Gina Gershon ve Christoph Waltz’un başrollerini üstleneceği yeni filmi Rifkin’s Festival’ı San Sebastian Film Festivali’nde tanıtan Woody Allen, son dönemde tartışmalı bir figür hâline gelmesine rağmen asla emekli olmayı düşünmediğini söyledi.

#MeToo ve Time’s Up hareketleri,; Woody Allen hakkındaki uzun süreli taciz skandallarını yeniden gündeme getirmiş, 1992’de üvey kızı Dylan Farrow‘u henüz 7 yaşında iken istismar ettiği yönündeki suçlamaların bir kez daha konuşulmasına vesile olmuştu. Gelen tepkiler sonucunda Amazon, Allen ile yaptığı dört filmlik anlaşmayı feshetti ve yönetmenin yeni filmi A Rainy Day in New York‘u vizyona sokmama kararı aldı. Bunun üzerine Woody Allen, A Rainy Day in New York’u vizyona sokmayan Amazon’a aralarındaki anlaşmayı ihlâl ettiği gerekçesiyle 68 milyon dolarlık dava açtı. Bütün bu olaylara rağmen Avrupa’da dağıtımcı bulmayı başaran filmin 3 Ekim‘de İtalya’da, 4 Ekim‘de İspanya’da ve daha bir çok Avrupa ülkesinde vizyona gireceği açıklandı.

Yaşanan bütün bu süreçten sonra film çekmek için yeterli desteği bulamayacağını düşündüğümüz Woody Allen, çekeceği yeni filmi için Avrupa’nın en önemli bağımsız film-TV şirketleri arasında yer alan Mediapro ile anlaştı. Vicky Cristina Barcelona ve Midnight in Paris filmlerinde yönetmenle çalışan Mediapro, Allen’ın yeni filminin yapımcılığını üstleniyor. Daha önce  Selena Gomez, Rebecca Hall ve Timothée Chalamet gibi Woody Allen ile çalıştıkları için pişman olduklarını açıklayıp, yönetmenle bir daha çalışmayacaklarını açıklayan birçok oyuncuyu düşündüğümüzde, yeni filmin oyuncu kadrosunda hangi isimlerin yer alacağı merak konusuydu.

İsmi Rifkin’s Festival olarak belirlenen filmle ilgili ilk detaylar ortaya çıktı. Woody Allen, film ekibiyle beraber San Sebastian Film Festivali’nde düzenlenen basın toplantısında hem filmle ilgili hem de kendisiyle ilgili birtakım açıklamalarda bulundu. Gelin bu açıklamaların detaylarına yakından bakalım.

Woody Allen’ın Yeni Filmi Rifkin’s Festival Hakkında İlk Detaylar Açıklandı

Öncelikle Rifkin’s Festival ile ilgili genel bilgileri açıklayarak başlayalım. Woody Allen’ın yeni filmi Rifkin’s Festival, San Sebastian Film Festivali’ne katılan Amerikalı bir çiftin başka kişilere aşık olmasıyla yaşanan olayları konu alıyor. Bound ve Killer Joe gibi filmlerle tanınan Gina Gershon, filmde Louis Garrel‘in oynadığı Fransız bir yönetmene aşık olan bir karakteri canlandırırken; Inglourious Basterds ve Django Unchained ile iki kez Oscar kazanan Christoph Waltz ise La piel que habito filminden tanıdığımız Elena Anaya‘nın canlandırdığı İspanyol bir kadına aşık olan bir karaktere hayat veriyor. Sergi Lopez ve Wally Shawn gibi isimlerinde kadrosunda yer aldığı filmin çekimleri 10 Temmuz’da San Sebastian’da başlayacak.

Basın toplantısında oyunculara bir Woody Allen filminde yer almanın nasıl bir duygu olduğu sorusu soruldu. Elena Anaya, Allen’ın dünyanın en iyi yönetmenlerinden biri olduğunu söyledi. Seçtiği projelerden kendisinin sorumlu olduğunu ve Woody Allen’ın, kendisi için mükemmel bir karakter yazdığını belirtti. Bir kadın ve oyuncu olarak, Allen ile çalışacağı için kendisini çok şanslı hissettiğini de sözlerine ekledi.

Gina Gershon ise Woody Allen projesinde yer aldığı için çok mutlu olduğunu ve bunun bir rüyanın gerçekleşmesi anlamına geldiğini dile getirdi. “Amerika Birleşik Devletleri’nde yaşamak delilik. Çok fazla rekabet var, çok fazla nefret var. Kadın hakları konusunun farkındayım, ancak Woody Allen projesinde yer aldığım için çok mutluyum. Me Too hareketinin çok iyi şeyler yaptığını düşünüyorum ancak insanların her duruma ayrı ayrı bakmaları ve bu konuda kendi kararlarını vermelerinin gerçekten önemli olduğunu hissediyorum.” açıklamasında bulundu.

Woody Allen: “Ne Olursa Olsun İşime Odaklanmaya Çalışıyorum.”

Basın toplantısının Woody Allen ile ilgili bölümlerine geçmeden önce yönetmenin geçtiğimiz yılın sonunda yaptığı bir açıklamaya yakından bakmakta fayda var. Hatırlayacak olursanız yönetmen, yeni fikirleri olduğu sürece yeni şeyler yazmaya devam edeceğini, her zaman da yazmayı sürdüreceğini açıklamıştı.

Woody Allen, bu açıklamasının üzerine yeni şeyler ekliyor. #MeToo ve Time’s Up hareketleri karşısında yaşadığı mesleki zorluklarla ilgili bir soruya yanıt olarak asla emekli olmayı düşünmediği cevabını verdi. “Bu işe başladığımdan beri benim felsefem, ne olursa olsun işime odaklanmak. Ailemde, politikada ya güncel olaylarda ne olursa olsun işime odaklanmaya çalıştım. Haftanın yedi gününü, zamanımı ve çabamı buna harcıyorum. Benim sinemam insan ilişkileri ve insanlar hakkında, içine biraz da mizah katmaya çalışıyorun. Eğer ölecek olursam muhtemelen film setinde ölürdüm.” açıklamasıyla da işine bağlılığını açıkladı.

Öte yandan Woody Allen, A Rainy Day in New York’un Amerika’da vizyona girip girmemesi hakkında hiçbir fikrinin olmadığını, bu durumun kontrolü dışında olduğunu belirtti. Yönetmenin, Amazon ile arasındaki davanın ne yönde seyredeceği bilinmez ama Woody Allen, bir süre daha filmlerini Amerika dışında çekecek gibi gözüküyor. Sinema izleyicisinin, Woody Allen’ın takındığı tutum karşısında nasıl bir tepki vereceği merak konusu. Yönetmen, önümüzdeki dönemde sinema gündemini meşgul etmeye devam edecek gibi görünüyor.

Kaynak: Screen Daily, Deadline

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi