Seri cinayet ve seri katil vakaları, toplumsal yaşamda ve buna bağlı olarak kriminoloji ve popüler kültürde oldukça ilgi çeken ve araştırılan bir olgudur. Yarattığı dehşet ve korku, vakaların arka planındaki hikâyeler, ortaya çıkan gizem, merak duygusu konuyu hayli ilgi çekici kılmıştır. Seri katil, “birden fazla kişiyi belli bir neden ve belli aralıklarla öldüren kişiler için kullanılan kriminolojik bir terimdir” (1). Federal Soruşturma Bürosu’na (FBI) göre, “zaman ve yer olarak birbirinden farklı üç veya daha fazla olay seri cinayet sınıflamasına girer”. Tanımlardaki ortak noktalar zaman-mekân farklılığı, belirli hedeflerin belirli amaçlar için seçilmiş olmasıdır. Seri cinayet vakaları, terör ve organize suç örgütlerinin kendi amaçları doğrultusunda yaptıkları saldırılarından farklı özellik taşıyan, daha ziyade bireysel saldırı biçiminde gelişen vakalardır. Bu vakaların çoğu Amerika Birleşik Devletleri’nde görülmekle birlikte Türkiye de dâhil dünyanın farklı coğrafyalarında görülmüştür. Bu vakaların ortaya çıkma sebepleri üzerine çeşitli görüşler öne sürülmekle birlikte kesin bir neden ortaya koymak mümkün değildir. Yaşanmış örneklerden yola çıkılarak yapılan çeşitli sınıflamalar mevcuttur. Kabul gören ortak sebepler kentleşmenin yaygınlaşmasıyla birlikte geleneksel aile yapısının çözülmesi, bireyselleşmenin artışı ve sosyal izolasyon, sosyal denetim mekanizmalarının zayıflaması, moral değerlerdeki aşınmalar, pornografi ve şiddetin popüler kültür aracılığıyla yaygınlaşması ve olumlanması olarak sıralanmaktadır.

Seri katiller, Holmes ve DcBurger’in “saldırı dürtüsünün niteliği ve saldırganın karakteristik özelliklerine göre” yaptıkları sınıflamaya göre başlıca 5 gruba ayrılmaktadır:

  1. Hayalperestler (Visionary): Sanrılar gören,  hezeyanlar içinde ve çeşitli muhakeme kusurları olan ciddi ölçüde psikiyatrik bozukluk yaşayan saldırgan tipidir.
  2. Görevliler (Missionary):  Toplumu kirlettiği düşünülen insanların toplumdan arındırılması gerektiğini düşünerek eyleme girişen saldırganlardır. Kendilerinin böyle bir yükümlülüğü olduğunu düşünürler.
  3. Haz Yönelimliler (Hedonistic): Seksüel Sadistler ve Heyecan Eğilimliler olmak üzere iki alt gruba ayrılırlar. Seksüel sadistler, öldürmekten cinsel bir haz alırlar. Diğer grup ise heyecan ve macera arayışının bir parçası olarak öldürme motivasyonuna sahiptir.
  4. Rahat Yaşama Eğilimliler (Comfort Oriented Killers): Öldürme eylemlerinde kullandıkları aletlere odaklanan gruptur. Bunları indükleyen nedenlerin ruhsal veya parasal memnuniyet olabileceği belirtilir.
  5. Güç ve Kontrol Yönelimliler (Power and Control Oriented): Bu gruptaki saldırganlar, kurbanlar üzerinde tam hâkimiyet sağlamaktan ve güç gösterisinde bulunmaktan haz alırlar (2).

Bunun dışında kurbanlar üzerinden hareketle de saldırgan profillemesi yapılabilmektedir. Seri katiller, bir cinayetten diğerine uzanan bir takım içsel süreçleri yaşarlar. Eğer yakalanıp tedavi edilmezlerse cinayetlerini sürdürme eğilimine sahiptirler. Bu özellikleri onları, toplum için oldukça tehlikeli kılar. Bu yüzden yakalanıp adalet önüne çıkarılmaları büyük önem taşır. Şimdi gelelim bu yazının konusunu oluşturan Zodiac vakasına.

Kriptolu Katil Zodiac   

David Fincher imzalı Zodiac filmine konu olan hikâye, gerçek bir seri cinayet vakasına dayanıyor. Amerika’nın California eyaletinin San Francisco şehri ve çevresinde 1968-1969 yıllarında meydana gelmiş 5 cinayet ve 2 ağır yaralama vakasının aynı kişi (Zodiac) tarafından işlenmiş olduğu düşünülür. Katil ya da katil olduğunu iddia eden kişi,  belirli aralılarla San Francisco Chronicle başta olma üzere çeşitli gazetelere ve polise gönderdiği şifreli mektuplarda, cinayetleri kendisinin işlemiş olduğunu belirtir. Mektuplarındaki ifadelerden ve cinayet işlerken giydiği kostümde bulunan Zodyak işareti sebebiyle bu ismi almıştır. Mektuplarında kendine has bir şifreleme yöntemi kullanan failin şifreleri çözülen ifadelerinden ve işlediği cinayetlerden yola çıkarak onun heyecan yönelimli ve güç-kontrol eğilimli bir sosyopat olduğu söylenebilir. Seri katillerde gözlemlenen karakteristik özellikler, Zodiac’ta da görülüyor. Şifreli mektuplar, medyayla ve polisle irtibat kurma, meşhur olma isteği ve kendisini medyadan izleme, sosyopat özellikler vs. Bunlara ilaveten saldırılarında kadın kurbanları öldürüp erkek kurbanları yaralamayı tercih etmesi, katildeki kadın düşmanı tavrı ele veriyor. Bunu eril tahakkümün toplumsal yaşamda yol açtığı tahripkâr bir yan etki olarak okumak mümkün. O dönem kamuoyunda oldukça çok konuşulan ve büyük bir panik dalgasına sebep olan Zodiac, cinayet polisi ve birtakım gazetecinin yoğun çalışmasına rağmen kimliği tespit edilip bir türlü yakalanamaz. Yarattığı gizem, giderek büyük bir ilgiye sebep olur ve onu, popüler ikonlardan biri haline getirir. Zodiac vakası, bugüne kadar faili tam olarak tespit edilememiş seri cinayet dosyası olarak kalır. 19. yüzyıl İngiltere’sinde yaşanan bir diğer faili meçhul vaka, Karındeşen Jack’ten sonra rastlanan en ilginç vakalardan biri haline gelir.

Sinemayı kavrama yeteneği üstün, seri cinayet filmleri konusunda tecrübeli bir isim olan David Fincher, Zodiac’ta vakanın aslına sadık kalan bir yol izliyor. Filmin metni de vakanın birebir içinde olan karikatürist Robert Graysmith’in aynı adlı kitabına dayanıyor. Graysmith, cinayetler işlendiği vakit San Francisco Chronicle’de karikatürist olarak çalışıyordu, zamanla bu vakayı takıntı derecesinde araştırmaya başlayıp kendi başına bir soruşturma yürütmüştü. Daha sonra tüm derlediklerinden yola çıkarak vakayı kitap haline getirmişti. Bu sebeple film, uyarlandığı kitabın sağladığı imkânla vakanın detaylarına hâkim bir yapı sergiliyor. Fincher, filmde alışılageldik bir seri katil teması yerine bu tarz yapımları tersyüz eden bir anlayış sergiliyor. Katilin kendine ve yarattığı şiddete odaklanmak yerine, kendini onu yakalamaya adamış insanlara yoğunlaşmayı tercih ediyor. Bu noktada karşımıza cinayet dedektiflerinden Dave Toschi, Chronicle çalışanlarından gazeteci Paul Avery ve karikatürist Robert Graysmith çıkıyor. Her üç karakter, Zodiac’ı yakalamak için yıllarını bu işe adayıp adeta kendi hayatlarından vazgeçiyor. Ancak tüm çabalara karşın delil yetersizliği, teknolojik imkânların bugüne oranla kısıtlı oluşu, hayatta kalan mağdurların faili tanımamaları ve teşhis edememeleri, adalet mekanizmasındaki zorluklar derken katil her seferinde polise yakalanmaktan kurutuluyor. İpuçlarından yola çıkılarak elde edilen olağan şüphelilere rağmen ortada suçlamayı yeterli kılacak net delilin olmayışı da vakanın faili meçhul kalmasına sebep oluyor.

Filmin hikâyesine geri dönersek Fincher, kronolojik bir sıra izliyor. Zaman doğrusal biçimde ilerleyip 1969’dan başlayıp 1991 yılına kadar geliyor. Zodiac’ın bilinen eylemleri tek tek canlandırılıyor. Konunun araştırılma süreci, medya boyutu, giderek popüler ikona dönüşme süreci geniş hatlarıyla veriliyor. Yönetmen, seyircinin gözünü boyayacak bir aksiyon yaratmaktan ziyade sürece yoğunlaşıp eleştirel bir sosyal çerçeve sunuyor. Özellikle katilin popüler kültür eliyle olumlanan bir figüre dönüştürülmesi, medyanın vaka karşısında takındığı ikircikli tavır, adalet sistemindeki açmazlar gözler önüne seriliyor. Hikâye ilerledikçe daha çok Graysmith’in kendi hayatını mahvetmek pahasına konuyu araştırma süreci izleniyor. Katilin kendisi bu süreç içinde geri plana çekiliyor. Seyirci beklediği katharsise ulaşamıyor.

Sözlerimizi bağlarsak Zodiac, seri katil filmlerine yeni bir yorum getiren başarılı bir örnek. Kan ve şiddet gösterisine girişmek yerine yaşanmış bir gerçeği sosyal bir çerçeveye oturtmayı tercih ediyor. Bu hali onu, kolaycılığın tuzağından koruduğu gibi, seri katil olumlaması yapmaktan da alıkoyuyor. Zodiac vakası, 1990’lı yıllara gelindiğinde güncelliğini korumaya devam ediyor. Mağdurlarından birinin net teşhisi sayesinde gözler yeniden olayın ilk şüphelisi Arthur Leigh Allen’e çevriliyor. Ancak onun 1992’de vefat etmesiyle dosya yeniden askıda kalıyor, bir başka şüphelinin de olmayışı sebebiyle Zodiac cinayetleri tam olarak çözülememiş bir vaka olarak kayıtlara geçiyor.

Yararlanılan Kaynaklar

  1. “Seri Cinayet Failleri”. Açıkgöz A, Açıkgöz HN, Oral G, Hancı İH. Adli Psikiyatri Dergisi. (2004).
  2. “Serial Murder”. Holmes RM, DcBurger JE. Newbury Park, CA: Sage. (1998).

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi