buscetta’ya takılan lakap oluyor. Film çoklukla Buscetta’nın 80’lerin sonunda mafya içi hesaplaşmadan uzaklaşmak için kaçtığı Brezilya’dan İtalya’ya iade edilmesi ve 90’lı yılların ortalarına dek süren, Cosa Nostra üyelerinin yargılandığı uzun mahkeme sürecine odaklanan bir yapıya sahip.

Hain: Buzdağının Görünen Yüzü

Dünya prömiyerini geride bıraktığımız yıl içerisinde Cannes Film Festivali’nde yapan Hain’in yönetmeni İtalyan usta Marco Bellocchio. Bellocchio, ülkemizde çoklukla Oscar adaylığı da kazanan 2009 yapımı filmi Yenmek – Vincere ve 2003 yapımı Günaydın Gece – Buongiorno notte ile tanınsa da 60’lı yılların sonundan bu yana film yapan, vaktiyle büyülü gerçekçilik akımından etkilenmiş, önemli bir sinemacı. Filmlerinde katı gerçekliği, sürreal öğelerle kırmayı ve sürprizli bir anlatı oturtmayı seven, Günaydın Gece ve Vincere’de olduğu gibi İtalya’nın çalkantılı yakın dönemiyle ilgili başarılı filmlere imza atmış bir isim. Hain gibi gerçek olayları konu eden bir filmle bir kez daha böylesi bir işe girişmiş olması da bu nedenle şaşırtıcı değil. Bununla beraber Hain, yakın dönemde izlediğimiz, İtalya’daki mafya çetelerine dair hikâyeler sunan Gomorra, Piranalar – La paranza dei bambini gibi filmler yahut Suburra gibi dizilerden artık neredeyse aşinası olduğumuz ürkütücü mafya yapılanmasına dair yeni bir şey sunuyor diyemeyiz. Hain, Türkiye’de de çok konuşulduğunu anımsayabildiğimiz Cosa Nostra yargılamaları ve bu sürecin kilit ismi Tommaso Buscetta’nın hikâyesini aynı potada eritiyor. Bununla beraber, Buscetta’nın hikâyesine ya da yarattığı mite diyelim, o kadar da aşina olmayan uluslararası izleyicinin kaybolabileceği bir anlatıyı tercih ediyor. Buscetta’nın eşi, çocukları ve kardeşleriyle olan ilişkisini aktarırken hem kısıtlı oranda bilgi vermeyi seçen, hem de aileyle duygusal anlamda mesafesini koruyamayan bir film Hain. Bu bağlamda Buscetta Ailesi’nin o güne kadarki eylemleriyle değerlendirilmesinin de önüne set koyuyor Bellocchio bilinçli olarak.

Aynı şekilde mafya içindeki hesaplaşmaya dair kâh ekranda beliren isimler, rakamlar, tarihler ve mekânlarla, kâh olaylara dair notlarla izleyicinin olup bitene dair filmin akışı içinde kaybolmamasını sağlamaya çalışıyor film. Yine de bu bağlamda başarılı bir kurguya sahip olduğunu da, izleyicinin yolunu kaybetmemesini sağladığını da söylemek zor. Bununla beraber film, hikâyenin bütününe hâkim olamasak da en azından Buscetta’nın duygu durumuna dair önemli bilgilerle donanmamızı sağlamaya çalışıyor. Burada Bellocchio’nun rüya ve gerçeği bir arada sunan tarzının yer yer etkili anlara sebebiyet verdiğini söyleyebiliriz. Buscetta’nın halet-i ruhiyesini perdeden izleyiciye geçirmekte aktör Pierfrancesco Favino’nun başarılı oyununu da etkili hiç şüphesiz. Hatta aktörün de başarılı yorumu sayesinde film boyunca en sorunsuz işleyen aksın, Buscetta karakteri ve bu karakterin bize yansıtılış biçimi olduğunu söyleyebiliriz gönül rahatlığıyla. Lakin filmin hedeflediği tek şey bu değil. Film aynı zamanda 80’li yıllardan günümüze dek Cosa Nostra’nın iç çatışmalarını, Buscetta’nın karşısına aldığı mafya liderlerini ve her biriyle olan ilişkisini de yansıtmaya çalışıyor. Buralarda ne yazık ki film tekliyor. Mafya içerisinde kimin ne gibi bir vazifeye sahip olduğu, kiminle Buscetta’nın ne gibi bir ilişkisinin olduğu, kimlerin onunla bir derdinin olduğu gibi konular yer yer arada kaynıyor, yahut yüzeysel biçimde geçiştiriliyor. Her şeyden öte, devlete ifade vermektense ölmeyi tercih eden (bir intihar girişimi mevcut) Buscetta’yı konuşmaya ikna eden yargıç Falcone’nin filmde aldığı süre de, Buscetta-Falcone ikilisi de filmin iki buçuk saati aşkın süresi içinde kaybolup giden, etkisini hissemediğiniz bir done olarak kalıyor.

Bellocchio, mahkeme sahnelerinin görselleştirilmesindeyse belgeselvari bir atmosferi yeğliyor. Bilhassa büyük Cosa Nostra davasına dair bölümlerde… Buscetta’nın her duruşma öncesinde öldürülme korkusuyla salona getirildiği anların gerilimi, bu duruşma sahnelerinde Bellocchio’nun dönemin 16 mm haber kameralarını anımsatan görüntülere sebep olan lens tercihleri bir hayli etkileyici. Yine bu mahkeme sahnelerindeki diyalogların ve sürekli artan tansiyonun da filmi yukarıya çektiğini belirtelim. Fakat tüm bu iyi anların toplamı Hain’i olabileceği çok iyi bir filmin kıyısına kadar dahi getiremiyor. Film bir anlamda etraflıca anlatmaya giriştiği hikâyenin dallanıp budaklanmasına mani olamıyor, anlatımda sorunlar yaşıyor.

Son söz olarak Bellocchio’nun Hain’i, neredeyse sinema ve televizyonda bir alt tür hâline gelecek olan İtalyan mafyasına dair yakın dönem gerçek hikâyelerden uyarlanan yapıtlar arasında, özellikle dağınık kurgusu nedeniyle kendisine özel bir yer edinecek gibi durmuyor. Ancak Buscetta gibi mitik bir figüre dair hiçbir yerde göremeyeceğimiz türden ilginç bir portre sunuyor. Pierfrancesco Favino’nun performansı da cabası.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information