Haftanın Kısa Filmi köşemizde bu hafta, “Dünyanın En Hızlı Konuşan İnsanı” ünvanıyla Guinness Rekorlar Kitabı’na giren adamın hikâyesini anlatırken Andy Warhol’un “Bir gün herkes 15 dakikalığına ünlü olacak.” sözünü akla getiren belgesel Fast Talk var.

Sosyal medyanın gündelik hayattın çok önemli bir kısmını kapladığı günümüzde “ünlü” olmak ya da en azından tanınmak her zamankinden daha kolay belki de. Gülünç, komik, saçma ya da sinir bozucu bir şey yapıp bunu sosyal medyada paylaşmak, bir anda geniş bir kitle tarafından tanınmak için yeterli bile olabiliyor. Fakat 90’larda bu durum tabii ki böyle değildi elbette. Televizyonun en önemli kitle iletişim aracı olduğu bu dönemde, diğer insanlardan bir ya da birkaç adım öne çıkmak için sıra dışı bir özelliğiniz ya da yeteneğiniz olmalıydı. Jobie Nam’in yönettiği Fast Talk isimli kısa belgeselin merkezinde yer alan Steve Woodmore da tam olarak böyle biri: Kendisi çok hızlı konuşabiliyor!

Fast Talk: 15 Dakikalık Şöhret

Pazarlamacılık yapan Steve Woodmore’un hayatı televizyonda, reklamlarda oynayarak kendince şöhret kazanmış, dünyanın en hızlı konuşan insanını görmesiyle değişiyor. Zira kendinin bundan daha iyisini yapabileceğini düşünüyor. Ve bunu kanıtlamak adına Amerika’daki bir televizyon programına katılıyor. Guiness’ten de bir yetkilinin hazır bulunduğu bir canlı yayında gerçekleştirilen yarışmanın kazananı söz konusu ünvanı kazanarak tarihe geçecek.

Fast Talk, bu tuhaf hikâyeyi yarışmanın yer aldığı arşiv görüntüleri ve Woodmore’la yapılmış güncel bir röportajı bir araya getirerek anlatıyor. Böyle bir yarışmanın yapılması dahi kendi içinde son derece garipken, çok basit bir hayalle Amerika’ya gelmiş adamın apart topar televizyona çıkarılışı, yayın sırasında yaşananlar ve belki de en önemlisi, dünyanın en hızlı konuşan insanı ünvanını elde ettikten sonra başına gelenler, durumu, anlamlandırmanın zor olduğu, hatta sinir bozucu bir noktaya çekiyor. Bu durum ister istemez Andy Warhol‘un o meşhur sözünü getiriyor akıllara. Steve Woodmore önce milyonlarca izleyicinin gözleri önünce bir ünvana layık görünüyor, sonrasında bu ünvan elinden tuhaf bir şekilde elinden alınıyor ve yine “sıradan” bir insana dönüşüyor. Fast Talk, belki de uzun metraj bir belgesele imkân verebilecek zenginlikte bir malzemeye sahipken, ele aldığı olayın en ilgi çekici anlarını 10 dakikada anlatmayı tercih ediyor. Böylelikle, bu kadar kısa bir süre içinde böylesi çarpıcı bir hikâyeye şahitlik ediyor olmanın kendisi de yaşananlar kadar ilgi çekici hâle geliyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information