Disney, sinemadaki sürekli genişleyen çizgi roman uyarlamaları kanalına öylesine hakim bir durumda ki, şirketin kontrolü altına girmemiş bir Marvel karakterine dair her film, ister istemez yoğun bir merak duygusu yaratıyor. Hele bu, Tom Hardy gibi bir ismin çok yüksel potansiyelli Venom karakterini canlandıracağı bir filmse bu etki daha da katlanıyor. Lakin, Ruben Fleischer'ın yönetmen koltuğunda oturduğu Venom: Zehirli Öfke, beklentileri karşılamanın yakınından bile geçemiyor. Venom karakterinin ortaya çıkışı, 1984 tarihli Marvel Super Heroes Secret Wars isimli çizgi romanda olur. Uzayda geçen bu maceranın ardından Spider-Man, siyah bir çamuru andıran bir maddeyi dünyaya getirir. Bu madde aslında bir organizmadır ve başka bir canlıyla birleştiğinde bir tür kostüm şeklini alarak yaşayabilmektedir. Spider-Man'ın meşhur siyah kostümü işte bu organizmayla birleşmesiyle ortaya çıkmıştır. Birleştiği kişinin güçlerini arttırmasının yanında, bir süre sonra onun eylemleri üzerinde söz sahibi olmaya başlar, bilincini karanlık tarafa doğru çekme eğilimi gösterir. Spider-Man'in bu kostümden kurtulmasının ardından, organizmanın yeni konağı gazeteci Eddie Brock olur. Böylece Venom karakteri, sinema uyarlamasında da izleyeceğimiz hâlini alır. Orijinal öyküde Spider-Man yüzünden işinden olduğunu düşünen Brock, Spider-Man'e intikam duygularıyla savaş açarken, Venom: Zehirli Öfke'de böyle bir karakter motivasyonunun yokluğu, filmin anlatısında ciddi bir zayıflığa yol açıyor. Venom: Zehirli Öfke: Seyreltilmiş Karanlık Sinemada daha önce Sam Raimi'nin çektiği 2007 tarihli Spider-Man 3'de görünen Venom, bu kez solo filmiyle beyazperdede kendine yer buluyor. Karakterin derinlikli orijinal hikâyesinin aksine, olabilecek en klişe noktadan kurulan çatışma, Venom: Zehirli Öfke'nin zayıf yönlerinden sadece bir tanesi. Filmde, uzaylı organizma Spider-Man tarafından değil, gözünü başarı hırsı bürümüş bir bilim insanı iş adamı kırması olan Carlton Drake'in uzayda araştırma yapan astronotları tarafından taşınırken, bir kaza yaşanıyor. Kaza sonucunda bu organizma dünyada serbest kalıyor. Böylece Venom: Zehirli Öfke'nin kötü karakteri, daha önce sayısız kez benzerlerini gördüğümüz, amaçları uğruna masum insanların hayatlarına kastetmekte herhangi bir problem görmeyen, zengin ve istediği her şeye sahip olmasına rağmen bunları asla yeterli görmeyen, daha fazlasını isteyen biri olarak resmediliyor. Venom: Zehirli Öfke'nin merkezindeki, Tom Hardy tarafından hayat verilen Eddie Brock, orijinal hikâyedeki gibi bir gazeteci. İşi sebebiyle Carlton Drake'le ilgili gizli bilgilere sahip olan eşinden habersiz olarak bilgisayarından edindiği bilgileri, Drake'le yaptığı röportajda kullanıyor. Drake'in yasa dışı işlemleriyle ilgili olan sorularının ardından Brock, hem işinden oluyor hem de eşi tarafından terk ediliyor. Son derece zor zamanlar geçiren, sokakta yaşayan, açlıkla mücadele eden Brock'un yolu Drake için çalışan bir bilim insanıyla kesişince Venom'a dönüşme süreci de başlamış oluyor. Her ne kadar son dönemde Logan gibi dolu dolu senaryolara sahip çizgi roman uyarlamaları görmüş olsak da, Eddie Brock'un Venom'a dönüşümü olarak kabul edilebilir bir olay örgüsünün ardından gerçekleşiyor. Ama Venom: Zehirli Öfke'nin devamı için aynı şeyi söylemek ise kesinlikle mümkün değil. Uzaylı organizmanın konak canlısı konumundaki Brock'un bedenine yerleşmesi sonrasında izlediğimiz her şey, filmin uçurumdan aşağı yuvarlamasına neden olacak şekilde çala kalem yazılmış bir senaryonun eseri olarak tatminkarlığın uzağında, neredeyse gülünç bir şekilde cereyan ediyor. Uzaylının Brock'la kurduğu iletişimin ses bandındaki yansımasından, Brock'un uzaylının çağrılarına ayak uydurmasıyla kalkıştığı eylemlere kadar her şey, kötü bir fiziksel komedi filmi izliyormuşuz hissi yaratıyor. Sahnelerin kendi içlerindeki yetersizliklerine, bir de sekansların birbirinden tamamen kopuk ve bütünlüklü bir olay…

Yazar Puanı

Puan - 25%

25%

Başarıdan uzak bir kurgu ve yaş sınırlarına takılmamak adına Venom gibi bir karakterin ehlileştirilmesinden doğan, filmden beklenen karanlık ton ve olası şiddetin yokluğu, Venom: Zehirli Öfke'den geriye kalacak birincil şeyin filmin kapanış jeneriğinde çalan, Eminem'in seslendirdiği, karakterle aynı adı taşıyan şarkı olmasıyla sonuçlanıyor.

Kullanıcı Puanları: 3.59 ( 9 votes)
25

Disney, sinemadaki sürekli genişleyen çizgi roman uyarlamaları kanalına öylesine hakim bir durumda ki, şirketin kontrolü altına girmemiş bir Marvel karakterine dair her film, ister istemez yoğun bir merak duygusu yaratıyor. Hele bu, Tom Hardy gibi bir ismin çok yüksel potansiyelli Venom karakterini canlandıracağı bir filmse bu etki daha da katlanıyor. Lakin, Ruben Fleischer’ın yönetmen koltuğunda oturduğu Venom: Zehirli Öfke, beklentileri karşılamanın yakınından bile geçemiyor.

Venom karakterinin ortaya çıkışı, 1984 tarihli Marvel Super Heroes Secret Wars isimli çizgi romanda olur. Uzayda geçen bu maceranın ardından Spider-Man, siyah bir çamuru andıran bir maddeyi dünyaya getirir. Bu madde aslında bir organizmadır ve başka bir canlıyla birleştiğinde bir tür kostüm şeklini alarak yaşayabilmektedir. Spider-Man’ın meşhur siyah kostümü işte bu organizmayla birleşmesiyle ortaya çıkmıştır. Birleştiği kişinin güçlerini arttırmasının yanında, bir süre sonra onun eylemleri üzerinde söz sahibi olmaya başlar, bilincini karanlık tarafa doğru çekme eğilimi gösterir. Spider-Man’in bu kostümden kurtulmasının ardından, organizmanın yeni konağı gazeteci Eddie Brock olur. Böylece Venom karakteri, sinema uyarlamasında da izleyeceğimiz hâlini alır. Orijinal öyküde Spider-Man yüzünden işinden olduğunu düşünen Brock, Spider-Man’e intikam duygularıyla savaş açarken, Venom: Zehirli Öfke’de böyle bir karakter motivasyonunun yokluğu, filmin anlatısında ciddi bir zayıflığa yol açıyor.

Venom: Zehirli Öfke: Seyreltilmiş Karanlık

Sinemada daha önce Sam Raimi’nin çektiği 2007 tarihli Spider-Man 3’de görünen Venom, bu kez solo filmiyle beyazperdede kendine yer buluyor. Karakterin derinlikli orijinal hikâyesinin aksine, olabilecek en klişe noktadan kurulan çatışma, Venom: Zehirli Öfke’nin zayıf yönlerinden sadece bir tanesi. Filmde, uzaylı organizma Spider-Man tarafından değil, gözünü başarı hırsı bürümüş bir bilim insanı iş adamı kırması olan Carlton Drake’in uzayda araştırma yapan astronotları tarafından taşınırken, bir kaza yaşanıyor. Kaza sonucunda bu organizma dünyada serbest kalıyor. Böylece Venom: Zehirli Öfke’nin kötü karakteri, daha önce sayısız kez benzerlerini gördüğümüz, amaçları uğruna masum insanların hayatlarına kastetmekte herhangi bir problem görmeyen, zengin ve istediği her şeye sahip olmasına rağmen bunları asla yeterli görmeyen, daha fazlasını isteyen biri olarak resmediliyor. Venom: Zehirli Öfke’nin merkezindeki, Tom Hardy tarafından hayat verilen Eddie Brock, orijinal hikâyedeki gibi bir gazeteci. İşi sebebiyle Carlton Drake’le ilgili gizli bilgilere sahip olan eşinden habersiz olarak bilgisayarından edindiği bilgileri, Drake’le yaptığı röportajda kullanıyor. Drake’in yasa dışı işlemleriyle ilgili olan sorularının ardından Brock, hem işinden oluyor hem de eşi tarafından terk ediliyor. Son derece zor zamanlar geçiren, sokakta yaşayan, açlıkla mücadele eden Brock’un yolu Drake için çalışan bir bilim insanıyla kesişince Venom’a dönüşme süreci de başlamış oluyor.

Her ne kadar son dönemde Logan gibi dolu dolu senaryolara sahip çizgi roman uyarlamaları görmüş olsak da, Eddie Brock’un Venom’a dönüşümü olarak kabul edilebilir bir olay örgüsünün ardından gerçekleşiyor. Ama Venom: Zehirli Öfke’nin devamı için aynı şeyi söylemek ise kesinlikle mümkün değil. Uzaylı organizmanın konak canlısı konumundaki Brock’un bedenine yerleşmesi sonrasında izlediğimiz her şey, filmin uçurumdan aşağı yuvarlamasına neden olacak şekilde çala kalem yazılmış bir senaryonun eseri olarak tatminkarlığın uzağında, neredeyse gülünç bir şekilde cereyan ediyor. Uzaylının Brock’la kurduğu iletişimin ses bandındaki yansımasından, Brock’un uzaylının çağrılarına ayak uydurmasıyla kalkıştığı eylemlere kadar her şey, kötü bir fiziksel komedi filmi izliyormuşuz hissi yaratıyor. Sahnelerin kendi içlerindeki yetersizliklerine, bir de sekansların birbirinden tamamen kopuk ve bütünlüklü bir olay örgüsünden yoksun bir şekilde akması eklenince Venom: Zehirli Öfke, bir tür sabır testine dönüşüyor. Tüm bu sinematik konuların dışında, filmin en önemli sorunlarından biri de adını aldığı karakterin derinliğine inmemesi, karanlık yanını yok sayması. Brock’un Venom’a dönüşümünün ardından aksiyon sahneleri dışında pek bir gelişme olmayışı, böyle bir derinleşmeye izin vermezken, özellikle filmin kapanış sekansındaki şakalaşmaların, Venom’un karanlık tarafını görmezden gelip onu ehlileştirdiğini söylemek gerek.

Venom’a hayat veren Tom Hardy’nin “En sevdiğim 40 dakikası filmden çıkarıldı” minvalindeki açıklamalarına kulak verip bu sahnelerin filmde yer alması durumunda Venom: Zehirli Öfke’nin olay akışı ve karakterizasyon problemleri ortadan kalkar mıydı bilmek tabii ki mümkün değil. Ama böylesi başarıdan uzak bir kurgu ve yaş sınırlarına takılmamak adına Venom gibi bir karakterin ehlileştirilmesinden doğan, filmden beklenen karanlık ton ve olası şiddetin yokluğu, Venom: Zehirli Öfke’den geriye kalacak birincil şeyin filmin kapanış jeneriğinde çalan, Eminem’in seslendirdiği, karakterle aynı adı taşıyan şarkı olmasıyla sonuçlanıyor. Finalde seyirci, ağzında kalan potansiyeli hayata geçirilememiş bir projenin buruk tadıyla yüzleşip Marvel Sinematik Evreni’ni mumla ararken perde kararıyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi