Yakın dönem Amerikan sinemasının en önemli yönetmenlerinden biri olan Wes Anderson, aynı zamanda filmlerindeki müzik kullanımıyla da öne çıkan bir isim şüphesiz. Eşsiz renk paleti, karakterler galerisine dönüşen senaryoları kadar, her filminin izleyicide yarattığı duygu çeşitliliği de yönetmenin filmlerinin öne çıkan özelliklerinden biri. Bu duygu çeşitliliğini üretirken karakterlerin en mahrem anlarına ve en savunmasız noktalarına izleyiciyle birlikte şahitlik etmeyi başaran Anderson, bir auteur olarak kendi kişiliğini, dolayısıyla kişiliğine dâhil edebileceğimiz sevdiği şarkıları da ses kuşağından eksik etmez. Hemen her filminin soundtrack albümü kültürel bir cümbüşü andıran yönetmenin bu karakteristik özelliği henüz ilk filmi Bottle Rocket’te kendisini gösterir ve 1975 yapımı Zorro’nun orijinal müziklerinden, The Rolling Stones’a (2000 Man parçasıyla), popüler kültürden süzdüğü kimi ögeler bu müthiş gençlik öyküsünde yerini bulur. Ancak yönetmenin hem asıl çıkışını gerçekleştirdiği hem de kullandığı şarkılarla enfes bir ses kuşağına imza attığı filmi 1998 yapımı Çılgın Liseliler – Rushmore olur. Anlatısını neredeyse filmde yer verdiği özgün müzikler ve 60’lı, 70’li yıllardan nefis parçalar üzerine inşa eden Anderson, Goethe’nin Genç Werther’inin reenkarne olmuş hâlini andıran, Rushmore’un gülü, lise öğrencisi Max Fischer’in öyküsünü anlatırken The Kinks’ten, Cat Stevens’a, The Who’dan, canımız ciğerimiz Faces’a dek birçok müzisyen ve gruptan parçaya yer verir filminde. Bilhassa Faces’ın Ooh La La’sıyla bütünleşen muhteşem finali defalarca görülmeye değerdir.

Wes Anderson Filmlerinden Müzikler

Wes Anderson’ın dikkatleri üzerine çektiği ilk iki filminin ardından, asıl vuruşunu gerçekleştirdiği ve bir yandan mutlu ederken bir yandan da gönlümüzde onarılmaz yaralar açan 2001 yapımı filmi Tenenbaums Ailesi – The Royal Tenenbaums da enfes soundtrack albümüyle öne çıkar. The Beatles’ın Hey Jude’u, Nico’nun These Days’i, The Velvet Underground’un Stephanie Says’i ve Elliott Smith’in Needle In The Hay’i yetmezmiş gibi, Bob Dylan, Ramones, The Rolling Stones ve The Clash filmin inanılmaz ses kuşağından kulağımıza çalınanlar arasındadır. Anderson’un başyapıtı diyebileceğimiz The Royal Tenenbaums sonrasında çektiği, en az onun kadar teveccühe münasip olan 2004 tarihli filmi Suda Yaşam – Life Aquatic With Steve Zissou’da da Anderson hem göze, hem kulağa bayram ettiren tavrını sürdürür. David Bowie şarkılarının Portekizce versiyonlarını filmde canlı performanslarla seslendiren Seu Jorge’nin varlığı başlı başına muazzam bir hadiseye dönüşür. David Bowie eserlerinin orijinallerini de bir şekilde işittiğimiz filmde ayrıca yine Wes Anderson’ın favori yıllarından çıkıp gelen The Zombies, Iggy Pop, Devo gibi isimlerden de parçalar duyarız. Yönetmenin bir sonraki filmi Küs Kardeşler Limited Şirketi – The Darjeeling Limited, The Kinks, The Rolling Stones gibi grupların parçalarının yanı sıra Hindu film müziği bestecisi Satyajit Ray’den parçalarla bezelidir. 2009 tarihli Yaman Tilki – Fantastic Mr. Fox’da ses kuşağını Alexandre Desplat’a emanet eder ve görece daha az parçaya yer vermeye çalışır. 2012 yapımı Moonrise Kingdom ve 2014 tarihli filmi Büyük Budapeşte Oteli – The Grand Budapest Hotel’de, yine perdede izlediğimiz son filmi 2018 yapımı Köpek Adası – Isle of Dogs’ta da bu tavrını sürdürür.

Biz de bu Pazar, Wes Anderson’ın filmlerinde ve bugüne dek oluşturduğu anlatıda çok büyük payı olan, özel sahnelere eşlik etmenin yanı sıra bu sahneleri unutulmaz kılan parçalara emanet ettik Spotify listemizi. Keyifli dinlemeler!

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information