Sevdiğim filmler listesi yapmak hep çok zor bir iş. Çok sayıda filmi, başka başka sebeplerle seviyor insan ve bu sevgi de dünyayla ve insanın kendisiyle yıllar içinde değişiyor. O yüzden ben sadece çok sevdiğim değil de bana film yapma arzusu veren, içimdeki sinema hayvanını dürten filmleri seçtim.

Emre Yeksan

L’Avventura (1960)

Yönetmen: Michalengelo Antonioni

Dramatik yapısı ve karakter geliştirme biçimiyle o güne kadar izlediğim filmlerden çok farklıydı, çok etkilenmiştim. Bir karakterin varlığı kadar yokluğunun da ne anlamlara gelebileceğine dair düşündürmüştü.

Il Posto (1961)

Yönetmen: Ermanno Olmi

Keskin ve köşeli olmayan karekter yaratımı ve esnek hikâyeleştirme biçimi yapmak isteyeceğim filmlere bir adım daha yaklaşmamı sağladı.

Persona (1966)

Yönetmen: Ingmar Bergman

Persona‘ya orta okul yıllarında bir gece TRT 2’de denk gelmiştim. O güne kadar izlediğim filmlerden çok farklı ve ilginç gelmişti. Muhtemelen bu karşılaşma sinema yapma isteğimin de kıvılcımı oldu.

Possession (1981)

Yönetmen: Andrzej Zulawski

Lise yıllarında bir arkadaşımın ısrarıyla izlediğim ve tuhaflığına vurulduğum bir filmdi. Gerçekliğin ve groteskin iç içeliği çok etkilemişti.

To Vlemma tou Odyssea (1995)

Yönetmen: Theo Angelopoulos

Yine lise yıllarında izleyip de hayatımın bir döneminde etkisinden çıkamadığım bir filmdi. Epik anlatının ana akım sinemada karşılaşmadığım, daha Brechtyen bir etki taşıyan hâli beni bir hayli sarsmıştı.

Beau travail (1999)

Yönetmen: Claire Denis 

Üniversitenin ilk yıllarında yine sinemaya dair bildiklerimi alt üst eden bir filmle karşılaşmıştım. Duyusal sinema diyebileceğim, eliptik anlatımın egemen olduğu, sömürgecilik, militarizm ve erkeklik üzerine bir deneme. Kafamı oldukça karıştırmıştı ve hâlâ dönüp dönüp baktığım bir filmdir.

La Ciénaga (2001)

Yönetmen: Lucrecia Martel

Genelde pek çekinmeden en sevdiğim film diyebildiğim bir film kendisi. Sınıf, beden ve mekân üzerine duyular aracılığıyla ilerleyen parçalanmış bir anlatı. Etkisini uzun yıllar içinde tekrar tekrar duyumsatan bir başyapıt.

Un lac (2008)

Yönetmen: Philippe Grandrieux

Filmi izledikten sonra üzerimde resmen kara büyü gibi bir etkisi olmuştu. Çok yoğun duyguları, özcülüğe kaçmadan toplumsal gerçeklikten soyutlama becerisi ve anlatısının yalınlığından çok etkilenmiştim.

Loong Boonmee raleuk chat (2010)

Yönetmen: Apichatpong Weerasethakul

Aşırı uykusuz bir sabah, günün en erken seansında izlediğimde sanki rüyaya kaldığım yerden devam etmiş gibiydim. Oysaki izlerken gözümü bile kırpmadım. Masal ve gerçeğin birbirini sürekli kesişini, usul usul akan anlatısını olağanüstü bulmuştum. Dönüp dönüp baktığım filmlerden.

Şimdiki Zaman (2012)

Yönetmen: Belmin Söylemez

Anlatısının yumuşaklığı, derinliği ve tevazusuyla son yıllarda Türkiye sinemasından çıkmış en güzel ve güçlü iş. Yapımcılıktan uzaklaştığım bir dönemde yönetmenliğe geçiş kararımda oldukça etkili olmuştu. Diğer taraftan son yıllarda yaşadıklarımıza rağmen ayakta kalabilme gücü veren bir film de oldu benim için.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi