dtLBMBs_S9E


Wes Anderson filmlerini mercek altına alan video, yönetmenin renkler ve duygular arasında kurduğu bipolar bağların renk teorisiyle nasıl çeliştiğini gösteriyor.

Filmde renk kullanımı, analizlerde sıklıkla başvurulan mizansenin önemli bir parçasıdır. Renk teorisinden hareketle sahnede kullanılan renk paletlerinden ton, parlaklık, saturasyon gibi pek çok dinamik, sinematik dilin üretiminde işlevlenebiliyor.

Parlak ve açık tonların daha aydınlık, mutlu atmosfer yaratımında kullanılması, karanlık ve desatüre tonların özellikle kontrastı yüksek ışık ile birlikte kullanılması sahneye dair izleyiciye belli ipuçlarını verir. Yönetmenler, bunu film janralarının klasik anlamda konvansiyonlarını kullanarak da yapar. Ancak özellikle sahne mizanseni ve canlı renk kullanımı gibi görsel anlatımı ile öne çıkan Wes Anderson, renk teorisinin sunduğu pratiği daha karmaşıklaştırmayı bilerek tercih ediyor.

Wes Anderson Filmlerinde Renk Teorisinin Çelişkili Kullanımı

Studio Binder’ın yayınladığı video essay renk teorisinin temelinde yer alan ton (hue), doygunluk (saturation) ve parlaklık (brightness) kavramları üzerinden Wes Anderson filmlerinin analizini yapıyor. Ancak bu ton, doygunluk ve parlaklık gibi renk teorisinin dinamiklerinin Anderson filmlerindeki mevzu bahis olan olaylar üzerinde yarattığı etki o kadar da açık seçik değildir. Ne kadar parlak olsa da karakterin karanlık duygularını aktarıyor olması buna örnek olarak veriliyor. Ana soru ise filmlerin temalarının renk tercihleri ile çelişkili gözükmesi olarak karşımızda beliriyor. 

Video essay’de Anderson’ın The Royal Tenenbaums, The Grand Budapest Hotel, Moonrise Kingdom, The Darjeeling Limited gibi filmlerinden örnekler veriliyor. Bu filmlerden verilen sahne örnekleri, genel beklentilerin aksi yönünde bir renk kullanımını barındırıyor. İntihar, ölüm, savaş, kaza gibi ciddi konuların işlendiği sahnelerdeki açık, parlak renk kullanımı izleyicinin algısında bir duygu karmaşasına neden olabiliyor. Filmde yaratılması amaçlanan bu duyguların veriliş tarzı sahne algısına dair bipolar tonu çağırıştırıyor.

Bununla birlikte Anderson, renk kullanımını filmlerinde daha somutlaştırabilmek amacıyla karakterlerle özdeşleştiriyor. Sarı, kırmızı, mor gibi renkler filmdeki karakterlerin kıyafetlerinde, aksesuarlarında sadece bir sanatsal tercih olmaktan çıkıyor, o karakterin geçmişi ve bugünü ile bağdaşıyor. Renk kullanımı karakterin gelişmesi ile anlam kazanıyor.  

Wes Anderson filmlerini renk teorisi üzerinden inceleyen video essay‘i buradan izleyebilirsiniz.


Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information