Heyecanla beklenen birçok filmi sinemaseverlerle buluşturan Venedik ve Toronto film festivallerinin geride kalmasıyla birlikte, 2020 Oscar Ödülleri’nde adından söz ettirecek filmler ve isimler büyük ölçüde netlik kazandı.

Bu yıl ödül sezonunda adından söz ettireceği tahmin edilen birçok yapım bu ay 76. Venedik Film Festivali ve 44. Toronto Film Festivali‘nde ilk kez sinemaseverlerin karşısına çıktı. Heyecanla beklenen bu yapımların bir kısmı ilk gösterimlerinin ardından aldıkları övgülerle Oscar yarışında gerçekten de iddialı olacaklarını gösterirken, bir kısmı da beklenen etkiyi yaratamayarak geri planda kaldılar. Filmlerin Venedik ve Toronto’da aldıkları yorumlar, 2020 Oscar Ödülleri‘nde nasıl bir tabloyla karşılaşacağımızı görmek açısından önemli ipuçları barındırıyor. Biz de bu yorumlardan yola çıkarak Oscar yarışında etkili olması beklenen filmlerin Venedik ve Toronto sonrası ne durumda olduklarını inceledik.

Venedik ve Toronto film festivallerindeki ilk gösterimlerinin ardından Oscar yarışında ne denli etkili olacağı netlik kazanan bu filmlere geçmeden önce, Once Upon a Time… in Hollywood gibi festival yolculuğunu önceki aylarda tamamlamış yapımların ve The Irishman, Little Women, 1917 gibi henüz prömiyerini yapmamış filmlerin bu listede yer almadığını hatırlatalım.

Venedik ve Toronto Film Festivalleri Sonrası Oscar Yarışında Son Durum

Joker

Joaquin Phoenix’in DC çizgiromanlarının ikonik kötü karakterini canlandırdığı Joker filmi bu yılın en heyecan verici yapımlarından biri olsa da, bir çizgiroman uyarlaması olması, genelde bu tür filmlere pek sıcak yaklaşmayan Akademi üyelerinin bu filme nasıl yaklaşacağı konusunda soru işaretleri doğuruyordu. Ne var ki filmin Venedik Film Festivali’nde Altın Aslan’ı kazanması bu soru işaretlerini ortadan kaldırdı. Zira Venedik gibi prestijli bir festivalde büyük ödüle layık görülmesi Joker filmiyle ilgili algıyı değiştirmeye yetecektir. Bu bağlamda Oscar adayları açıklandığında Joker’ı En İyi Film adayları arasında görmek çok da şaşırtıcı olmayacaktır.

Öte yandan beklendiği gibi filmin belki de en dikkat çekici yanı Joaquin Phoenix‘in performansı oldu. Son yıllarda Her, The Master, You Were Never Really Here gibi filmlerde unutulmaz performanslara imza atan Phoenix, Joker’daki performansıyla da hem eleştirmenleri hem de sinemaseverleri bir hayli etkilemiş gibi görünüyor. Venedik’te aldığı övgü dolu yorumların ardından Phoenix’in En Erkek Oyuncu adaylığı almaması bu yılın en büyük sürprizlerinden biri olur.

Bu noktada Joker’in En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Erkek Oyuncu, En İyi Uyarlama Senaryo, En İyi Müzik, En İyi Kostüm Tasarımı ve En İyi Saç ve Makyaj kategorilerinde en iddialı yapımlardan biri olacağını söyleyebiliriz.

Jojo Rabbit

Venedik’te büyük ödül Joker’a giderken, Toronto’da bu ödülün sahibi Taika Waititi imzalı Jojo Rabbit oldu. Toronto Film Festivali’nin büyük ödülü olan Halkın Seçimi Ödülü’nü alan filmler Oscar yarışında oldukça etkili oldukları için, bu ödül Jojo Rabbit’in de Oscar yarışında oldukça etkili olabileceğini gösterdi. Geçtiğimiz yıl bu ödülü kazanan Green Book ödül sezonunun sonunda En İyi Film Oscarı’nı kucaklamayı başarmıştı. Aynı şekilde bir önceki yıl bu ödülü kazanan Three Billboards Outside Ebbing, Missouri de Oscar yarışında oldukça etkili olmuş, En İyi Film Oscarı’nı The Shape of Water’a kaptırmış olsa da aday olduğu 7 kategorinin ikisinde ödüle uzanmayı başarmıştı. Yine önceki yıllarda En İyi Film Oscarı’na uzanan The King’s Speech ve 12 Years A Slave de Halkın Seçimi Ödülü’nü kazananlar arasında yer alıyor.

Filmin iddialı olacağı kategorilerden biri de En İyi Uyarlama Senaryo olacak gibi görünüyor. Waititi’nin Christine Leunens’in romanından uyarladığı senaryo, filmin en güçlü parçalarından biri olarak görülüyor.

Marriage Story

Amerikan bağımsız sinemasının en önemli isimlerinden Noah Baumbach bugüne kadar Akademi’den hak ettiği değeri görmemiş olsa da, Marriage Story bu durumu değiştirecek gibi görünüyor. Dünya prömiyerini Venedik Film Festivali’nde yaptıktan sonra Toronto’yu da ziyaret eden film, her iki festivalde de beğeniyle karşılandı. Ayrıca Netflix’in de film için kapsamlı bir Oscar kampanyası yürütmeye hazırlandığı biliniyor. Roma ile ödül sezonunda yakaladığı başarıyı bu yıl da Martin Scorsese imzalı The Irishman ve Marriage Story ile tekrarlamayı amaçlayan Netflix, özellikle Marriage Story’yi sonbahar sezonundaki neredeyse bütün önemli film festivallerinde gösterecek. Hâlihazırda Venedik, Telluride ve Toronto’da gösterilen film, önümüzdeki günlerde New York ve Londra gibi önemli festivalleri de ziyaret edecek.

En İyi Film kategorisine adaylık almaya en yakın filmlerden biri olan Marriage Story, oyunculuk kategorilerinde de adından söz ettirecek gibi görünüyor. Zira hem Adam Driver hem de Scarlett Johansson filmdeki performanslarıyla övgü toplamayı başardı. Özellikle Scarlett Johansson’ın bu filmde kariyerinin en iyi performansına imza attığı söyleniyor. Öte yandan yer aldığı her sahnede dikkat çeken Laura Dern’ün de En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu kategorisinde adından söz ettirebileceği konuşuluyor.

Judy

Toronto Film Festivali’nin ardından En İyi Kadın Oyuncu Oscarı için favoriler arasına adını yazdıran tek isim Scarlett Johansson değil. Bridget Jones’s Diary ve Chicago ile iki kez aday olduğu Oscar’ı nihayet 2004 yılında Cold Mountain ile kazanmayı başaran Renée Zellweger, uzun süre sonra bir kez daha Oscar yarışında oldukça iddialı olacak gibi görünüyor. Judy’de, çocuk yaşta The Wizard of Oz filmindeki Dorothy karakteriyle üne kavuşup ilerleyen yaşlarda hayatı tepetaklak olan Judy Garland’a hayat veren Zellweger, filmdeki performansıyla sinemaseverleri bir hayli etkilemiş durumda. Hatta Toronto ve Venedik’in ardından Oscar için adını en sık duyduğumuz iki ismin Joaquin Phoenix ve Renée Zellweger olduğunu söyleyebiliriz.

Zellweger’in aldığı bu övgüler Judy’ye de olumlu bir şekilde yansımış olsa da Judy’nin En İyi Film kategorisinde aday gösterilen yapımlar arasına yer alması uzak bir ihtimal gibi görünüyor.

Harriet

Bu yıl En İyi Kadın Oyuncu kategorisinde Scarlett Johansson ve Renée Zellweger’in karşısına çıkabilecek isimlerden biri de Cynthia Erivo. Bad Times at the El Royale ve Widows gibi filmlerle dikkatleri üzerine çeken Erivo, Harriet Tubman’a hayat verdiği Harriet ile hem sinemaseverleri hem de eleştirmenleri bir hayli etkilemiş görünüyor. Harriet’in Akademi üyelerinin ilgisini çekecek bir hikâyeye sahip olması, Erivo’nun adaylık şansını daha da artıracaktır.

A Beautiful Day in the Neighborhood

Amerika’nın ünlü televizyon kişiliği Fred Rogers‘ı merkezine alan A Beautiful Day in the Neighborhood, gerek sevilen bir televizyon kişiliğinin gerçek hayat hikâyesini anlatması, gerekse de başrolündeki Tom Hanks ile adeta Oscar için biçilmiş kaftan. Nitekim filmin Toronto’daki prömiyerinin ardından aldığı yorumlar da bu beklentileri boşa çıkarmadı. Filmde Won’t You Be My Neighbor? belgeseline de konu olan Fred Rogers’a hayat veren Tom Hanks, bu yıl da En İyi Erkek Oyuncu kategorisinde adından söz ettiren isimler arasında yer alacak gibi görünüyor. Filmin Marriage Story ya da Joker kadar büyük bir etki yarattığını söylemek mümkün değil. Ancak A Beautiful Day in the Neighborhood’un Akademi üyelerinin genelde sıcak yaklaştığı biyografi türünde bir film olması, En İyi Film kategorisinde adaylık almak için de filmin bir şansının olabileceğini düşündürüyor.

Öte yandan Tom Hanks’in adaylık alma şansını yükseltmek için En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu kategorisine yönelebileceği konuşuluyor. Her ne kadar filmin tanıtımında Tom Hanks ön plana çıkarılsa da, Matthew Rhys’ın filmdeki rolünün başrole daha yakın olduğu söyleniyor.

Ford v. Ferrari

1960’larda Ford ve Ferrari arasında yaşanan kıyasıya rekabeti ve bu rekabetin fitilini ateşleyen insanların hikâyesini konu alan Ford v. Ferrari, dünya prömiyerini yaptığı Telluride’de dikkatleri üzerine çektikten sonra Toronto’da da adından övgüyle söz ettirmeyi başardı. James Mangold’un yönetmenliğini üstlendiği yapım En İyi Film kategorisinde adaylık almak için ufak da olsa bir şansı olduğunu gösterirken, filmin asıl iddiası oyunculuk kategorilerinde ortaya çıktı. Zira hem Christian Bale hem de Matt Damon filmdeki performanslarıyla sinemaseverleri etkilemiş gibi görünüyor. Bu noktada ortaya çıkan asıl soru ise Bale ve Damon’ın hangi kategorilerde yarışa dâhil olacakları. Başrolleri paylaşan Bale ve Damon’ın aynı kategoride karşı karşıya gelerek birbirlerinin şansını azaltmamaları için iki oyuncudan birinin En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu kategorisinde şansını deneyebileceği konuşuluyor. Hangi ismin yardımcı oyuncu yoluna gideceği ise şimdilik belirsizliğini koruyor. Ancak daha önce Mark Wahlberg ile birlikte başrolde yer aldığı The Fighter ile En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Oscarı’nı kazanan Bale’ın bir kez daha bu yoldan gitme ihtimali daha yüksek görünüyor.

Just Mercy

Özellikle oyunculuk kategorilerinde iddialı olması beklenen bir diğer yapım da Just Mercy. Haksız yere hapsedilen bir idam mahkumunu kurtarmaya çalışan genç bir avukatın gerçek hayat hikâyesini anlatan Just Mercy’nin Toronto’da en çok ses getiren filmlerden biri olduğunu söyleyemeyiz. Ancak hem Michael B. Jordan hem de Jamie Foxx filmdeki performanslarıyla dikkat çekmeyi başardı. Film prömiyerini yapmadan önce ön plana çıkan isim Michael B. Jordan olsa da Toronto’dan gelen ilk yorumlar Jamie Foxx’un Oscar yarışında daha iddialı olabileceğini gösteriyor. Bir de buna Foxx’un En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu kategorisinde yarışacağı eklenince, Oscar ödüllü oyuncunun üçüncü adaylığını alma şansının oldukça yüksek olduğunu söyleyebiliriz.

The Lighthouse / Uncut Gems / Waves

Son yıllarda dikkat çekici filmlere imza atan ve bu sayede ödül sezonunda adından sıkça söz ettiren A24, bu yıl ödül sezonunda bu üç yapımı ön plana çıkaracak gibi görünüyor. Üç yapımın da En İyi Film kategorisinde adaylık alma ihtimali düşük gözükse de, diğer kategorilerde oldukça iddialı olabilirler. İlk olarak The Lighthouse ile başlayacak olursak, başrollerde yer alan Willem Dafoe ve Robert Pattinson, Cannes’da olduğu gibi Toronto’da da beğeniyle karşılandılar. Her iki oyuncu da bu yıl adaylık alabilecek isimler arasında yer alıyor. 2017’de The Florida Project, 2018’de ise At Eternity’s Gate ile Oscar adaylığı kazanan Dafoe, bu yıl da adaylık alması hâlinde üç yıl üst üste Oscar adaylığı kazanarak büyük bir başarıya imza atacak. Öte yandan filmi 1920’li ve 1940’lı yılların ekipmanlarını kullanarak 35 mm kamerayla siyah beyaz olarak çeken Robert Eggers da En İyi Yönetmen kategorisinde adından söz ettirebilir.

Safdie Kardeşler’in yeni filmi Uncut Gems de Toronto’da beğeniyle karşılanmış olsa da filmin Oscar yarışında nasıl bir performans sergileyeceğini kestirmek oldukça güç. Ancak özellikle Adam Sandler’ın adını bu yarışta sıkça duyacağız gibi görünüyor. Daha çok komedi filmleriyle tanınan Adam Sandler’ın bu filmdeki performansıyla En İyi Erkek Oyuncu adayları arasında yer alabileceği konuşuluyor.

Uncut Gems ve The Lighthouse kadar büyük bir etki yaratamayan Waves ise Oscar yarışında beklendiği kadar iddialı olmayacak gibi görünüyor. Filmin Oscar adaylığına en yakın olduğu kategori ise En İyi Erkek Oyuncu. Zira Emmy ödüllü oyuncu Sterling K. Brown, Waves’teki performansıyla adından övgüyle söz ettirmeyi başardı. Ne var ki Joaquin Phoenix, Tom Hanks, Adam Driver, Christian Bale, Brad Pitt gibi isimlerin adını sıkça duyduğumuz bir yılda adaylık alması için Brown’ın unutulmaz bir performansa imza atması lazım. Gelen ilk yorumlara bakılırsa böyle bir durum söz konusu değil.

Hustlers

Jennifer Lopez’in başrolünü üstlendiği, striptiz kulübünde çalışan bir grup kadının hikâyesini eğlenceli bir dille anlatan bir filmin Oscar yarışında adından söz ettirmesi pek de beklenen bir şey değildi. Ne var ki Toronto Film Festivali’nde aldığı olumlu yorumlar Hustlers’ı bir anda adı Oscar ile anılan bir film hâline getirdi. Toronto’da yarattığı etkiye rağmen Hustlers’ı En İyi Film adayları arasında görme ihtimalimiz hâlâ düşük görünüyor. Yine de Hustlers’ın da artık bu yarışta yer aldığını söyleyebiliriz. Öte yandan Scarlett Johansson, Renée Zellweger gibi isimlerin olduğu bir yılda En İyi Kadın Oyuncu kategorisine adaylık alması oldukça zor görünen Jennifer Lopez’in ödül sezonunda sıkça karşılaştığımız bir taktiğe başvurarak En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu kategorisinde şansını deneyebileceği konuşuluyor. Her ne kadar filmin başrolü olarak Jennifer Lopez ön plana çıkarılsa da aslında hikâyenin merkezinde Constace Wu’nun karakteri yer aldığı için bu karar büyük bir tartışmaya da yol açmayacaktır. Sonuç olarak Hustlers hâlâ favoriler arasında yer almasa da 2012’de Bridesmaids’in yaptığı gibi sürpriz bir yapım olarak aradan sıyrılıp birkaç dalda adaylık almayı başarabilir.

A Hidden Life

Bu yıl Jojo Rabbit ile Oscar yarışında oldukça etkili olması beklenen Fox Searchlight, bu yarışa bir film daha sokabilir. Zira 72. Cannes Film Festivali’nde bazı eleştirmenler tarafından pek beğenilmese de genel olarak olumlu yorumlar alan A Hidden Life, Toronto’da çok daha sıcak karşılanmış durumda. Terrence Malick’in II. Dünya Savaşı sırasında Naziler için savaşmayı reddeden Franz Jägerstätter’in hikâyesini beyazperdeye yansıttığı son filmi, 44. Toronto Film Festivali’nin en beğenilen filmlerinden biri oldu.

Motherless Brooklyn

Edward Norton’ın yönettiği, aynı zamanda başrolünde yer aldığı Motherless Brooklyn, Toronto’da beklenen etkiyi yaratamamış olsa da oyuncu performansları ve müzikleriyle Oscar yarışında yer alabileceğini gösterdi. Özellikle Edward Norton’ın filmde etkileyici bir performansa imza attığı söylenirken, soundtrack‘iyle sinemaseverleri etkilemeyi başaran filmin En İyi Şarkı kategorisinde bir şarkıyla temsil edilmesi büyük bir sürpriz olmaz.

Dolemite Is My Name

Netflix’in bu yıl Oscar kampanyasıyla desteklemesi beklenen yapımlardan biri de Eddie Murphy’nin başrolünü üstlendiği Dolemite Is My Name. Toronto’da beğeniyle karşılanan film, özellikle Eddie Murphy’nin performansıyla dikkat çekiyor. 2007 yılında Dreamgirls ile Oscar’a yaklaşan Murphy, yıllar sonra Dolemite Is My Name ile ikinci Oscar adaylığını kazanabilir. Üstelik bu kez En İyi Erkek Oyuncu kategorisinde.

The Two Popes

Oyunculuk kategorilerinde adını duyabileceğimiz bir diğer yapım da Fernado Meirelles imzalı The Two Popes. Hem Anthony Hopkins hem de Jonathan Pryce filmdeki performanslarıyla övgü topladı. Özellikle Pryce’ın filmdeki performansıyla En İyi Erkek Oyuncu adayları arasında yer alabileceği söyleniyor. Ancak filmin o kadar büyük bir etki yaratamaması bu iki usta oyuncunun adaylık almasını güçleştirebilir.

The Report

Sundance Film Festivali’nde beğeniyle karşılanan ve Oscar yarışında iddialı olabileceği konuşulan filmlerin bu momentumu yıl sonuna kadar koruması oldukça güç olsa da nadiren de olsa bazı yapımlar bunu başarabiliyor. Bu yıl bunu başarmaya en yakın duran film ise The Report. Telluride ve Toronto’da gösterilerek kendisini sinemaseverlere bir kez daha hatırlatan The Report, Sundance’te olduğu gibi Telluride ve Toronto’da da beğeniyle karşılandı. Filmdeki performansıyla övgü toplayan Adam Driver bu yıl daha çok Marriage Story ile adından söz ettirecek gibi görünüyor. Ancak Annette Bening’in filmdeki performansıyla En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu kategorisinde adaylık alma ihtimali bulunuyor.

Parasite / Pain and Glory / Portrait of a Lady on Fire

72. Cannes Film Festivali’nin en beğenilen filmleri arasında yer alan bu üç yapım, Toronto ve Telluride’de beğeniyle karşılanarak En İyi Uluslararası Film kategorisinde oldukça iddialı olduklarını gösterdiler. Öte yandan geçtiğimiz yıl Pawel Pawlikowski’nin Cold War ile En İyi Yönetmen kategorisinde adaylık aldığını göz önüne aldığımızda, yeni üyeleriyle dünya sinemasına daha açık hâle gelen Akademi’nin Bong Joon-ho ve Pedro Almodóvar’ı da ciddi adaylar olarak dikkate alması beklenebilir. Her ne kadar uzak bir ihtimal olsa da Parasite’ın En İyi Film kategorisinde adaylık alması da ihtimal dâhilinde. Pain and Glory’nin En İyi Film adaylığı alması pek mümkün görünmüyor ancak Almodóvar’ın filmi de Antonio Banderas’ın alacağı bir En İyi Erkek Oyuncu adaylığı ile bir anda kendisini ana kategorilerde yarışırken bulabilir.

Bu noktada Parasite ve Pain and Glory’nin En İyi Uluslararası Film kategorisinde adaylık almamasının büyük sürpriz olacağını söyleyebiliriz. Portrait of a Lady on Fire‘ın bu kategoride ne denli etkili olacağını ise Fransa’nın kararı belirleyecek. Zira Fransa henüz En İyi Uluslararası Film aday adayını belirlemiş değil. Ancak Portrait of a Lady on Fire’ın Fransa tarafından belirlenen üç filmlik listede yer aldığını sözlerimize ekleyelim.

Lucy in the Sky

Elbette Venedik ve Toronto’da gösterilen tüm filmler beğeniyle karşılanmadı. Beklentileri karşılayamayıp hayal kırıklığı yaratan, böylece iddialı olabilecekleri düşünülen Oscar yarışında geriye düşen bazı yapımlar da oldu. Bu yapımlardan biri de Fargo ve Legion gibi dizilerle tanınan Noah Hawley’nin ilk uzun metrajlısı olan Lucy in the Sky’dı. Başarılı bir astronotun zorlu bir görevi tamamlayıp evine döndükten sonra gerçekçilik hissini yitirmeye başlamasını ele alan filmin tam anlamıyla hayal kırıklığı yaratması sadece filmin değil başrolde yer alan Natalie Portman’ın da Oscar umutlarını büyük ölçüde söndürmüş oldu.

The Laundromat

Venedik ve Toronto’da beklenen etkiyi yaratamayan bir diğer film de Steven Soderbergh imzalı The Laundromat. Meryl Streep, Gary Oldman ve Antonio Banderas gibi başarılı isimleri bir araya getiren oyuncu kadrosuyla Oscar yarışında oldukça iddialı olması beklenen The Laundromat, ödül sezonunda o kadar etkili olmayacak gibi görünüyor. Yine de işin içinde Meryl Streep olduğunda her zaman sürprizlere açık olmak gerekir.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi