5G_sn4OINJg

Yarattığı özgün ve plastik evreniyle Amerikan bağımsız sinemasının en önemli isimlerinden biri olmayı başaran Wes Anderson’ın filmlerinin mizahi yönünü irdeleyen etkileyici bir video yayınlandı.

Hemen hemen her filminde kullandığı pastel ağırlıklı renk tonları, kadrajlamadaki simetri takıntısı ve büyülü atmosferlere açılan müzik tercihleriyle akıllarımızı başımızdan alan filmlere imza atan auteur Wes Anderson, kendi sinemasının belirleyici özelliklerini her eserinde güçlü bir şekilde hissettirebiliyor. The Royal Tenenbaums ya da The Grand Budapest Hotel gibi filmlere baktığımızda bu sinemanın en önemli özelliklerinden birinin de yönetmenin kendine has mizah duygusu olduğu kolaylıkla görülebiliyor. YouTube’daki The Discarded Image kabalında yer alan bir video, Wes Anderson mizahının yapı taşlarını detaylı bir şekilde inceliyor.

Wes Anderson Mizahının Yapı Taşları

Anderson filmlerinin genellikle dingin bir anlatı kurduğunu söyleyebiliriz. Bu dingin anlatılar, stilize set ve kostüm tasarımlarıyla desteklenir; bu şekilde ortaya “şık” bir atmosfer çıkar. Şık dünyaların içerisine yerleştirilen karakterlerin kullandıkları dil ve beklenmedik anlarda sergiledikleri kaba davranışlar, Wes Anderson mizahının en belirgin özelliklerinden biridir. Nahoş kelimeler ya da cümleler, bu ifadeleri kullanmasını beklemeyeceğimiz karakterlerin ağzından döküldüğü anda, filmlerin absürt tonu komediye daha da geniş alanlar açar Wes Anderson filmlerinde. Böylelikle yönetmen; hem filmlerin kendisinden hem de karakterlerin doğasından kökenini alan beklentilerimizle, perdede cereyan edenler arasında bir çelişki ve buradan doğan bir komedi hissi yaratır.

Wes Anderson karakterleri genellikle içinde yaşadıkları dünya ile var olurlar. Parçası oldukları dünya etrafında şekillenen planları, alışkanlıkları vardır. Fakat bu çevrenin getirdiği alışkanlıklar ortadan kalktığı anda, işler kelimenin tam anlamıyla çığırından çıkar. İşte bu noktada Anderson karakterlerinin, mesafeli, kibar, zarif yapısı devreye girer; bu karakterler kontrollerini tam da onlardan bekleyeceğimiz şekilde kaybederler. Böylece ortaya birbirinden absürt sahneler çıkar. Başka hangi yönetmenin filmlerinde, birazdan karşındakine ona yumruk atacağını kibarca ifade eden karakterlere rastlayabiliriz ki?

Bu noktada, Anderson’ın karakterlerinin çoğunun belirli bir kayıptan ileri gelen acılarla baş etmeye çalıştıklarını belirtmekte fayda var son olarak. Acılarıyla boğuşan karakterlerin, “kibarlık”la çepeçevre sarılmış yapısı onların tepkilerini alışık olmadığımız bir biçime sokar. İşte o biçim Wes Anderson sinemasının da bir özetidir bir bakıma.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi