Önceki Sayfa1 / 4Sonraki Sayfa

Uzun bir yazı dizisinin sonunda, sıra ilk üç yazıda vaat ettiğim westernin kilometre taşı olan otuz beş filmi sıralamaya geldi. Öncelikle her listede olduğu ve olacağı gibi birkaç şey söyleyerek başlayayım. Western hakkında bu kadar uzun uzadıya düşünmemin sebebi, aksiyon/macera sineması ve alt yahut yan türlerinde heyecanın kaybolmaya başlaması ve büyük bütçeli bol efektli boş filmlerin savaş, western, aksiyon, komedi/macera vs. gibi türlerin yerini giderek aldığı görmemizdi. Öte yandan westerni klasik aksiyon/macera sinemasından ayıran, aslında dramatik unsuruydu. Günümüz toplumuna ayna tutabilmesi, uç koşullarda insan doğasını inceleyebilecek bir ortam sunmaktaki gücü yani. Öte yandan, western sinemasına olan kişisel tutkum, bu uzun düşünme sürecini yazıya dökmekte bana ihtiyacım olan gücü verdi diyebilirim. Her listenin kusuru vardır ama her liste, listeyi hazırlayan kişiye aittir. Yani bu bir “gelmiş geçmiş en iyi western filmleri” listesi değil, liste tamamıyla kişisel bir liste. Peki bu listede neler var, neler yok? Listede öncelikle, tarihsel bir yükümlülük yok. Yani ilk western, ilk sesli western, ilk renkli western, western türünün gelişiminde çok önemli olan o western gibi filmler bu listede yer almıyor. Yani, The Great Train Robbery (1903) bu listede yok. İkinci olarak, listede bu dizide adını zikrettiğimiz ama dönem ve/veya coğrafya olarak klasik western kalıplarına uymasa da western matematiği-mantığına uygun olan filmler yer almıyor. Yani, There Will Be Blood (2007) ya da Hell or High Water (2016) yok. Peki bu listede neler var? Yapım yeri fark etmeksizin, 19. yüzyıl ya da erken 20. yüzyılda, Vahşi Batı’da geçen, türün inceliklerini en iyi şekilde aktardığını şahsen düşündüğüm, ister klasik ister revizyonist olsun, western filmleri mevcut. Yani türün ana damarını ve çeşitliliğini aktaracak, benim de şahsi olarak en çok sevdiğim 35 film bunlar. Her yönetmenden bir film olsun ya da bu yönetmenden çok film oldu gibi bir ayrım kesinlikle gözetmedim. Filmler arasında belirli bir sıralama yok, sadece kronolojik olarak sıralamayı seçtim.

Filmlere geçmeden önce seçtiğim filmlerde hangi yılların ve yönetmenlerin ağırlıklı olduğundan bahsetmek istiyorum. 1950 ve 60’lı yıllar listeye dokuzar film vererek zirveye yerleşiyor. 50’li yıllar klasik western, 60’lı yıllar da spaghetti western dönemi olduğu için bu yirmi yıllık döneme türün parlak dönemi diyebiliriz. Yeni westernin yükselişe geçtiği 70’li yıllardan 4 film listeye dâhil olurken, türün yeniden hatırlanmaya başlandığı 1990 ve 2000’li yıllardan ve yükselişe geçtiği 40’lı yıllardan üçer film var. Zayıf geçen 70’lerin sonu sonrasında türün unutulmaya yüz tuttuğu 80’li yıllardan iki film listeye dâhil olurken 30’lar ve 2010’lardan da birer film bulunuyor. Sergio Leone 5 filmi ile listemde yer alırken, onu 4 filmi ile John Ford takip ediyor. Howard Hawks, John Sturges ve yeni bir western ile yönetmenliğe döneceğini açıklayan Kevin Costner’ın ise ikişer filmleri var. Şimdi gelin, kronolojik sıralaması ile bu filmleri -neden sevdiğimi ve türü açıkladıklarını düşündüğümü de aktarmaya çalışarak- inceleme kısmına geçelim.

En Başarılı 35 Western

Cehennemden Dönüş – Stagecoach (1939) Yön: John Ford

Nedir?

Bir alkolik, kasabasından kovulmuş bir “hafif” kadın, süvari kocasına gitmek isteyen hamile bir kadın, bir iş insanı, intikam peşinde bir hapishane kaçkını aynı at arabasında Geronimo ve Apaçilerin arasından geçmek zorundalar. John Wayne’i star yapan film, John Ford’un türü tam anlamıyla yaratan filmi olarak da görülebilir.

Neden iyi?

Orson Welles Yurttaş Kane – Citizen Kane izlemeden önce defalarca, kare kare Stagecoach’u izlemiş söylediğine göre. Sanki yalnızca westernin değil, modern sinemanın da nüveleri bu filmde atılıyor. İleride klişe olacak pek çok şey, pek çok klasik çatışma, iyinin ve kötünün arasındaki bulanıklaşan çizgi ama her şeyden öte de yol ve macerayı kesiştirerek verdiği his. Genç John Wayne de cabası.

Ox-Bow Olayı – The Ox-Bow Incident (1942) Yön: William A. Wellman

Nedir?

Bir sürü sahibinin ölüm haberini alan kasabalılar şerifin yokluğunda şerif yardımcısını lider belleyerek katilleri aramaya koyulur, sürü sahibinden sığırları para ile aldığını iddia eden üç yabancı ile karşılaşan grup yargısız infazı kolay çözüm olarak görecektir.

Neden iyi?

Erken dönem bir western olarak idam cezasını tartışmaya açan, bu açıdan da bu kadar erken bir vakitte yeni westerne göz kırpan bir kült film. Kısa süresi, başrolünde oynayan Henry Fonda’nın başrolünde oynadığı bir başka film olan 12 Kızgın Adam (12 Angry Men, 1957) filmine benzerliği, Anthony Quinn’in ilk rollerinden birini görebilecek olmak gibi pek çok artısı ile izlenmeyi hak ediyor.

Kanun Harici – My Darling Clementine (1946) Yön: John Ford

Nedir?

Western sinemasının en ikonik karakterlerinden Wyatt Earp’ün hikâyesini anlatan bu filmde, Earp’ü Henry Fonda canlandırıyor. Film, gerçek Earp hikâyesinden farklı olarak Earp kardeşleri ve dostları Doc Holliday’i basit çiftçiler olarak gösteriyor ve meşhur düello bu konuda bir anlaşmazlık sonunda gerçekleşiyor. Öte yandan film, dostluğu ve Holliday’in aşk hikâyesini merkezine alıyor.

Neden iyi?

John Ford’un ustalaşmaya başladığını, karakter gelişimlerini ufak sahneler ile aktarabildiğini gösterdiği ve Wyatt Earp hikâyesini farklı bir biçimde anlattığı için özel bir yere sahip. Öte yandan, ciddi bir drama olarak western “aksiyonunun” önüne geçecek bir film olduğunu söylemek de mümkün. Üstüne üstlük filmin adı da, hâlen daha duyulduğunda pek çok kişinin hatırlayacağı “Oh My Darling, Clementine” şarkısından geliyor. Westernin ve John Ford’un gelişimini görmek ve iyi bir karakter draması izlemek için kaçırılmamalı.

Kanlı Nehir – Red River (1948) Yön: Howard Hawks

Nedir?

Günümüz startuplarından çok farklı olan bir girişimi anlatan Red River’da John Wayne’in canlandırdığı Thomas Dunson artık savaşı kaybeden güneyde et satamadığı için sürüsünü kuzeye,  tren yolunun geldiği Abilene’i taşımak ister. Ama yolculukta üvey oğlu Matt (Montgormery Clift) ile fikir ayrılıklarına düşecekler ve bu baba-oğul arasında sıkı bir mücadeleyi beraberinde getirecektir.

Neden iyi?

Öncelikle John Wayne, Montgomery Clift ve Walter Brennan’ın oluşturduğu sinerji için izlenmeli. Howard Hawks’un “maço” stilinin westerne ne kadar uyduğunu gösteren ilk film bu. Ayrıca, Stagecoach’takine benzer bir motivasyonumuz var: bu da bir yol ve macera filmi, bir yandan da bir yarışı anlatan bir film, hem de bir baba ve oğul arasında. Finalinde dünyanın en iyi ve en saçma yumruk dövüşlerinden birini izlemek de mümkün!

Winchester ‘73 (1950) – Anthony Mann

Nedir?

Hem bir intikam hem de bir takip filmi olan Winchester ‘73, babasının öcünü almak için onu öldüren adamın peşindeyken bir kasabada atış yarışmasına katılan ve katile karşı Winchester ‘73 isimli özel tüfeği kazanan ama bir de o tüfeği de katile kaptırarak katilin peşinden yoluna devam eden Lin’i (James Stewart) anlatıyor. Biraz karışık gözükse de aslında, Lin tam bir maceranın içine sürükleniyor ve bu yolda, kandırılan Amerikan yerlileriyle, bu yerliler tarafından çevreleri sarılan süvari birlikleriyle, hapishane kaçkınları, pavyon düşkünleri, kadınların hayatını mahveden erkekler ve pek çokları ile karşılaşıyor.

Neden iyi?

Bir tüfeğin arzu nesnesine dönüşüşünü, pek az western filminde olan bir ikilemi sunan ve finalinde ortaya çıkan sırrı, uzun soluklu, bol karakterli ama derli toplu bir koşuşturmacayı izlemeyi kim istemez ki? James Stewart ile pek çok kez çalışmış Anthony Mann’ın da en iyi westerni kanımca bu. Hem Wyatt Earp’ü yan rolde yeniden görmek de pek güzel.

Kahraman Şerif – High Noon (1952) Yön: Fred Zinnemann

Nedir?

Kendisine büyük ödüller getirecek olan From Here to Eternity (1953) filminden bir yıl önce, Fred Zinnemann bu gerçek zamanlı westerni çeker. Bir buçuk iki saatlik bir zaman dilimini anlatan ve o kadar da süren bu filmde, Gary Cooper yeni evli şerif Will Kane’i canlandırmaktadır. Kane, mesleği bırakıp karısı ile başka bir şehirde bir dükkan işletme planları yaparken, içeri tıktığı bir suçlunun öğle treni ile gelip ondan intikam alacağını haber alır. Kaçmayı kendisine yediremeyen Kane, kasaba eşrafından yardım ister, ancak kimse ona yardım etmeye istekli olmayınca karısının isteğini de karşısına alarak kasabada kaderini beklemeye koyulur.

Neden iyi?

Tüm kişisel ilişkileri, çıkarcılığı, dostluğu ve ilkeli olmanın ne anlama geldiğini gözler önüne seren, eş zamanlı anlattığı hikâyesi ile Hitchcockvari bir gerilim sunan orijinal bir western. Gary Cooper, Grace Kelly, Lon Chaney Jr., Lloyd Bridges ve Lee Van Cleef’i kariyerlerinin farklı anlarından görmek imkânı sunan ilginç bir kasta sahip. Öte yandan bir westernden çok psikolojik drama ya da gerilim olarak da izlenebilecek bir film. Psikolojik yanlarının böyle ağır basmasından olsa gerek Howard Hawks Rio Bravo’yu buna cevaben çekmişti.

Vadiler Aslanı – Shane (1953) Yön: George Stevens

Nedir?

Sessiz sakin, gizemli ama pek de “cool” olmayan silahşor Shane (Alan Ladd) anlatan film, Starrett ailesi ile birlikte pek çok aileyi korkutmak için büyük sürü sahiplerinin yaptıklarını (klasik temalardan bir diğeri) ve Shane’in Starrett’lerin yanında çalışarak onlara karşı koymasını anlatıyor. Fakat, Shane, Starrett’lerin küçük oğlu Joey ile yakın bir ilişki de kurmuştur ve ailenin bir parçası olmaya da başlar. Fakat karşılarında şeytani kovboy Jack Wilson vardır.

Neden iyi?

İtiraf etmek gerekirse bu filmi ilk kez 2001’de izlemiş ve beğenmiştim. Aklımda çok da bir şey kaldığını söyleyemem – Jack Palance’ın muhteşem Jack Wilson’ı hariç. Geçen sene tekrar izlediğimde insanların Shane’i neden bu kadar sevdiğini anlayabiliyorum. Uzak Doğu minimalizmini andırır bir biçimde insan ilişkilerini anlatan bir film bu. Shane ve Joey’nin dostluğunun yanı sıra, Shane’in Marian Starrett (muhteşem Jean Arthur) ile kurduğu enteresan ilişki ve öte yandan Joe Starrett ile yaşadığı üstü kapalı gerilim. Clint Eastwood’un gizemli kovboyunun antitezi olan Shane hakkında bir karakter çalışması.

Dişi Kartal – Johnny Guitar (1954) Yön: Nicholas Ray

Nedir?

Sert mizaçlı salon sahibi Vienna (Joan Crawford) kendi kontrol altında tuttuğu sürece herkesi salonuna almakta ve kasabayı tamamıyla değiştirecek tren yolunu desteklemektedir. Aralarında geçmişe dayanan bir husumet olan Emma Shall ve kasabalılar Vienna’yı kasabadan atmaya karar verirler. Tam o sırada Vienna’nın eski sevgilisi ve silahşorluğu bırakmış olan Johnny Logan, nam-ı diğer Johnny Guitar’ın kasabada belirmesi her şeyi karıştıracaktır.

Neden iyi?

Nicholas Ray’in çektiği bir western olması onu başlı başına ilginç kılsa da, filmin asıl önemi kadın karakterleri merkezine alan nadir filmlerden biri olması. Güçlü kadın karakterleri olan westernler elbette ki var, ama bu film iki kadının mücadelesini anlatıyor aslında. İkisi de birbirinden farklı – biri daha özgür, daha başına buyruk, toplumun düşündüklerini aldırmayan öteki ise daha muhafazakâr, “aile annesi” – gözükse de ikisi de kendi iktidarını inşa edebilmiş, kendileri olmayı farklı dünyalardan başarmış iki kadın. Öte yandan birbirlerinden ölesiye nefret ediyorlar. Bir diğer sebep de Sterling Hayden’ın Johnny Guitar’ı. Filme adını veren karakter olsa da filmin başrolü olmayan Hayden, Shane gibi bir kovboy portresi çiziyor ama Shane kadar garip bir karakter çalışması sunmasa bile, Guitar müzisyenliği ve silahşorluğu ile sonradan Türk filmlerinde de görebileceğimiz “bu ellerle mi!” karakterini yaratıyor.

İstiklal Kahramanları – Vera Cruz (1954) Yön: Robert Aldrich

Nedir?

Bir grup silahşor ve kovboy Fransa ve Meksika arasındaki savaştan paylarına bir şeyler çıkarmak amacı ile Meksika’ya yol alır. Bunların arasında eski Güneyli asker Ben Trane (Gary Cooper) de vardır. Gözünü para ve kan bürümüş bir grup kovboyun (Burt Lancaster, Ernest Borgnine, Charles Bronson) içine düşen Trane, ekonomik, etik ve politik ikilemlerin arasında, savaş şartlarında bir kontese eskortluk etmek zorunda kalacaktır.

Neden iyi?

Burt Lancaster’ın Joe Erin karakteri, pek az klasik western filminde görebileceğimiz kadar etikten ve ahlaktan yoksun bir karakterdir. Bunun karşısında kendimizi daha yakın hissettiğimiz Trane de iyilik timsali değildir ancak koşullar karşısında “politize” oluşunu izleriz. Öte yandan, Fransız Devrimi’nin geç etkilerini ve Avrupa siyaset sahnesinin dâhil olduğu, Meksika’da geçen böylesine derinlikli bir arka plana sahip pek az western mevcut.

Çöl Aslanı – The Searchers (1956) Yön: John Ford

Nedir?

Pek çok savaş ve mücadeleye girmiş, bir kısmını kaybetmiş bir kısmını ise kazanmış olan Ethan yıllar sonra evine döner. Kardeşinin yanında geçirdiği sürede erkekler evde yokken gelen bir Komançi saldırısında yengesi ve erkek yeğeni öldürülürken, iki kız çocuğu kaçırılır. Genç bir kadın olan Lucy’yi ölü bulan Ethan, küçük bir kız çocuğu olan Debbie’yi aramaya koyulur. Tam bir ırkçı ve yerli düşmanı olan Ethan’ın yanında aslen bir yerli olan ama kardeşinin evlat edindiği Martin de vardır. Yıllar sonra Debbie’yi bulurlar ama Debbie artık bir Komançi olmuştur.

Neden iyi?

Nereden başlasam bilemiyorum. John Ford’un – kanımca – en iyi filmi olan The Searchers pek çok insan tarafından da en iyi western olarak addediliyor. Vahşi Batının neden vahşi olduğunu tüm çıplaklığı ile ortaya koyan bu arayış hikâyesi, anti kahraman Ethan’ın hayatında da somutlaşıyor. Nefret edilemeyecek kadar iyi, sevilemeyecek kadar kötü bir karakter Ethan. Hayatın ona getirdikleri kadar onun hayata verdiği de sorgulanabilir. Bu yüzden de, bu gerçek karakterin bu vahşi ortamda yaşadıklarını anlamaya, başından geçen bu maceraya verdiği tepki ile başlıyoruz. Tam bir klasik ve tam bir başyapıt.

Önceki Sayfa1 / 4Sonraki Sayfa
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi