İnsanlar ve robotlar; sinemada bilimkurgu türü ortaya çıktığı andan bugüne kadar etkileyiciliğini bir an bile yitirmemiş bir temadır. Teknolojinin hızla gelişip yayıldığı ve yapay zekanın inanılmaz boyutlara geldiği günümüzde ise bu temanın bize çok da uzak olmadığını söyleyebiliriz. Yakın dönemde hayatımıza giren; insan üretimi robotların bir öz bilince kavuşmasını, varoluşunu sorgulamasını ve bir anlamda insanların boyunduruğu altında yaşamasını başarıyla gözler önüne seren Westworld’ün bu kadar geniş hayran kitlesi bulması şaşırtıcı bir olay değil. Westworld’ün geçtiğimiz günlerde sezon finali yapmasından sonra insanlar ve yapay zeka arasındaki ilişki konusunun tadı damağımızda kaldı. Böyle bir dönemde bünyelere ilaç gibi gelecek yapay zeka temalı dizileri sizler için derledik.

Katkıda Bulunanlar: Furkan Yücel, Hazan Özturan,

Melis Öneren, Zeynep Pınar Uçar

Westworld’ü Bir Solukta Bitirenlerin Sevebileceği Yapay Zeka Konulu 8 Dizi

Battlestar Galactica

(2004-2009) 

Saylonlar olarak anılan robot medeniyetleri karşısında, 12 Koloni hâlinde gezegenlere dağılmış insanların uzun soluklu yaşam mücadelesini anlatan bu dizi, kendi hayran kitlesine sahip nice bilimkurgu dizisi gibi uzun zamandır devam ediyor. Öyle ki, bu listede hem Battlestar Galactica, hem de yan dizisi Caprica yer aldı. Birden farklı uyarlama ve devam hikâyesi olsa da, popüler kültürün dünyayı ele geçirecek yapay zeka temasından daha derin tartışmalara geçtiği sürecin mihenk taşlarından olan 2004-2009 yılları arasında yayınlanmış, oldukça da akıcı bir hikâyesi olan Battlestar Galactica’ya bu listede yer vermeyi tercih ettik. Tek tanrılı dinlerin mitlerini, yapay zeka hakkındaki hipotezlerle harmanlayan bu versiyonun izleyiciye görsel bir şölenden çok daha fazla vaadi var. Westworld kadar derin olmasa da kendi felsefi yorumunu izleyiciyle buluşturan Battlestar Galactica, Westworld sevenlerin izlemeyi ihmal etmemesi gereken bir yapım.

Caprica

(2009-2010)

Listemizde de bulunan Battlestar Galactica’yı hâlihazırda seyrettiyseniz Caprica’ya da gönül rahatlığıyla başlayabilirsiniz. Battlestarstar Galactica’nın finalinin ardından yayın hayatına başlayan Caprica, Battlestar Galactica dizisinden 58 yıl öncesini, Caprica gezegeninde robotik Saylon ırkının nasıl yaratıldığını ve insan ırkı tarafından nasıl köleleştirildiğini konu alıyor. Battlestar Galactica ve Caprica dizilerinin yalnızca fantastik türe sahip olduğunu söylemek yanlış olur. İnsanların; yarattıkları yapay zeka varlıklar üzerinde kurduğu üstünlük dizide her ne kadar fantastik ögelerle aktarılsa da aslında günümüz dünyasındaki ırk, din ve mezhep ayrılıkları üzerine gözlemlediğimiz tutumlar ile paralellik göstermektedir. İnsan ve yapay zeka savaşını politika ve inanç üzerinden anlatması bu serilerin önemini daha da artırıyor.

Person of Interest

(2011-2016)

‘İzleniyorsunuz.. Devlet, gizli bir sisteme; sizleri her günün her saati izleyen bir makineye sahip. Biliyorum, çünkü onu ben yarattım. Bu makineyi terör olaylarını öngörebilmesi için dizayn ettim ancak, o her şeyi görüyor. Sıradan insanları içeren şiddet suçları, sizin gibi sıradan insanları.. Devletin ‘alakasız’ bulduğu suçları.. Onlar bir şey yapmıyordu o yüzden, ben bir şey yapmaya karar verdim. Ancak bir partnere ihtiyacım vardı, müdahale edebilecek niteliklere sahip birine. Yetkililer tarafından aranarak, gizli bir şekilde çalıştık. Siz, bizi asla bulamayacaksınız ancak, kurban veya suçlu, eğer şüphe çekiyorsanız… Biz, sizi bulacağız.’ Toplumdan uzak bir hayat sürdüren milyoner yazılımcı Harold Finch (Michael Emerson)’in bu sözleriyle açılan Person of Interest, aksiyon dolu bir suç hikâyesi olarak başlayan anlatısını başarılı bir bilimkurgu hikâyesine dönüştürüyor. Jonathan Nolan’ın yaratıcısı olduğu dizide, Finch, Amerika Birleşik Devletleri’nin New York eyaletinde yaşanan 11 Eylül terör olaylarından sonra, devlet için terör olaylarını önceden tahmin edebilen bir ‘Makine’ geliştiriyor. Ancak bu makinenin bir sorunu var, makine terör olaylarını öngörmek ile kalmayıp, devlet tarafından alakasız görülmesine rağmen, diğer suç olaylarını da öngörüyor. 2011 yılında başlayan ve yayın hayatına beş sezon boyunca devam eden Person of Interest’te, Finch, bu durumun suistimal edilmemesi için, Makine’yi tahmin edilen suça, suçlu ya da kurban olarak dahil olacak kişinin yani, ‘ilgili kişi’nin yalnızca sosyal güvenlik numarasını teşhir edecek şekilde programlıyor. Yardımcısı Reese (Jim Caviezel) ve Finch, Makine’nin öncülüğünde olası yasadışı faaliyetleri engellemek ve önlem almak için çalışıyorlar.  Dizi, merkezine suçla savaşan bir makineyi oturtarak günümüzde popüler olan birçok iddianın aksine, yapay zeka gelişmelerinin insanlık için avantajlı olabileceğini öne sürüyor.

Terminator: The Sarah Connor Chronicles

(2008 – 2009)

Terminator serisinin muhafazakâr hayranlarının gafletine uğramış Terminator: The Sarah Connor Chronicles, türün en başarılı dizileri arasında anılmayı hak ediyor. Terminator 2: Judgment Day’deki olay akışının hemen ardından geçen olayları konu alan bu atmosfer, filmlerden farklı ama detayları oldukça iyi düşünülmüş durumda. Pek şahane bir genel kültür detayı olarak bu dizide Sarah Connor’ı Lena Headey’nin canlandırıp Terminator Genisys’de ise Linda Hamilton’la özdeşleşmiş karakteri Emilia Clarke’tan izlememiz de Terminatör serisi ve Game of Thrones arasında koparılamayacak bir bağ kurmuş durumda.

Dizide, T-800 yani Arnold Schwarzenegger yerine T-900 modeli karşımıza çıkıyor. Summer Glau isminde, John Connor’ı korumak için gönderilmş bu üst model diziyi bu listenin konusu yapan birtakım özelliklere sahip: ağlayabiliyor, ortama göre şekillenen duyguları var. Hatta kendi kendisini insan olduğuna dahi ikna edebiliyor. Hâliyle de dizi aksiyona mola verdiği zamanlarda, yapay zekanın hissetme yetisine dair daha derin tartışmalara da yer veriyor.

Almost Human

(2013-2014)

Teknolojinin ve bilimin gelişmesinin insanlığa faydası olduğu kadar zararı da elbet olabilir. Yıl 2048. Bilim ve teknoloji hat safhalara erişmiş ve suç dünyası da bundan nemalanmaya başlamıştır. Yeni uyuşturucuların ve silahların olduğu bu teknoloji çağında suç oranları da en az gelişen teknoloji kadar inanılmaz boyuttadır. Almost Human dizisi işte böyle bir dünyada geçmektedir. Dizinin merkezinde ise teknoloji çağının yeni suçlarını bastırmak adına emniyet güçlerinin de teknolojiye başvurması sonucu polislerin bir yapay zeka ile ortaklık yapma zorunluluğu vardır. John Kennex isimli bir polis yeni getirilen kurallar gereği bir robotu partner olarak seçmek zorundadır. Robotları çok da sevmeyen polis Kennex, üretimine son verilmiş bir robot olan Dorian’ı partneri olarak seçer. Kennex, insanlığın geldiği bu son noktada ara ara kendi insanlığını unutma noktasına gelse de yapay zeka olan partneri Dorian, davranışlarıyla ve insanlara fazla benzemesiyle Kennex’e insanlığını hatırlatır. Almost Human, yapay zekanın insan ırkına karşı tehdit unsuru olduğu diziler arasında insan ve yapay zekanın birlikte adalet peşinde koşmasıyla oldukça farklı bir yerde duruyor.

Humans

(2015 – )

İsveç yapımı bilimkurgu ve dram türlerini iç içe geçiren Real Humans’tan uyarlanan, Sam Vincent and Jonathan Brackley’in yaratıcısı olduğu Humans, Synth adı verilen yapay zekaların insanların yaşamını sosyal, kültürel ve psikolojik açıdan nasıl etkilediğini anlatıyor. Sıklıkla Westworld ile karşılaştırmalara maruz kalan Humans’ta Synthler insana zevkleri için hizmet etmenin aksine insanların yaşadığı toplumda hizmet sektörü gibi alanlarda çalışan ayrı bireyler olarak yaşamın birer parçasıdırlar. Dizi, yapay zekanın etik ikilemlerini tartışırken yapay zekaların zamanla geliştirdikleri bilinçlerinin yol açtığı durumları da ele alıyor.

Savaş ve seks sahnelerinden uzak, gelecekte yapay zekanın insanların hayatlarına gerçekten entegre olduklarında toplumun düzeninde nasıl bir değişim olabileceğini bulmaya çalışan Humans, bu yıl üçüncü sezonuyla sevenleriyle buluştu.

Black Mirror

(2011 – )

Yapay zeka dendiğinde Black Mirror’dan bahsetmemek olmaz. Her bölümünde farklı bir hikâye ve toplumsal bir eleştiriyle karşımıza çıkan başarılı yapım, ileri teknolojinin insan hayatına etkisini tartışıyor. Hikâyelerinde gerek başrol gerekse de yan karakterlerde yapay zekaya da oldukça yer veren Black Mirror, insanlığı ve insanın karanlık yönlerini yapay zeka ile olan ilişkileri üzerinden masaya yatırıyor. Teknolojinin sınırsızlığının altını çizerken her şeye hükmetmek arzusu taşıyan insanın defolarını yapay zeka üzerinden yansıtıyor ve sosyal medya kullanımı, ırkçılık, saray fetişizmi gibi güncel konuları sert bir şekilde eleştiriyor.

2018’in sonlarına doğru beşinci sezonunun yayınlanması beklenen Netflix Orijinali Black Mirror, önceki sezonlarında olduğu gibi yine usta yönetmen ve oyuncuları kadrosuna dahil etmeye devam ediyor.

Altered Carbon

(2018 – )

Laeta Kalogridis’in yaratıcısı olduğu, İngiliz yazar Richard K. Morgan’ın aynı isimli kitabından esinlenilen dizi, 300 yıl sonraki gelecekte yaşanan bir teknolojik distopyayı konu alıyor. Altered Carbon, gelişmiş teknoloji ve distopya unsurlarını yapay zeka penceresinden bir araya getirdiği, sosyal düzene radikal bir darbe vuran dünyasıyla bilimkurgu türünün alt kategorisi olan Cyberpunk türünün altında yer alıyor. 10 bölümlük ilk sezonunu Şubat ayında  Netflix aracılığında izleyicisi ile buluşturan dizide, insan kişiliği, dijital olarak depolanıp daha sonra başka bedenlere, yeni ‘kılıf’lara yüklenebiliyor ve insanların anılarının cortical stack (kabuksal yığın) denilen disk şeklinde bir alete depolanıp omurgaya yerleştirildiği bu süreç ‘sleeve’ olarak adlandırılıyor. Katolik inanca sahip insanların ruhun ölümden sonra cennete gideceği ve bu yeni ‘kılıf’tan bunun mümkün olmayacağı inancına sahip olmaları sebebiyle bu uygulamayı kabul etmedikleri dizide, her ne kadar çoğu insan kişiliklerini depolamak için yeterli maddi güce sahip olsalar da, çoğu zaman bedenlerini yenileyecek duruma sahip olamıyorlar ve yine de yaşlılık sürecini yaşamak durumunda kalıyor. Ölümsüzlüğün bedelini anlatan dizide, eski bir asker olan Takeshi Novack (Joel Kinnaman) ise kendisini, son ‘sleeve’inin yok edilmesinden 250 yıl sonra, kalan zamanını geçmişteki suçları için hapishanede geçirmek ya da yeni düzendeki maddi anlamda en varlıklı kişilerden biri olan Laurens Bancroft (James Purefoy)’un cinayetini çözmek olmak üzere iki seçenek ile karşı karşıya bırakılmış bir şekilde buluyor. Edgar Allan Poe (Chris Conner)’nun yaşam dolu kişiliğini The Raven Hotel’e yayılmış olarak izleyicisine sunan dizi, bilinci yapay zeka üzerinden ölümsüzleştirerek bu durumdaki insanlığı, ahlaki ve duygusal değerleri inceliyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi