Jonathan Nolan ve Lisa Joy’un yaratıcılığında hız kesmeden devam eden HBO dizisi Westworld, 2. sezon 4. bölümüyle yine akıllarımızı başımızdan alacak ve ağızlarımızı açık bırakacak bir deneyim yaşattı. “The Riddle of the Sphinx” ismini taşıyan 4. bölüm, bana kalırsa, şimdilik, bu sezonun en çarpıcı ve en beyin yakan bölümü olarak da ekstra önem taşıyor. Tamamı Westworld parkında ve parkın üzerine kurulu DELOS şirketinde geçen 4. bölüm diğer bölümlere nazaran daha dingin biçimde ilerlemesine rağmen verdiği detaylarla gelecek bölümler adına heyecan kat sayımızı da artırdı!

***Bu yazı Westworld 2. sezon 4. bölüm hakkında keyif kaçırıcı detaylar (spoiler) içerir.***

Geçtiğimiz bölümde genel olarak hostların isyan hareketi sürecini takip etmiş ve bu sürecin gelişimini daha çok Dolores/Wyatt ve Maeve karakterlerinin hikâyeleri üzerinden izlemiştik. William/Man in Black’in hiç karşımıza çıkmadığı geçtimiz bölümde Westworld dışındaki tema parklarından olan Raj World ve Shogun World ile de tanışma fırsatı yakalamış özellikle Raj World vesilesiyle diziye gelecek bölümlerde yön verecek önemli bir karakterin daha eklemlendiğini görmüştük: Grace. William/Man in Black’in kızı olduğuna dair yoğun şüpheler barındıran Grace karakterinin 3. bölüm sonunda Westworld parkına giriş yapmış olduğunu gördüğümüzde bu şüphelerimiz iyice perçinlenmişti; ki Westworld’ün 4. bölümü bu şüphelerimizin ve teorilerimizin gerçeğe dönüşeceği muhteşem bir deneyime açılıyor. Ağırlıklı olarak William/Man in Black ve Bernard karakterleri üzerinden ilerleyen 4. bölümde Dolores/Wyatt ve Maeve’in hikâyelerini hiç ama hiç görmediğimizi de ekleyelim.

Westworld 2. Sezon 4. Bölüm: Lazarus’un Mağarasıwestworld-elsie-bernard-filmloverss

Senaryosu Jonathan Nolan ve Gina Atwater tarafından kaleme alınan Westworld 2. sezon 4. bölüm, yine bu bölüme özel yönetmen koltuğunda oturan Lisa Joy sayesinde ışıl ışıl parlayan ve her bir sinematografik ayrıntısıyla da dikkatleri çeken bir bölüm. Özellikle henüz açılışta plan-sekans bir sahneyle giriş yapan Joy bölüm boyunca da hem western hem de gerilim türü hayranlarını heyecanlandıracak bir yönetmenlik sergiliyor. Her ne kadar finaliyle istenen tatmini sağlamasa da kült bir seriye dönüşen J.J. Abrams imzalı Lost dizisine açık bir gönderme niteliğindeki plan-sekansın ardından Peter Mullan tarafından canlandırılan James Delos’un beyazlar içindeki gizli bir odada günlük rutinlerini sergileyişine tanık oluyoruz. Derken kapı açılıyor ve içeri 35 yıl önceki hâliyle Willam/Man in Black karakteri giriyor. James Delos ve Willam arasında geçen diyaloglardan bu konuşmanın daha önce de yapıldığını öğrenirken Willam’ın uzattığı kağıtta yazılanları okumaya başlayan James Delos’tan bir kesmeyle 35 yıl sonraya, geçtiğimiz bölüm hiç görmediğimiz William/Man in Black ve ona yol arkadaşlığı yapan Lawrence’ın hostların isyanı ile başlayan bu yeni oyunda kaldıkları yerden ilerleyişlerine geçiş yapıyoruz. Tam bu esnada geçtiğimiz bölüm Bernard’ı Dolores/Wyatt’ın elinden kaçıran Clementine da Bernard’ın eline bir silah vererek onu bir mağaranın girişinde bırakıp gidiyor.

Mağaradan içeri giren Bernard geçtiğimiz sezon bilmemesi gereken şeyleri öğrendiği için ihanet etmek zorunda kaldığı arkadaşı Elsie’yi ayakları zincire bağlı biçimde yine bu mağarada buluyor. Elsie ve Bernard’ın karşılaşması başta tedirgin edici olsa da Bernard’ın şu an parkta olan gerçekler hakkında anlattığı şeyler ve bu olayları çözmek için ona ihtiyacı olduğuna söylemesi Elsie ile Bernard’ı yeniden yakınlaştırabilecek bir hamle. Dışarıdan yardım geleceğini düşünen Elsie’ye yardım falan gelmeyeceğini, bunun Ford’un yeni oyunu olduğunu ve DELOS’un şu an kimseyi kurtarmak istemediğini anlatarak üzerinde çalıştıkları bu çok gizli şeyin ne olduğunu bulmaları gerektiğini anlatıyor. Bu esnada kendi zihninde gelgitler ve zaman kaymaları yaşayan Bernard buraya daha önce de geldiğini fark ederek mağaranın içinden tesise nasıl girileceğini hatırlıyor. Üstelik burası konukların izlendiği, gözlemlendiği tesis! Burada tıpkı Elsie gibi bizler de “peki ama konuklar neden izleniyor?” diye soruyoruz kendimize, önceki bölümlerde konukların DNA’larının da toplandığına tanık olmuştuk. Hâl böyle olunca akıllara ‘Lazarus’un Mağarası’ geliyor elbet. Yuhanna İncil’inde mevzubahis olan Lazarus hikâyesi esasında bir ‘diriliş’ hikâyesi. Magdalalı Meryem ile Marta’nın kardeşi olan Lazarus bir gün ölür. Kardeşler o esnada Kudüs’te olan İsa’ya haber yollar ve İsa da onlara Lazarus’u iyileştireceğini söyler. Meryem ve Marta da Lazarus’un cesedini dört gün boyunca bir mağarada saklar. İsa geldiğinde Meryem ve Marta’ya mağaranın önündeki taşı kaldırmalarını söyler ve onlar taş kaldırdığında İsa “Lazarus, dışarı çık” diye bağırır ve Lazarus mağaradan çıkar. Bu hikâyede İsa, Lazarus’u diriltmiştir. DELOS içinde yer alan ama çok az kişinin bildiği bu tesis de adeta Lazarus’un diriltildiği o mağara gibidir. Tahminlerimize göre burası konuklar için herhangi bir tehlikeye karşı özel bir önlem olarak, yani onları yeniden diriltmek için, tasarlanmış olabilir. Ve aslında ilerleyen süre zarfında tahminlerimizde yanılmadığımıza da şahit oluruz. Ve akıllara bir soru düşer: Trene binip ulaşması gereken yere gitmek zorunda olan Peter Abernathy kimin zihnini taşıyor?

Westworld 2. Sezon 4. Bölüm: Ölüm Hep Gerçektir!westworld-season2-episode4-filmloverss

Aslında genel olarak bu bölümün ana teması ölüm ve diriliş dersek de pek yanlış olmaz. Nitekim James Delos ve William/Man in Black arasında geçen konuşmalar, Willam/Man in Black’in eşi Juliet’in intihar ederek hayatını kaybetmiş olması, Logan Delos’un gerçekliği kabullenemeyip yıllar önce aşırı dozdan ölmesi hep bu bölümün ele aldığı ölüm teması çevresinde öğrendiğimiz gerçekler. Ama genelde de yeni oyunun Robert Ford’un öldürülmesi akabinde devreye girmesi ya da geçtiğimiz bölümde Teddy’nin Dolores/Wyatt’tan gizli biçimde saldığı Confederado askerinin ölüp ölüp yeniden dirilmesi ve aslında genel olarak hostların bu parklardaki işlevlerinin kendilerine verilen oyunu oynayıp, ölmeleri gerektiğinde ölüp ve sonra yeniden diriltilerek oyuna sil baştan başlamaları yani birilerinin keyfi için defalarca ölüp defalarca diriltilmeleri meselesini düşününce hayatta elde edemediği tek şey ölümsüzlük olan doyumsuz insanın bu gerçek karşısındaki acizliğini örtbas etmek için türlü yollar denemesi, şeytanlaşması ya da şeytanı oynaması da açıklık kazanmış oluyor. Bu oyunda her şey oyun olduğu kadarıyla gerçek de. Tıpkı Bernard’ın parçalanan zaman algısında neyin şimdiye, neyin geçmişe ait olduğunu anlayamadığı anlar gibi aslında gerçek ve oyun da iç içe geçerek birbirlerine eriyorlar ve neyin gerçek neyin oyun olduğu muğlaklaşmaya, müphemleşmeye başlıyor. Tıpkı Willam/Man in Black ile James Delos’u bir araya getiren aynı sahnenin üç defa tekrarlanması akabinde öğrendiğimiz gerçekler gibi ölümden ölümsüzlük devşirmeye çalışan Tanrı-İnsan’ın kendi oyununda kendi tuzağına düşmüş olduğu gerçeği Lawrence’ın kızının -aslında Robert Ford’un- William/Man in Black’e söylediği gibi gözünü hep ileri dikmekten kendi gerçekliğini ıskalayan insanın varoluşu hakkında da mühim şeyler iletiyor bizlere.

Müthiş bir doyumsuzluğa erişen insanın artık Tanrı olma yolunda aşması gereken tek engelin ölüm gerçeği olduğunu düşünecek olursak; bu bölümde şahit olduğumuz hem host hem de insan olan James Delos’un neden böyle bir şeye kalkıştığını da daha iyi anlayabiliriz. Bedenini çıkarıp gelişmiş zihnini aynı hostlar gibi bir kontrol birimine kopyalamış olsalar da başarısız olmuşlar; çünkü yapay bedenler bu zihni kabul etmiyor, bedenlerinden atıyor. Nitekim Peter Abernathy’nin geçtiğimiz bölümde yaşadığı zihinsel karmaşayı düşününce bedeninde bir başkasının zihnini taşıdığı gerçeği daha görünür hâle geliyor. Belki Robert Ford, belki Arnold, belki de bir başkası ama bir insan zihni taşıyan Peter Abernathy’nin bu oyunu nihayete erdirecek ya da bambaşka bir yörüngeye kaydıracak kişi olduğu da bu bölümde doğrulanmış oldu. Ve bu bölümde tanıklık ettiğimiz Bernard’ın uyanışının izleyeceği yol da, William/Man in Black’in yolculuğu da, Dolores/Wyatt’ın intikamı da, Maeve’in kızına kavuşması da Peter Abernathy’nin bedeninde taşıdığı bu zihne bağlı. Ne diyelim, bekleyip göreceğiz.

Westworld’ün 2. sezon 5. bölüm fragmanını aşağıdan izleyebilirsiniz.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi