Önceki Sayfa1 / 2Sonraki Sayfa


Yaz aylarında seyirciyle buluşacak filmlerden kaçırılmaması gereken 20 filmi derledik.

Birkaç sene önceye dek ölü sezon olarak görülen yaz ayları da artık pek çok gişe filmine ev sahipliği yapıyor. Her ne kadar pek fazla bağımsız film görmesek de kimi dağıtım şirketlerinin bazı iddialı filmlerini bu üç aylık sürece konumlandırdığını görüyoruz. Bu, özellikle de kendisini denizin soğuk sularının kollarına bırakma imkânı bulamayanlar için oldukça güzel bir haber elbette ki.

Önümüzdeki üç aylık döneme baktığımızda  Siyah Giyen Adamlar: Global Tehdit – Men in Black: International, Oyuncak Hikayesi 4 – Toy Story 4, Örümcek-Adam: Evden Uzakta – Spider-Man: Far From Home, Aslan Kral – The Lion King ve Cinayet Süsü gibi merakla beklenen gişe filmlerinin yanında ödül mevsiminde ismini duymayı beklediğimiz Rocketman ve Bir Zamanlar… Hollywood’da – Once Upon a Time in Hollywood’la birlikte Ritüel – Midsommar, Acele Baba Aranıyor – Damien veut changer le monde ve Yüzleşme – Grâce à Dieu gibi bağımsızlar da sinemalardaki yerini alacak.

Sözü fazla uzatmadan sizleri önümüzdeki üç ayda vizyona girecek filmlerden oluşturduğumuz seçkiyle baş başa bırakalım.

Yaz Aylarında Vizyona Girecek Filmlerden 20 Öneri

 Siyah Giyen Adamlar: Global Tehdit – Men in Black: International

Başrollerde Will Smith ile Tommy Lee Jones’un yer aldığı Men in Black ya da aşina olduğumuz ismiyle Siyah Giyen Adamlar serisinin, zamanın ruhuna uyularak çekilen spin-off filmi Men in Black: International – Siyah Giyen Adamlar: Global Tehdit, hikâyesini ilk defa ABD sınırlarının dışına çıkarıyor. Başrollerde Thor: Ragnarok’ta iyi bir kimya yakalamış olan Chris Hemsworth ve Tessa Thompson’ın bulunduğu film, şimdilik üçlemenin başarısını devam ettirmeye pek yakın görünmüyor ancak yine de bir şansı hak ediyor.

Rocketman

Bir süredir bu yılın Bohemian Rhapsody’si olarak addedilen Rocketman, müzik tarihinin bir diğer efsanesi Elton John’ın biyografisini perdeye taşıyor. Bryan Singer’ın kovulmasının ardından Bohemian Rhapsody’i tamamlayan Dexter Fletcher’ın yönettiği ve başrolde Taron Egerton’ın yer aldığı film, Cannes Film Festivali’ndeki prömiyerinin ardından övülmüş ve özellikle Egerton’ın performansının oldukça etkileyici olduğu söylenmişti. Dahası filmin, Bohemian Rhapsody’nin aksine, ana karakterinin cinsel kimliğini yansıtmak konusunda iyi iş çıkardığı konuşulmuştu. Dolayısıyla Queen biyografisinin en büyük eksilerinden bir tanesini elemiş gibi görünen Rocketman’in, şimdiden 2020 Oscarları için adının geçmeye başlaması boşuna değil.

Başka Sinema’nın Andrei Tarkovsky Seçkisi

Başka Sinema haziran ayında, sinema tarihinde özel bir yer edinmiş yönetmenlerden Andrei Tarkovsky’nin üç filmini seyirciyle buluşturmaya hazırlanıyor. Stalker, Solaris ve Zerkalo’dan oluşan seçki, 14 Haziran’da vizyona girecek. Tarkovsky filmlerini büyük perdede izlemek oldukça doyurucu bir deneyim olacaktır kuşkusuz.

Beyaz Karga – The White Crow

Oyuncu kimliğiyle tanıdığımız Ralph Fiennes’in üçüncü yönetmenlik deneyimi olan Beyaz Karga – The White Crow, 20. yüzyılın en ünlü baletlerinden Rudolf Nureyev’in hayatına odaklanıyor. Fiennes’in oyuncu kadrosunda da yer aldığı film, Türkiye prömiyerini İstanbul Film Festivali’nde yapmıştı.

Yesterday

127 Saat – 127 Hours, Milyoner – Slumdog Millionaire ve Trainspotting gibi işleriyle tanıdığımız Danny Boyle ile Richard Curtis’i bir araya getiren Yesterday, genç bir müzisyenin The Beatles’ı yalnızca kendisinin bildiği bir dünyaya gözünü açmasının ardından efsane grubun şarkıları aracılığıyla şöhreti bulmasını konu ediniyor. İlk bakışta başarılı bir feel good filmi gibi görünen Yesterday’in, Tribeca Film Festivali’ndeki prömiyerinin ardından pek de olumlu geri dönüşler almadığını belirtelim. Ancak yine de şahsen filmi merakla beklediğimi belirteyim.

Laurel ile Hardy – Stan & Ollie

Birlikte çalıştıkları yaklaşık 30 yıllık dönemde birçok uzun ve kısa metraj filme imza atıp sinema tarihinin en unutulmaz ikililerinden birisi hâline gelen Stan Laurel ve Oliver Hardy ya da bilinen isimleriyle Laurel ile Hardy’nin konu edildiği film, altın çağlarını geride bırakan ikilinin kariyerlerini son bir turla taçlandırmasının hikâyesini anlatıyor. Özellikle başrollerdeki John C. Reilly ve Steve Coogan’ın performanslarıyla övülen filmin yönetmeni ise 2013 yapımı ikinci uzun metrajı Filth ile konuşulan Jon S. Baird.

Anna

Son filmi Valerian and the City of a Thousand Planets’le büyük hayal kırıklığı yaratan Luc Besson, ilk bakışta kendisinin bir diğer filmi Lucy’yi andıran Anna ile geri dönüyor. Başrolde Sasha Luss’ın yer aldığı film, Anna Poliatova isimli bir suikastçının hikâyesini merkezine alıyor. Oyuncu kadrosunda Helen Mirren, Cillian Murphy ve Luke Evans gibi isimleri de barındıran Anna, pek umut verici görünmese de Besson’ın bir şansı daha hak ettiğini pekâlâ söyleyebiliriz.

Oyuncak Hikayesi 4 – Toy Story 4

1995 yılında başlayan serinin yaklaşık 9 yıl sonra gelen devam filmi; Woody ve Buzz Lightyear’ın başını çektiği ekibin yanlarına yeni oyuncak Forky’i de alarak bir maceraya çıkmasını konu ediniyor. Daha önce yönetmenlik deneyimi olmasa da The Incredibles, Ratatouille, Up ve Inside Out gibi işlerde çeşitli görevlerde bulunmuş olan Josh Cooley’nin yönettiği film; Tom Hanks, Tim Allen ve Annie Potts gibi isimlerin sesleriyle hayat buluyor.

Örümcek-Adam: Evden Uzakta – Spider-Man: Far From Home

Avengers: Endgame ile yeni bir düzlüğe girdiğini söyleyebileceğimiz Marvel Sinematik Evreni’ndeki bir sonraki film olarak göze çarpan Örümcek-Adam: Evden Uzakta – Spider-Man: Far From Home, yaşananların ardından yaralarını sarmaya uğraşan Peter Parker’ın okul arkadaşlarıyla birlikte Avrupa’ya bir geziye çıkmasının ardından kendisinin hiç beklemediği bir maceranın içerisinde bulmasını anlatıyor. Evrenin yeni Iron Man’i olabileceği uzun süredir dile getirilen karakteri, ilk kez bu yola sokabilecek gibi görünen filmin yönetmeni, serinin ilk filminde de olduğu gibi Jon Watts.

Kül En Saf Beyazdır – Jiang hu er nü

Geçtiğimiz yıl Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye için yarışan Kül En Saf Beyazdır – Jiang hu er nü, mafya üyesi sevgilisi Bin için hapse giren Qiao’nun, beş yılın ardından hapisten çıkıp Bin’i aramaya başlamasını anlatıyor. Türkiye prömiyerini Adana Film Festivali’nde yaptıktan sonra Filmekimi’nde de gösterilen filmi, henüz izleme imkânı bulamadıysanız vizyondayken yakalamanızı tavsiye ediyoruz.

Önceki Sayfa1 / 2Sonraki Sayfa
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi