Feodal dönemlerde yaşasaydık ve bir Orta Çağ kalesinde düzenlenen özel bir davete katılsaydık, muhtemelen kendimizi soylu hissetmek için elimizden geleni ardına koymazdık. Şu an Brexit tartışmalarıyla çalkanan İngiltere’yi feodal dönemlerde görebilseydik, AB’ye karşı kendilerini üstün tuttukları tüm bu “asil hanedan” tartışmalarının nereden geldiğini biraz daha iyi anlayabilirdik. Çünkü güç, asalet ve statü simgelerinin yüceltilmesi, tüm dünyaya o çağlardan kalan bir mirastır. İngiltere’nin kendi soy değerleriyle ne denli övündüğünü hepimiz biliriz. Neticede emperyal dünyaya adını altın harflerle yazdırmış bir ülkeden bahsediyoruz. İngiltere, kendi asil soyunu, AB’li olmaya yakıştıramadığı için -ve aslında AB’li olmanın gerektirdiği sorumlulukların bazılarını üstlenmek istemediği için- birlikten ayrılmaya karar vermişti. Ardından net bir kopuş gerçekleştirilmemiş ve Brexit, halk arasında süregelen tartışmalara neden olmuştu. Ben Wheatley’nin son filmi Yeni Yılın Kutlu Olsun, Colin Burstead, İngiltere’nin şu an yaşadığı çalkantılı dönemi anlatmaya çalışıyor. Yeni Yılın Kutlu Olsun, Colin Burstead: Fazla ‘’İngiliz’’ Bir Film Colin Burstead (Neil Maskell), ailesiyle beraber yılbaşı gecesini kutlamak için Lord Richard (Richard Glover)’ın kalesini kiralar. Böylelikle bir geceliğine Colin, kendi ailesinin başı ve kalenin lordu gibi olacaktır. Soyu köklü bir geçmişe dayanan Lord Richard ise bugün için ancak misafirlere ev sahipliği yapacaktır. Film işte tam burada, İngiltere’nin zayıflamaya başlayan, yüceltilmiş asalet değerlerine göndermeler yapıyor. Colin’in organize ettiği bu yılbaşı partisi, yeni yıla yaklaşan saatlerde bozulmaya başlıyor. Colin’den habersiz davet edilen kardeşi David (Sam Riley)’in eve giriş yapmasıyla da işler gerçek anlamda çığrından çıkıyor. Aile içi çatışmaların, gerginliklerin ardı arkası kesilmiyor. Yani Colin’in dik tutmaya çalıştığı ‘’Hep birlikte mutlu, asil bir aileyiz’’ duruşu, çok dayanamadan yıkılıyor. İşte filmdeki bu aile, bugünün İngiltere’si olarak resmediliyor. Ancak film bunu çok açık bir şekilde dile getiriyor. Örneğin Lord Richard ile gerçekleşen diyaloglarda feodal sistemden bahsediliyor; Colin’in alkol bağımlısı babasına lakap olarak ‘’kral’’ deniyor ve somut bir şekilde Brexit diyaloglarına yer veriliyor. Oysa hiçbir Wheatley filmi bu denli açık olup, derdini bu denli net diyaloglarla anlatmamıştı. Bu da filmin seyir zevkini bir miktar düşüren bir durum. Film temelde, zoraki birliktelik duygusuna sahip aile bireylerini anlatıyor. Bunu yaparken de el kamerası estetiğini kullanıyor. Ancak Wheatley’nin böyle bir sinematografi estetiğini neden tercih ettiğini anlamak biraz zor. Belki mekânın soyluluğunu ‘’kırmak’’ için filmi böyle çekmek istemiş olabilir. Fakat yine de bu biçimin tıpkı diyaloglar gibi ‘’çok gösteren’’ ve kolaya kaçan bir sinematografik tercih olduğunu düşünüyorum. Filmin sıçramalı kurgusu ise Burstead ailesinin bireylerinden kaledeki personellere kadar herkesi -bilinçli olarak dağınık- göstererek güya bir demokratik toplum portresi çiziyor. Bu da yine seyirciye Eros’un okunu fırlatan, çok göstermelik bir tercih. Yeni Yılın Kutlu Olsun, Colin Burstead, yönetmenin şiddet içeriği bakımından en nahif işi. Film, tüm agresif duygularını karakter gerilimleriyle veriyor. Ancak izlediğimiz film, draması güçlü olan bir aile çatışmasından çok ulusal değerlerin eleştirildiği bir hikâyeyi anlatıyor. Bu nedenle Yeni Yılın Kutlu Olsun, Colin Burstead, bizim gibi izleyiciler için biraz fazla ‘’İngiliz’’ kalıyor.

Yazar Puanı

Puan - 65%

65%

Yeni Yılın Kutlu Olsun, Colin Burstead, yönetmenin şiddet içeriği bakımından en nahif işi. Film, tüm agresif duygularını karakter gerilimleriyle veriyor. Ancak izlediğimiz film, draması güçlü olan bir aile çatışmasından çok, ulusal değerlerin eleştirildiği bir hikâyeyi anlatıyor. Bu nedenle Yeni Yılın Kutlu Olsun, Colin Burstead, bizim gibi izleyiciler için biraz fazla ‘’İngiliz’’ kalıyor.

Kullanıcı Puanları: 4.7 ( 1 votes)
65

Feodal dönemlerde yaşasaydık ve bir Orta Çağ kalesinde düzenlenen özel bir davete katılsaydık, muhtemelen kendimizi soylu hissetmek için elimizden geleni ardına koymazdık. Şu an Brexit tartışmalarıyla çalkanan İngiltere’yi feodal dönemlerde görebilseydik, AB’ye karşı kendilerini üstün tuttukları tüm bu “asil hanedan” tartışmalarının nereden geldiğini biraz daha iyi anlayabilirdik. Çünkü güç, asalet ve statü simgelerinin yüceltilmesi, tüm dünyaya o çağlardan kalan bir mirastır.

İngiltere’nin kendi soy değerleriyle ne denli övündüğünü hepimiz biliriz. Neticede emperyal dünyaya adını altın harflerle yazdırmış bir ülkeden bahsediyoruz. İngiltere, kendi asil soyunu, AB’li olmaya yakıştıramadığı için -ve aslında AB’li olmanın gerektirdiği sorumlulukların bazılarını üstlenmek istemediği için- birlikten ayrılmaya karar vermişti. Ardından net bir kopuş gerçekleştirilmemiş ve Brexit, halk arasında süregelen tartışmalara neden olmuştu. Ben Wheatley’nin son filmi Yeni Yılın Kutlu Olsun, Colin Burstead, İngiltere’nin şu an yaşadığı çalkantılı dönemi anlatmaya çalışıyor.

Yeni Yılın Kutlu Olsun, Colin Burstead: Fazla ‘’İngiliz’’ Bir Film

Colin Burstead (Neil Maskell), ailesiyle beraber yılbaşı gecesini kutlamak için Lord Richard (Richard Glover)’ın kalesini kiralar. Böylelikle bir geceliğine Colin, kendi ailesinin başı ve kalenin lordu gibi olacaktır. Soyu köklü bir geçmişe dayanan Lord Richard ise bugün için ancak misafirlere ev sahipliği yapacaktır. Film işte tam burada, İngiltere’nin zayıflamaya başlayan, yüceltilmiş asalet değerlerine göndermeler yapıyor. Colin’in organize ettiği bu yılbaşı partisi, yeni yıla yaklaşan saatlerde bozulmaya başlıyor. Colin’den habersiz davet edilen kardeşi David (Sam Riley)’in eve giriş yapmasıyla da işler gerçek anlamda çığrından çıkıyor. Aile içi çatışmaların, gerginliklerin ardı arkası kesilmiyor. Yani Colin’in dik tutmaya çalıştığı ‘’Hep birlikte mutlu, asil bir aileyiz’’ duruşu, çok dayanamadan yıkılıyor. İşte filmdeki bu aile, bugünün İngiltere’si olarak resmediliyor. Ancak film bunu çok açık bir şekilde dile getiriyor. Örneğin Lord Richard ile gerçekleşen diyaloglarda feodal sistemden bahsediliyor; Colin’in alkol bağımlısı babasına lakap olarak ‘’kral’’ deniyor ve somut bir şekilde Brexit diyaloglarına yer veriliyor. Oysa hiçbir Wheatley filmi bu denli açık olup, derdini bu denli net diyaloglarla anlatmamıştı. Bu da filmin seyir zevkini bir miktar düşüren bir durum.

Film temelde, zoraki birliktelik duygusuna sahip aile bireylerini anlatıyor. Bunu yaparken de el kamerası estetiğini kullanıyor. Ancak Wheatley’nin böyle bir sinematografi estetiğini neden tercih ettiğini anlamak biraz zor. Belki mekânın soyluluğunu ‘’kırmak’’ için filmi böyle çekmek istemiş olabilir. Fakat yine de bu biçimin tıpkı diyaloglar gibi ‘’çok gösteren’’ ve kolaya kaçan bir sinematografik tercih olduğunu düşünüyorum. Filmin sıçramalı kurgusu ise Burstead ailesinin bireylerinden kaledeki personellere kadar herkesi -bilinçli olarak dağınık- göstererek güya bir demokratik toplum portresi çiziyor. Bu da yine seyirciye Eros’un okunu fırlatan, çok göstermelik bir tercih.

Yeni Yılın Kutlu Olsun, Colin Burstead, yönetmenin şiddet içeriği bakımından en nahif işi. Film, tüm agresif duygularını karakter gerilimleriyle veriyor. Ancak izlediğimiz film, draması güçlü olan bir aile çatışmasından çok ulusal değerlerin eleştirildiği bir hikâyeyi anlatıyor. Bu nedenle Yeni Yılın Kutlu Olsun, Colin Burstead, bizim gibi izleyiciler için biraz fazla ‘’İngiliz’’ kalıyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi