Rachel Morrison’ın Mudbound filmindeki görüntü yönetimiyle Akademi Ödülleri tarihinde En İyi Sinematografi kategorisinde aday gösterilen ilk kadın görüntü yönetmeni unvanını elde etmesi sinema sanatı adına büyük bir gelişmeydi. Bu gelişmeye sevinsek de kadın emeğinin 21. yy’da görünürlük kazanmaya başlamış olması buruk bir sevinç kaynağı olurken; bu durum içten içe politik doğruculuk mefhumunun ardındaki ikiyüzlü davranış kalıplarını da sorgulamaya açıyor. Zira, bunca yıl dünya genelinde, sadece sinema endüstrisinde değil, hemen her tür alanda kadınların ikinci planda tutularak görmezden gelinmesi sistemin erkek hegemon dinamiklerini açığa çıkarırken bu tarz politik doğrucu hamlelerle azınlık statüsündeki bireylerin ağzına bir parça bal sürmek heteronormatif toplumun samimiyetsiz tavrını da ortaya koyuyor. Oysaki kadın emeği dünden bugüne genel olarak her alana yayılmış durumda; ki sinema sanatı da bu alanlar arasında başı çeken bir endüstri. Hâl böyle olunca bazı söylemleri tekrarlamak sonra tekrar tekrar üzerine düşünmek, yazmak, üretmek ve ses çıkarmak da elzem bir hale geliyor.

Yukarıda bahsettiğim gibi Rachel Morrison’ın elde ettiği adaylık sinema sanatı adına gerçekten özel ve değerli bir gelişme ve bu gelişmelerin artarak devam edeceği bir sosyo-kültürel ortamın özlemini iliklerimize kadar yaşıyoruz. Ve fakat, Morrison’ın adaylığı görmezden gelinen diğer kadın görüntü yönetmenlerinden de bahsedilmesi ve gözlerden kaçmaması gerektiği gerçeğini ortaya koymuş oldu. O çok sevdiğimiz filmlerde yer alan sinematografik kareleri yaratan bu üretici kadınlardan bahsetmeden geçmek bize de hiç yakışmazdı…

Yenilikçi Çalışmalarıyla Görüntü Yönetmenliğine Yön Veren 7 Kadın

Maryse Albertivelvet-goldmine-filmloverss

Fransa doğumlu Maryse Alberti, ilk belgeseli H-2 Worker ile 1990 yılında Sundance Film Festivali’nde sinematografi ödülü kazandı. Alex Gibney belgeseli Mr. Dynamite: The Rise of James Brown filmini çekerken çok farklı teknikler kullanan Alberti, Todd Haynes’in Velvet Goldmine filminde ise reaktif içgüdüye dayanan ve entelektüel birikiminin filmin her huzmesine sızdığı bir anlatım ve planlama tekniği kullanmıştı. Ryan Coogler’ın Creed ve Darren Aronofsky’nin The Wrestler filmlerinde de farklı teknikler deneyen ve kamerayı konumlandırdığı noktalardan hikâye anlatımına eşlik eden Alberti için gerçek bir kamera üstadı diyebiliriz.

Son projesi: Chappaquiddick

Natasha Braierneon-demon-filmloverss

Birbirinde güzel iki sanat filminden önce Rihanna ve Oasis gibi isimler için çektiği reklam ve müzik videolarıyla tanınan görüntü yönetmeni Natasha Braier daha çok vizyoner ve yenilikçi kareleriyle tanınıyor. David Michod’un distopik filmi The Rover ve Nicolas Winding Refn’in moda dünyasını parça pinçik ettiği harikası Neon Demon gibi filmlerin görüntü yönetimini üstlenen Braier’in bir sonraki projesi ise Şilili yönetmen Sebastián Lelio’nun Amerika’da yeniden çekmeye hazırlandığı Gloria filmi olacak. Sizce de heyecan verici değil mi!

Son projesi: Gloria

Charlotte Bruus Christensenmadding-crowd-filmloverss

Danimarka doğumlu görüntü yönetmeni Charlotte Bruus Christensen, Denzel Washington’a yapımcı Todd Black tarafından önerilmesi sonrasında Fences filminin sinematografisini üstlenmiş ve oldukça başarılı bir görüntü yönetimi çıkarmıştı. Özellikle Danimarkalı yönetmen Thomas Vinterberg’in The Hunt ve Far From the Madding Crowd filmlerinde hayranlık uyandıran karelere imza atan Christensen; Anton Corbijn’in Life ve Tate Taylor imzası taşıyan görkemli görsellere sahip The Girl on the Train filmlerinin de görüntü yönetmenliği koltuğunda oturdu. İlk fırsatta Aaron Sorkin imzası taşıyan Molly’s Game filmindeki görüntü yönetmiyle de gözden kaçırmak istemediğimiz Christensen’i akıllarınızın bir köşesine kaydedin deriz!

Son projesi: Molly’s Game, A Quiet Place

Anette Haellmigkgame-of-thronesta-jon-snowun-ejderha-camı-çıkarmasına-dair-eğlenceli-bir-video-2-filmloverss

Anette Haellmigk, işin özünde Game of Thrones dizisinin pek bilinmeyen kahramanı. Yıllardır, şimdiden efsane haline gelen dizinin görüntü yönetmenliğini üstlenen Alman görüntü yönetmeninin Hırvatistan’dan İzlanda’ya çektiği kahrı biz tabii ki bilemeyiz ama bu listede ona yer vermeseydik esas o zaman kendimizi affedemezdik. Sinema sanatına dahil olması, henüz 80’li yıllarda bu alanda çok fazla kadın görünürlüğü yokken, Das Boot filminin sinematografı Jost Vacano’nun yönlendirmesiyle gelişirken; Hollandalı yönetmen Paul Verhoeven vesilesiyle The Neverending Story ve Robocop filmlerinde kamera asistanlığı görevlerinde yer aldı. Şimdilik en büyük projesi Game of Thrones olan Haellmigk, bu dizideki görüntü yönetimiyle iki kez Emmy Ödülleri’ne de aday oldu.

Son projesi: Game of Thrones

Ellen Kuraseternal-sunshine-of-the-spotless-mind-2-filmloverss

Tom Kalin’in Swoon, Rebecca Miller’ın Personal Velocity ve The Ballad of Jack and Rose, Michel Gondry’nin pek sevdiğimiz The Eternal Sunshine of the Spotless Mind ve Spike Lee’nin 4 Little Girls, Bamboozled, Summer of Sam ve He Got Game gibi filmlerinde üstlendiği görüntü yönetmenliği göreviyle dikkatleri çeken Kuras kariyerinde çok çeşitli isimlerle çalışmış bir sinematograf. Filmlerden TV dizilerine, belgesellerden reklam filmlerine birçok projede yer alan Kuras, 2009 yılında Thavisouk Phrasavath ile birlikte yönetmenlik koltuğunda oturduğu The Betrayal isimli belgesel filmiyle de Oscar’a aday olmuştu.

Son projesi: Netflix dizisi Ozark’ın yönetmen koltuğunda oturuyor.

Rachel MorrisonMudbound-2-filmloverss

AFI Konservatuar mezunu Amerikalı görüntü yönetmeni Rachel Morrison, özellikle Dee Rees imzalı tarihi drama Mudbound’dan sonra elde ettiği En İyi Sinematografi kategorisindeki ilk kadın adaylığıyla bu yıla damga vurdu. Fakat Morrison, Mudbound’a gelinceye dek birbirinden değerli projelerde de yer almış bir isim. Bağımsız yapımlar Cake, Dope ve Fruitvale gibi filmlerin de görüntü yönetmenliğini üstlenen Morrison en büyük çıkışlarından birini 2007 yapımı Brad Leong’un yönetmen koltuğunda oturduğu Palo Alto, CA filmiyle yapmıştı.

Son projesi: Black Panther

Agnès Godardlet-the-sunshine-in-filmloverss

Fransız sinemasının en başarılı kadın yönetmenlerinden biri olarak görebileceğimiz Claire Denis ile sık sık yaptığı işbirlikleri sayesinde, Agnès Godard bir film ekranına yansıtılmış en esrarengiz görüntülerden bazılarını yarattı. Beau Travail filmindeki cesur karelerdeki dayanıklılıktan 35 Shots of Rum’un esnekliğine kadar, Godard’ın kamerası, insan vücudunun ham potansiyeline ve dinlenme gücüne tekil olarak uyum sağladı. Ancak Godard’ın başarıları, tek bir yönetmenle yaptığı işbirlikleri dışında da aranmalı. Nitekim,  Erick Zonka’nın The Dreamlife of Angels ve Ursula Meier’in Home filmlerinde yaptığı çalışmalar kendisine, muhtemelen Denis’nin izin vermeyeceği derecede, farklı ve kışkırtıcı bir kariyer alanı da açmış oldu.

Son projesi: Une jeunesse dorée

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi