2G7oeyOsfSg

Japon sinemasının en büyük yönetmenlerinden Yasujirô Ozu’nun filmlerini mercek altına alan video, usta sinemacının gücünü sadelikten alan tarzının yapı taşlarını gözler önüne seriyor.

Yasujirô Ozu, Japon sineması denilince akla gelen ilk yönetmenlerden biridir kuşkusuz. Onun filmlerinde insanın karşılaştığı, küçük karşıtlıklar üzerinden kurulan basit mücadeleler vardır. Bu karşıtlıklar bazen jenerasyonlar arası fark ya da geleneksel ve modern arasındaki tezattan ileri gelirken bazen de ölüm-yaşam gibi olabilecek insani noktadan şekillenir. Wim Wenders’ten Jim Jarmusch’a sayısız yönetmeni derinden etkilemiş olan Ozu’nun biçimsel tercihlerine baktığımızda çok belirgin karakteristik özellikleri olan bir sinema dili karşımıza çıkar. YouTube’daki Criswell kanalında yer alan bir video, Ozu sinemasının karakteristik özelliklerini inceliyor.

Yasujirô Ozu Sinemasının Sadeliği

Ozu’nun filmleri, ilk bakışta tematik ve biçimsel olarak kendini tekrar ediyor görünebilir. Ama usta yönetmenin filmlerindeki fazlalıklardan kurtulup o kendine özgü sadeliği yaratması zaman içinde gelişmiştir. Bu sadelik sayesinde Ozu, “hiçbir şey olmuyor” gibi görünen filmlerinde gündelik hayatı başarıyla yansıtmanın ötesinde, bu yapımları gündüz düşlerine çevirir adeta.

Kurgu, kompozisyon ve sinematografi, Ozu’nun tarzının oluşmasında etkili olan üç temel unsurdur. Onun eserlerinde her kare bir filmden ziyade tablo gibi görünür. Her obje, geometrik olarak özenilmiş şekilde kadraja yerleştirilmiştir ve kesinlikle tesadüfen orada değildir. Ve tüm olaylar, inatla sabit kalan bir kamera önünde gerçekleşir. Onun filmlerinde kamera çok nadiren hareket eder; şayet edecekse bu, sahnenin geometrik yapısına uygun şekilde gerçekleşir. Bu sayede ustaca kurulmuş kompozisyonlar, olabilecek en düşük düzeyde zarar görür.

Ozu’nun filmlerinde kadraj içinde kadraj tekniğini sıklıkla görürüz. Bu etki, bazen bir kapı aralığından yararlanılarak yaratılırken, bazen mobilyalarla, bazen de doğanın imkânlarıyla sağlanır. Usta yönetmenin bu tercihinin altında, ekranda sürmekte olana vurgu yapma isteği yatar. Ozu, görülmeyen şeylerle ilgilenmez ve görüleni vurgulamak, daha etkileyici kılmak için böyle bir yöntem geliştirir.

Bu noktada Ozu’nun imzası hâline gelen tatami çekimlerine dikkat çekmekte fayda var. Yönetmenin, tatami minderi üzerinde oturan birinin görüş açısını yansıtmak için yarattığı bu teknikle gündelik hayat ve bu hayatın içinde olan biten daha da “net” görünür hâle gelir. Yerden sadece birkaç santimetre yukarıda konumlanmış kamera seyircinin tanıklık hissini güçlendirir. Bu yöntemler sayesinde Ozu, objektif ve subjektif olan arasındaki çizgiyi bulanıklaştırır. Böylece seyirci izlediği şeyin sinema olduğunun farkına varır. Buna paralel şekilde Ozu, neredeyse hiçbir zaman bakış açısı çekimleri kullanmaz, zira onun için seyirci olan bitenin bir parçası değildir, sadece tanıktır.

Tüm bunlar ışığında Ozu’nun gerçek hayatı filmlerine yansıttığını söyleyebiliriz. Onun kadrajında etrafımızda olanlardan fazlası yoktur ama kadrajdaki her şey, doğrudan bir şey söylemekten ziyade hissettirmeyi amaçlar. Ve Ozu, stilindeki sadelik sayesinde bunu sonuna kadar başarır.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi