Heyecanla beklenen Watchmen dizisinin başlamasının ardından dizinin ilk bölümündeki dikkat çekici detayları ve uyarlandığı çizgiromana yapılan önemli göndermeleri derledik.

Alan Moore’un yazdığı, Dave Gibbons’ın çizimlerini yaptığı kült çizgiroman serisinden televizyona uyarlanan Watchmen, pazar günü izleyici ile buluştu. Game of Thrones, Six Feet Under, The Sopranos, The Wire ve Westworld gibi kaliteli yapımları televizyon dünyasına kazandıran HBO tarafından hazırlanan dizi izleyiciler tarafından ilgiyle karşılandı ve kanalın Westworld’den beri ilk bölümü en çok izlenen dizisi oldu.

Daha önce Zack Snyder’in yönettiği filmle beyazperdeye uyarlanan Watchmen’i televizyona uyarlayan isim Lost’un yaratıcılarından biri olan ve yine HBO için hazırladığı The Leftovers dizisiyle övgü toplayan Damon Lindelof oldu. Lindelof, 2009 yapımı filmin aksine çizgiromanın doğrudan bir uyarlamasına imza atmadı. Bunun yerine Alan Moore’un yarattığı evrende geçen yeni bir hikâye anlatmayı tercih etti. Ancak yayınlanan ilk bölüm her ne kadar yeni bir hikâye anlatsa da çizgiromanlara birçok kez atıfta bulunduğu görüldü. Bazen çizgiromanlardaki olaylara ve karakterlere ufak göndermeler yapılırken, bazen de çizgiromanlarda yaşananların etkilerine doğrudan şahit olduk.

***Yazının bundan sonraki bölümü Watchmen’in ilk bölümü ile ilgili keyif kaçırıcı detaylar (spoiler) içerebilir.***

Heyecanla beklediğimiz Watchmen’in yayınlanmaya başlamasının ardından dizinin ilk bölümündeki bu göndermeleri ve dikkat çekici detayları derledik.

Watchmen Dizisindeki Dikkat Çekici 12 Detay

Tulsa Katliamı

Uyarlandığı çizgiroman gibi Watchmen dizisi de tarihin akışının değiştiği alternatif bir evrende geçiyor. Ancak çizgiromanlarda olduğu gibi dizide de bu evrende gerçek dünyadan aşina olduğumuz birçok karakter ve olay yer alıyor. İlk bölümün açılış sahnesinde gördüğümüz Tulsa Katliamı da bunlardan biri. 1921’de ABD’nin Oklahama eyaletinde yaşanan bu katliamda, Tulsa’da yaşayan siyah Amerikan vatandaşları hedef alınmış ve aralarında çocukların da bulunduğu yüzlerce kişi katledilmişti. O dönemde Amerika’da siyahların yaşadığı en zengin bölge olan, hatta Black Wall Street olarak anılan Tulsa’da gerçekleşen saldırıda aynı dizide gösterildiği gibi uçaklar da kullanılmış ve siyahlara ait evlerin ve iş yerlerinin üzerine uçaklardan patlayıcılar bırakılarak tüm semt yerle bir edilmişti. Tulsa Katliamı, bugüne kadar Amerika’da yaşanan en büyük ırkçı saldırı olarak kabul ediliyor.

Ozymandias

Watchmen çizgiromanlarının ana karakterlerinden biri olan Ozymandias, ya da gerçek adıyla Adrian Veidt dizide de ana karakterlerden biri olarak karşımıza çıkıyor. Daha dizinin ilk dakikalarında “Adrian Veidt öldü” yazılı bir gazete manşeti görüyoruz. Bu haber bir an için karakterin dizide yer almayacağını düşünmemize neden olsa da, sonrasında yaşananlar Veidt’in planlarını hayata geçirmek için böyle bir aldatmacaya başvurduğunu gösteriyor. Dizi hazırlık aşamasındayken gelen haberlerde usta oyuncu Jeremy Irons’ın Ozymandias’a hayat vereceği belirtiliyordu. Irons’ın karakterini gördüğümüz sahnelerde arka planda yer alan objeler, oyuncunun Ozymandias’a hayat verdiğini büyük ölçüde kesinleştirmiş oldu. Zira karakterin malikânesinde gördüğümüz objeler arasında çizgiromanlarda Ozymandias’ın yanında gördüğümüz birçok obje yer alıyor. Bunların başında ise Romalı askerlerin kullandığı miğfer geliyor.

Dr. Manhattan

Dizide yer alan bir diğer önemli Watchmen karakteri de Dr. Manhattan. Çizgiromanın sonunda dünyadan ayrılıp Mars’a giden Dr. Manhattan’ın dizide ne şekilde yer alacağı şimdilik belirsizliğini koruyor. Ancak ilk bölümde televizyonda bir canlı yayında gördüğümüz görüntü karakterin Mars’ta yaşamaya devam ettiğini gösteriyor. Ancak dizi için yayınlanan fragmanlara bakılırsa karakteri önümüzdeki bölümlerde dünyada da göreceğiz. Adeta tanrısal güçlere sahip olan Dr. Manhattan’ın dünyaya gelip de yaşanan olaylara etki etmemesi pek olası olmadığı için karakterin özellikle sezonun sonuna doğru hikâyede önemli bir yere sahip olacağı tahmin ediliyor.

Mürekkep Balıkları

Özellikle çizgiromana aşina olmayan izleyiciler için ilk bölümün en ilginç sahnelerinden biri gökten ufak mürekkep balıklarının yağdığı sahneydi. Paul Thomas Anderson’ın Magnolia’sını akıllara getiren bu sahne, aslında çizgiromanlara doğrudan bir referans. Zira yaşanan bu olay, Ozymandias’ın çizgiromanın sonunda başka bir boyuttan devasa bir mürekkep balığını andıran bir canavar getirmesinin sebep olduğu bir olay. Gerek karakterlerin bu olayı olağan bir şey olarak görmesi, gerekse bu canlıları temizlemek için özel temizlik araçlarının yer alması, bu olayların yıllardır yaşandığını ve artık gündelik hayatın bir parçası hâline geldiğini gösteriyor. Zack Snyder’in film uyarlaması devasa mürekkep balığı hikâyesini kullanmamış, bunun yerine Ozymandias’ın planını, Dr. Manhattan sebep olmuş gibi gösterilen nükleer bir patlamaya çevirmişti. Dizide nükleer patlamanın etkilerini değil, mürekkep balığı yağmurlarını görmemizin sebebi de bu.

Farklı Boyutlardan Gelen Saldırılar

Tim Blake Nelson’ın canlandırdığı Looking Glass, sorguladığı şüpheliye farklı boyutlardan gelen saldırıların hükûmetin hazırladığı sahte saldırılar olup olmadığını soruyor. Farklı boyutlardan gelen saldırılar konusu da çizgiromanlardaki devasa mürekkep saldırısına bir gönderme. Daha önce de belirttiğimiz gibi bu canavarı Ozymandias’ın farklı bir boyuttan getirdiği düşünülüyor. Watchmen’in film uyarlamasında hepten es geçilen bu konunun dizide daha derinlemesine işlenip işlenmeyeceğini bekleyip göreceğiz.

ABD Başkanı Robert Redford

Dizi yayınlanmaya başlamadan kısa bir süre önce ortaya çıktığı gibi Watchmen’in oyuncu kadrosunda usta oyuncu Robert Redford da yer alıyor. Redford, dizide kendisine hayat veriyor. Ancak Watchmen’in geçtiği bu paralel evrende Redford sadece bir aktör değil. Aynı zamanda ABD Başkanı. Üstelik dizinin ilk bölümü Redford’un uzun yıllardır başkanlık yaptığını ve Amerikan tarihinin en önemli başkanları arasında yer aldığını gösteriyor. En önemli başkanlar arasında gösterilen bir diğer isimse normalde başkanlıktan azledilen Richard Nixon. Görünen o ki bu paralel evrende süper kahramanlara karşı yürüttüğü politikalar ve Vietnam’daki başarısı Nixon’ı tarihin en başarılı Amerikan başkanlarından biri yapmış.

Vietnam, ABD’nin Eyaletleri Arasında Yer Alıyor

Regina King tarafından canlandırılan Angela Abar, okulda çocuklara yaptığı konuşmada Vietnam’lı olduğunu söylüyor. Bunun üzerine öğretmenin Vietnam eyalet olmadan önce mi yoksa sonra mı doğduğunu sorması bu evrende Amerika’nın Vietnam Savaşı’nı kazandığını ve Vietnam’ın zamanla Amerika’nın bir eyaleti hâline geldiğini gösteriyor. Bölümün ilerleyen dakikalarında gördüğümüz Amerikan bayrağının farklı bir tasarıma sahip olmasının nedeni de eyaletleri temsil eden yıldızlara bir yenisinin daha eklenmiş olması. Zira gerek çizgiromanlarda gerekse Zack Snyder’in yönettiği filmde Amerikan bayrağı bildiğimiz görünümde. Watchmen evreninde Vietnam Savaşı’nı Amerika’nın kazanmasının sebebi ise Dr. Manhattan ve Comedian gibi “kahramanların” da bu savaşta Amerika’nın tarafında olması.

Teknolojik Farklılıklar

Bu alternatif tarih akışındaki farklılıklar kullanılan teknolojilerde de kendini gösteriyor. Dr. Manhattan’ın geçmişte imza attığı çalışmalar sayesinde kullanılan otomobillerin büyük ölçüde elektrikli otomobillerden oluştuğunu görüyoruz. Ayrıca gökte gezinen zeplinler de bu dünyada yaygın olarak kullanılan bir diğer araç türü. Karakterlerin iletişim kurmak için çağrı cihazları kullanıyor olması ise internet ve akıllı telefonlar gibi gelişmiş iletişim araçlarının bu evrende henüz yaygın şekilde kullanılmadığını gösteriyor. Ayrıca polis teşkilatının da çizgiromanda Nite Owl’un kullandığına benzer hava araçları kullandığı görülüyor.

The Seventh Kavalry

Adını 19. yüzyılın ortalarında Amerika’nın batısındaki kolonicileri yerlilere karşı koruması için kurulan, bunu yaparken de köyleri talan edip Amerika’nın yerli halkını katletmekten kaçınmayan 7th Cavalry (7. Süvari Alayı)’den alan bu aşırı sağcı grup, ideolojisini Rorschach’ın manifestosu üzerine kuruyor. Ancak Rorschach yozlaşmış politikacılara ve suçlulara karşı nefret duyarken, bu çarpık grubun nefretinin odağında beyaz olmayan tüm Amerikalılar yer alıyor. Her ne kadar çizgiromanlarda Rorschach da sağcı bir karakter olarak tasvir ediliyor olsa da The Seventh Kavalry çok daha radikal ve ırkçı bir grup olarak karşımıza çıkıyor. HBO’nun sitesinde yer alan bilgiler Rorschach’ın çizgiromanın sonunda sağcı bir gazeteye gönderdiği günlüğünün de bu grubun ilham kaynakları arasında yer aldığını gösteriyor. Zira bu günlükte yazanlara inanan grup üyeleri yukarıda sözünü ettiğimiz dev canavar saldırısının bir düzmece olduğunu düşünüyor. Ayrıca Vietnam’ın Amerika’nın eyaleti olmasına da karşı olan grubun baskın yapılan evinde dizinin genelinde gördüğümüz  yeni Amerikan bayrağı değil, Amerikan bayrağının orijinal versiyonu görülüyor.

 

“Quis custodiet ipsos custodes”

Don Johnson’ın hayat verdiği polis amiri Judd Crawford, polislere yaptığı konuşmayı “Quis custodiet ipsos custodes” sözleriyle bitiriyor. Latince bir ifade olan “Quis custodiet ipsos custodes”, “Gözcüleri kim gözlüyor” anlamına geliyor. İngilizceye “Who watches the watchers” olarak çevrilen bu ifadenin değiştirilmiş bir versiyonu olan “Who watches the Watchmen” çizgiroman boyuncu karşımıza çıkıyor ve aslında hikâyesinin ana temasını yansıtıyor.

Minutemen

Dizide çizgiromanlara yapılan bir diğer gönderme de Minutemen oldu. İlk bölüm boyunca önce otobüs ve zeplinde, ardındansa televizyon reklamında gördüğümüz American Hero Story adlı program; Comedian, Silk Spectre, Nite Owl, Dollar Bill, Moth Man, Captain Metropolis gibi Minutemen üyelerine odaklanıyor. Watchmen’in öncülü olarak tanımlayabileceğimiz Minutemen, kostüm giyip suçla savaş ilk süper kahraman ekibi.

Trent Reznor ve Atticus Ross’un Hazırladığı Müzikler

Watchmen dizisi kamera önünde olduğu gibi kamera arkasında da etkileyici bir ekibi bir araya getirdi. İlk bölümünü The Woodsman ve A Little Bit of Heaven filmlerinin yönetmeni olan Nicole Kassell’in yönettiği dizinin müziklerini Trent Reznor ve Atticus Ross hazırladı. Müzik dünyasının önemli isimleri arasında yer alan Reznor ve Ross, aynı zamanda sinema dünyasında da dikkat çeken işlere imza attı. Nine Inch Nails grubunda da birlikte çalışan ikili, 2010 yılında The Social Network için hazırladıkları müziklerle Oscar ödülü kazanırken, 2013 yılında da The Girl with the Dragon Tattoo filmiyle Grammy ödülü kazanmayı başarmıştı.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi