Modern yaşamın karşısında durulmaz bütüncül ve kapsayıcı yapısı düşünüldüğünde Tanık – Witness’ın (Peter Weir, 1985) bu yapıyı tarihsel bir nitelikte tercüme ettiğini söylemek mümkün. Üretim araçlarının, sosyal ilişkilerin ve insan faaliyetlerinin tümünün dönüşüme uğradığı feodalizmden kopuş sürecinden çıkmayı kendi istekleri doğrultusunda reddeden Amiş topluluğunun, modernizmin baskısı ile karşılaşması sonucunda yaşananlar; sinemanın teknik kapasitesi kullanılarak Witness’da seyirciye aktarılır. Hikâyenin özü itibarıyla, karşıt toplumsal güçlerin bir araya gelmesi sonucu ortaya çıkan gerilimi temel aldığı söylenebilir. Temel anlamıyla farklı yaşayış kodlarına sahip olan bu yapıların içerisinde yer alan kişilerin de hikâyeye derinlik kattığı göze çarpar. Witness özelinde gözümüze ilk çarpan detay, modernleşme sonrasında kendi topluluğunu konsolide edebilmiş ve dışarıya karşı denetimli bir sistem oluşturan Amiş insanları ile çarpık bürokrasi etrafında toplanan kişiler arasındaki karşılıklı ilişkilenme durumudur.

Teknolojik ilerlemenin reddine ve bununla birlikte sosyal hayatta bütünüyle feodal ilişkilere bağlı olan Amişler, hikâyenin kurulumu doğrultusunda modern yaşam ile zoraki bir karşılaşma yaşar. Açılış sekansında evin erkeğinin ölümü üzerinde cenaze ve ağıt seremonisi gerçekleşir. Ardından Rachel ve oğlu Samuel’in topluluk dışına doğru yaptıkları yolculuk sırasında yaşadıkları gerilim unsurunu üst noktaya taşımaya yarar sağlar. Sebebi hikâye boyunca açıklanmayan bir cinayete şahit olan Samuel, annesi ile birlikte artık çoktan topluluk dışına çıkar ve karşı toplumsal güç ile tanışır. Gerilimin arttığı ölçüde birbirine oldukça uzak olan Amiş toplumsallığı ve modern kent toplumsallığı arasında yoğun bir çatışma yaşanır. Tren garında işlenen cinayetin kısa sürede polis teşkilatı içerisindeki bir hesaplaşma sonucu gerçekleştiği ortaya çıkar. Kendisini şiddet ve ataerkil eğilimleriyle etiketleyen fakat aynı zamanda bağlı bulunduğu polis teşkilatına karşı sorumlu hisseden John, cinayetin üzerine giderek Amişleri geri dönülmez bir çatışmanın içine sokar.

Tarihsel Bir Karşılaşma Alanı Olarak Amiş Topumsallığı

Yaşananların tümü sosyolojik ve tarihsel olarak düşünüldüğünde modern toplumun yozlaşmış unsurları bürokratik düzlemde ele alınır. Aynı zamanda günümüzün, her anı ve özneyi meta haline getiren tüketim alışkanlığı da yoğun biçimde eleştiri tahtasına oturtulur. Amişlerin kendilerine özgü daha doğrusu feodal ilişki yumaklarından bugüne taşıdıkları gündelik faaliyetlerin her biri deforme olma tehlikesi ile karşılaşır. Babanın yasaları her dinsel toplulukta olduğu gibi Amişler açısından da büyük bir öneme sahiptir. Kadınların ve erkeklerin gündelik hayattaki rolleri ataerkinin sürekliliği açısından hayati bir önem taşır. Böylece Rachel ve Samuel’in çıkmış olduğu yolculuğu tüm bu yaşanançların ışığında, topluluktan kopuşun ilk adımları olarak da değerlendirmek yanlış olmayacaktır. Amiş topluluğunun yaşadığı bölgeye sığınan ve hikâyenin büyük bir çoğunluğunu kapsayan bölümde asi ve şiddet içeren tavırlarıyla dikkat çeken John tüm bunlara rağmen topluluk yasalarına bağımlı bir üye haline gelir. Topluluğun yasaları ile kendi yasaları arasında karar vermesi gerektiği gibi aynı zamanda kaçtığı dünyanın da izlerini taşımaya devam eder.

Witness ilk andan itibaren Amiş topluluğu yasalarının modern dünya ile mücadelesini aktarmaya çalışır. Aktarımını hikâyeyi daha da zenginleştirici bir unsur olması bakımından gerilimi kullanarak sağlar. Mekân ve öykü seçimi bakımından değerlendirmek gerekirse hiç düşünmeden bir western evreninin içerisinde yol aldığımız söylenebilir. Modern, teknolojik ve eklektik ilişkiler ile modern öncesi dönemin tüm pratiklerinin bir arada bulunduğu dikkat çeker. Topluluğa dışarıdan dâhil olan ve yapısal olarak uyum sağlaması mümkün olmayan yabancının, kendi gayesi doğrultusunda hareket etmesi ve son olarak da topluluktan ayrılması western kodlarını andıran bir nitelik olarak karşımıza çıkar. Kurallara uymadığı gibi kendi kurallarını hakim hale getiren, görece özerk yaşayan baskın erkek figür, nihai olarak hikâyeyi çözüme ulaştırır ve kendi yolunun ucu açık olduğunu izleyiciye aktarır. Aynı zamanda erkek karakter bir temsil aracı olarak karşımıza çıkar. Erkek egemen düzenin belli başlı nosyonlarının karakter üzerinde vücut bulması mümkün hâle gelirken; içerisinde yaşadığı modern dünyanın geleneksel yaşam üzerindeki tayin ve tasfiye edici rolünü de kendi bünyesinde barındırır. Böylece Amiş yaşam tarzının her ne kadar kendini geçirgen olmayan bir yapı hâline getirdiği düşünülse de aynı zamanda bunun bir kaçış olduğu dikkat çeker.

Teknolojik determinizmin olgusal reddi, militarizm ve tüketim karşıtlığı üzerine kurulu olan Amiş yaşamı, hikâyenin ilerleme doğrultusuna bağlı olarak bahsedilen tüm bu karşıtlıkları içerisinde barındırmaya başlar. Herhangi bir özneye karşı tehlike içinde bulunsalar bile saldırı veya savunma hâline geçmeyen Amişler, John’un yaşadıkları bölgeye adım atmasıyla birlikte şiddet ve gerilimin asli öznesi hâline gelir. Ayrıca Witness’da kadın temsilinin de değerlendirmeye açık olduğu gözden kaçmaz. İki karşıt tarihsel yapının ve bunların içerisinde yaşayan farklı insan stereotiplerinin kadın algıları üzerinde izleyiciye belirli nüveler sunması fark edilir. Rachel, Amiş topluluğu içerisinde eve ve doğal olarak aileye bağlı olan, yaşamını kendisine atanan kadınlık rolünü gerçekleştirmek için harcayan bir kadındır. Modern yaşamın temsilicisi olarak hayatına giren John ile Rachel’da dikkate değer bir kimlik bunalımı yaşar. Yaşadığı kimlik bunalımı sonrasında topluluk dışına çıkmamış olsa bile topluluğa karşı bağları zayıflamış hâle gelir. Topluluk içerisinde yaşayan kadınların tutku ve arzularının her erkek egemen toplulukta olduğu gibi sınırlaması beklenir. Hikâyenin sonlanışı bakımından Rachel’ın artık tutkularına, arzularına ve isteklerine karar veren bir karakter olarak karşımıza çıkması Witness özelinde kadınlara göreceli bir özgürlük tanır. Fakat unutulmaması gereken nokta, Rachel’ın hikâye boyunca John’a bağlı kalarak kendini özgürleştirmeye çalışmasıdır. Kadın karakter feodal ilişkilerin hakim olduğu topluluk yasalarından kendini arındırmış ve özerk hâle gelmiş olsa da aynı zamanda John’un temsilcisi olduğu dünyaya karşı bir bağlılık testine girmiş gibidir. Bu anlamıyla Witness’da yaratılan kadın temsilinin feodal ilişkilerden kopan bir karakter olduğunu söylemek ile birlikte karşısında bulunan modern toplumsal yapının kurallarına bağımlı hâle geldiğini de eklemek gerekiyor.

Sonuç olarak Witness’da ele alınan fikrin modern-geleneksel çatışması üzerine kurulu olduğu; ortaya çıkan çatışmanın özneler üzerindeki tayin edici rolü üzerinde durduğu söylenebilir. Modern ve profesyonel sosyo-ekonomik ilişkilerin karşısında kendisini korumaya çalıştıkça daha da derine saplanan Amiş toplumunun dışa kapalı yapısının ne tür bir tahakküm ilişkisi içerisinde olduğu aktarılmaya çalışılır. Bunu yaparken modern bir aygıt olan sinemadan yararlanan yönetmen şaşırtıcı olmayan bir şekilde tarihsel tercihini modern dünyanın ezici üstünlüğünden yana kullanır. Amişler yaşamlarına gelenekleri doğrultusunda devam etmektedir fakat verilen tavizler ve karşılarında bulunan tarihsel yapı onları sürekli gözlemeye devam etmektedir.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi