Bir filmin sonunda eğer ikimizden biri gözyaşlarını tutamaz hâle gelirse, diğerinden saklamaya özen gösteriyor. Çünkü her ikimizin de aynı anda ağladığını fark edersek durdurması zor oluyor: Işıklar yanıyor, seyirciler ayaklanıyor, biz koltuğumuzdan kalkamadan, birbirimize bakamadan hıçkıra hıçkıra ağlıyoruz, bir yandan da bu perişan hâlimize gülüyoruz.  Nihayet göz göze gelebildiğimizde de aklımızdan aynı şey geçiyor: “Niye bu filmi biz yapmadık?” 

(Beraber film yapmaya karar verdiğimiz 2003 senesinden itibaren, sinemada beraber seyrettiğimiz filmler arasından aklımıza geldikleri sırayla, beğeni sırası gözetmeksizin yapılmış bir seçkidir.)

Çağla Zencirci & Guillaume Giovanetti

Fotoğraf: Jeff Harris

Be With Me (2005)

Yönetmen: Eric Khoo

Sadece biz ağlamadık. Khoo filmin en vurucu sahnesinde sesi tamamen kısıp, beyaz ağırlıklı bir görüntüyle tüm sinema salonunu aydınlatma kararı almış. Bütün salon ağladı, on sıra önümüzdeki insanların hıçkıra hıçkıra ağlamalarını hem duyduk, hem gördük.

Veer-Zaara (2004)

Yönetmen: Yash Chopra 

185 dakikalık Veer Zaara’yı izleyip de ağlamayana aşk olsun. Bir daha Veer Zaara seyredersek yanımıza kağıt mendil değil tuvalet kağıdı rulosu alacağız. 

The Wrestler (2009)

Yönetmen: Darren Aronofsky 

Modern zamanlar gladyatörünün son dövüşü. Slash’ın gitarının ilk notaları, birkaç saniyede sırayla şaşkınlık-neşe-mutluluk-geçmiş bir çağa aşırı sevgi ve özlem duyguları hissetmek ve çalan müziğe ağlayarak eşlik etmek. Hepimiz gladyatörüz.

Soshite chichi ni naru (2013)

Yönetmen: Hirokazu Kore-eda

Sinema salonu görevlisi bize kibarca artık gitmemiz gerektiğini, bir sonraki seansın başlayacağını söyledi. Üstad Kore-Eda ve son ağlayanlar.

Kader (2006)

Yönetmen: Zeki Demirkubuz

“Biliyoruz artık, kaç kez seyrettik, ağlatamaz bu bizi” desek de bizi haksız çıkaran Kader, Bekir’in son tiradı.

Byôsoku 5 senchimêtoru (2007)

Yönetmen: Makoto Shinkai

Shinkai’ın ağlamadığımız filmi yok. Hatta artık Shinkailanmak diye bir tabirimiz var: Filmin ilk dört dakikasından itibaren düzensiz aralıklarla göz yaşı dökmek.

Ága (2018)

Yönetmen: Milko Lazarov 

Elden düşen baret, pırlanta küpeler, birbirini affedip, affedemeyenler. Aga, tam bizlik bir film.

In the Family (2011)

Yönetmen: Patrick Wang

İyi düşünülmüş bir mahkeme sahnesinde kendini savunan kahramana ağlamak normaldir.

El abrazo de la serpiente (2015)

Yönetmen: Ciro Guerra 

“La Yakruna!” Pusulasını kaybeden gezginle birlikte Amazon Ormanları’nın ortasında Guerra’nın açtığı zaman tünelinde kaybolup, bir süre sonra tünelin ucunda 2001: A Space Odyssey’i görmek,  sinemanın bize yapabildiklerine ve kendi şaşkınlığımıza ağlamak… 

Japón (2002)

Yönetmen: Carlos Reygadas 

Bir adam, bir at, bir uçurum kenarı. Drone’ların (Uçangöz’lerin) olmadığı eski bir çağda helikopterle mizansene girişme cesareti, sinemaskoptan daha sinemaskop geniş perde formatı, ağartılmış 16 mm. Bach’ın Aziz Matta’ya tutkusu… Reygadas’ın muhteşem sinema dilinin devlere karşı savaşı ve bu savaştan duygu yükünden hiç taviz vermeden çıkabilmesi. Reygadas’ın filmi çekerken çektiklerine ağladık büyük ihtimalle.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi