Vahşi Mücadele – Gunfight at the O.K. Corral (1957) Yön: John Sturges

Nedir?

Minör pek çok fark olsa da ana hikâyeyi gerçeğe uygun bir şekilde – My Darling Clementine’ın aksine – veren bu Wyatt Earp – Doc Holliday filminde, sırasıyla bu rollere Burt Lancaster ve Kirk Douglas can veriyor.

Neden iyi?

Bu muhteşem ikiliyi başka bir muhteşem ikilinin canlandırdığını görmek ve bir tür High Noon benzeri gerilim tatmak için ideal. John Sturges’ın listedeki iki filminden biri olan Gunfight, en hareketli ve aksiyon dolu klasik westernlerden biri.

Büyük Ülke – The Big Country (1958) Yön: William Wyler

Nedir?

Gregory Peck’in hayat verdiği Doğulu, eğitimli McKay, tam anlamıyla hiçbir kuralın olmadığı Vahşi Batıya aşık olduğu kadın ile evlenmek için gelir. Kanunun ve ilkelerin adamı olan McKay müstakbel kayınbabası Major ile çeliştiği gibi aynı kadına aşık olan Charlton Heston’ın oynadığı Leech ile de takışır. Daha sistematik bir düzenin savunucusu Major ve sonradan zengin olan basit çifçiler olan Hannassey’lerin arasında kanunun yer almadığı bir kan davası vardır ve McKay sivilize değerleri ile olaya müdahale etmeye çalışır ama “törenin” içerisinde kaybolur.

Neden iyi?

Uygar, hukuk düzeninin kuralsız Vahşi Batı karşısında şansının az olduğunu ama bu kuralsızlığın da yenilmeye, kendini yok etmeye mahkum olduğunu gösteren katı modernist bir film bu. Bir western olarak mı yoksa sosyolojik bir çalışma olarak mı görmek gerekiyor emin değilim ama iki türlü de “iyi” olduğu su götürmez. William Wyler’ın epik filmlerinden biri olan bu uzun western özellikle de westernde kolay kolay göremeyeceğimiz anti-Barry Lyndon tadındaki McKay karakteri için izlenebilir.

Kahramanlar Şehri – Rio Bravo (1959) Yön: Howard Hawks

Nedir?

John Wayne’in oynadığı Şerif Chance, Dean Martin’in alkolik silahşoru ve ünlü şarkıcı Ricky Nelson’ın gözüpek kovboyu bir araya geliyor ve masum bir adamı öldüren, güçlü bir ailenin genç oğlunu hapiste tutmaya koyuluyorlar. Bu birbirilerinden alakasız üç adam, karşılarında yükselen Amerika’nın gelecek değerleri olacak zenginleri ve Vahşi Batının kuralsızlığını bulacaktır.

Neden iyi?

Yukarıda da dediğim gibi, Howard Hawks, High Noon’u izlemiş ve yeterince “erkekçe” bulmadığı için bu filmi çekmiş. Bu film “yeterince erkekçe” mi kararı size bırakıyorum ancak bir “bromance” içerdiği kesin. John Wayne tek başına iki şarkıcıyı kovboya dönüştürüyor (Dean Martin’de biraz zorlanıyor tabii) ancak finalindeki çatışma sahneleri ve o ana kadar gerilimin ve heyecanın yavaş yavaş kurulması, yan hikâyelerin ana hikâyeye ustaca örülmesi ile ortaya başyapıt düzeyinde bir film çıkıyor.

Muhteşem Yedili – The Magnificent Seven (1960) Yön: John Sturges

Nedir?

Yedi Samuray. Akira Kurosawa’nın Yedi Samuray – Shichinin no samurai filminin western uyarlaması olan bu film, baştan söylemek gerekirse Yedi Samuray kalibresinde bir film değil. Ancak bu çok iyi bir western olmadığı anlamına gelmiyor. Başrollerini Yul Brynner, Eli Wallach, Steve McQueen, Charles Bronson, Robert Vaughn, Brad Dexter, James Coburn ve Horst Buchholz’un paylaştığı film Meksika’daki küçük bir kasabayı eli silahlı haydutlardan korumak için tutulan yedi kovboyun hikâyesini anlatıyor.

Neden iyi?

Geçtiğimiz sene kötü bir remake’i de yapılan film, Yedi Samuray’ın karakter hikâyelerini minimize ederek aksiyona odaklanıyor ve aslında on numara bir Hollywood uyarlaması yapıyor. Öte yandan, muhteşem oyuncu kadrosu ile de bir saniye için bile göz kırpmanızı engelliyor.

Kahramanın Sonu – The Man Who Shot Liberty Valance (1962) Yön: John Ford

Nedir?

İdealist ve genç avukat Stoddard, Liberty Valance isimli haydut tarafından soyulunca kasabaya adalet getirmeye karar verir. Bambaşka dünyaların insanı olan usta kovboy Tom Doniphon ile çoğu zaman çatışırlar ancak Doniphon Stoddard’ın idealistliğinden etkilenir. Küçük toprak sahiplerini sürmek isteyen büyük sürü sahiplerine karşı Stoddard hukukun ve politikanın üstünlüğünü göstermek için mücadeleye girişi ancak Liberty Valance ve silahı Vahşi Batı’da her şeyden üstün olduğunu düşünmektedir.

Neden iyi?

Bir John Ford başyapıtı daha. Flashback ile aktarılan hikâyesinde, yine uygar dünyanın Vahşi Batıda verdiği mücadele ve sonunda “uygarlığın” kazanması ama bu yolda pek çok başka şeyin feda edilişini anlatan, etkileyici, duygusal ve akıllara kazanan bir vahşi batı masalı. Ağızda bırakacağı kekremsi tat ve James Stewart, John Wayne, Vera Miles ve Lee Marvin dörtlüsünün muhteşem oyunculuğu ile eşsiz.

Bir Avuç Dolar – A Fistful of Dollars (1964); Birkaç Dolar İçin – For a Few Dollars More (1965); İyi, Kötü ve Çirkin – The Good, The Bad and The Ugly (1966) Yön: Sergio Leone

Nedir?

Sergio Leone’nin dolar üçlemesi olarak bilinen bu üç filmini teker teker saydım ama burada ayırmak istemedim. Clint Eastwood’un isimsiz bir kovboyu canlandırdığı filmlerde, kovboy para için çalışan, kendi çıkarından başka şeyleri pek de düşünmeyen ama karanlık ruhlu bir “şeytan” değil de hakiki bir insandır.

Neden iyi?

Spaghetti western diye küçümsenen ama sonradan türün en iyi filmleri arasında yer alan bu üç film de birbirinden iyi. Yakın plan çekimleri, sert sahneleri, etik ve ahlakın sınırlarını zorlayan karakterleri, çöl sıcağı, kirli sakallar, sinekler, mezarlıklar, kanlı düellolar, sigara dumanı ve muhteşem manzaralar. Özellikle müzikleri ile de unutulmayan bu üçlemenin neden iyi olduğunu saymaya başlasak bitiremeyiz.

Cango’nun İntikamı – Django (1966) Yön: Sergio Corbucci

Nedir?

Franco Nero’nun başroldeki Django karakterine hayat verdiği film, tıpkı Leone’nin A Fistful of Dollars filmi gibi bir Akira Kurosawa uyarlaması. İki grup arasındaki kan davasından önce çıkar sağlamaya çalışan sonra da bundan mağdur olan kovboyun iki taraf arasındaki savaşı karıştırmasını anlatıyor.

Neden iyi?

Spaghetti westernin en orijinal karakterlerinden bir diğeri olan Django’yu hayatımıza kattığı, Franco Nero’yu sinemaya kazandırdığı ve Corbucci’nin bu yepyeni western yaklaşımını tek bir yönetmenin işi olmaktan nasıl çıkarttığını görmek için izlemeye değer.

Batı’da Kan Var – Once Upon a Time in the West (1968) Yön: Sergio Leone

Nedir?

Ailesi katledilmiş Charles Bronson, gerçekten gerçek kötü Henry Fonda, beklediğini bulamayan güçlü bir kadın Claudia Cardinale ve şahane bir mizah anlayışı olan taş görünümlü lokum Jason Robards’ın yolları Vahşi Batı’da gayet sıradan bir biçimde kesişir ve herkes bambaşka dertlerin peşindeyken herkesin derdi aynı olur.

Neden iyi?

Leone stilize görüntü yönetimi, yakın planları ve uzun sessizlikleri ile sinemasını bir adım öteye taşıyor ve unutulması güç bir başyapıta imza atıyor. Henry Fonda’nın kötü adam olarak kariyer zirvelerinden birini yaptığını da unutmamak gerek. Sırf açılış sahnesi için bile izlemeye değer.

Sonsuz Ölüm – Butch Cassidy and Sundance Kid (1969) Yön: George Roy Hill

Nedir?

Butch Cassidy ve Sundance Kid, soluk günleri yaklaşan Vahşi Batıda iki soyguncudur, yokuş aşağı giden kariyerlerini şenlendirmek için bir noktada -Meksika’ya filan değil!- “hırsızlar cenneti” olan Bolivya’ya gitmeye karar verirler. Böylece, ikili hayatlarını Vahşi Batı ile senkronize edecek ve sonlarına doğru ilerleyecektir.

Neden iyi?

Öncelikle şunu demeliyim ki, Yeni Western’den bahsettiğim bir önceki yazımda Butch Cassidy and Sundance Kid’den bahsetmeyi unutmuşum. Hâlbuki, bir sonraki film olan The Wild Bunch ile birlikte “Yeni Western” türünün yahut alt türünün kurucu filmlerinden biri olduğunu söylemek şaşırtıcı olmaz. Western türünü İtalya’dan diriltme çabaları ABD’de yankı bulmamıştır, tür farklı bir hâl almış ve sonuna gelmektedir. Bu yüzden de Vahşi Batının son günlerini anlatan filmler ile türe ağıt yakmak neden anlamlı olmasın ki?

Vahşi Belde – The Wild Bunch (1969) Yön: Sam Peckinpah

Nedir?

Hemen Birinci Dünya Savaşı’nın öncesinde geçen filmde, “altın çağını” kaybetmiş yaşlı bir grup çete üyesinin Meksika-ABD sınırında son bir emeklilik öncesi işi için bir araya gelmesini anlatıyor. Değişen koşullar, “uysallaşmış” bir Vahşi Batı ve eskinin parlak kovboyları son bir yolculuğa çıkıyor.

Neden iyi?

William Holden, Ernest Borgnine, Robert Ryan ve Warren Oates gibi hem türe hem de klasik Hollywood sinemasına emek vermiş oyuncular gerçekten de kendileri gibi unutulmaya yüz tutmuş “kahramanları” canlandırıyor. Sam Peckinpah’ın stilize şiddeti, ilk “kanlı” Amerikan westerni olması ve sıra sıra dizilmiş kovboyların hem kendlerinin hem de westernin ölümüne doğru dik başla ilerleyişlerini görmek için ideal.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi