Zamanı doğrusal bir çizgi olarak ele alırsak, çıkış kapısına yaklaşmak için atılan her adım bu doğrusallığa da hizmet eder gibi görünebilir. Bir başlangıç ve bitiş noktası dâhilindeki hayatın olası tüm ihtimalleri üzerinde topladığı bu çizginin, belirli kriz anlarıyla pekiştiği ve düzeninin sarsıldığı da benliğin gelişiminin esas noktası. Konvansiyonel anlatının temelini oluşturduğu, krizlerin, düşmanların, anlamın ve benliğin yolunu açan sistematik yapı bir anlamda gücünü eskiden beri insan psikolojisini besleyen bu kolektif bilinçten alıyor. Lâkin sinemada kolektif bilincin kökenlerinden ve konvansiyonlardan yola çıkarak bu doğrusallığı tek başına kıran ve filmin bütününden dahi farklı bir yerde duran karakterler mevcut olabiliyor. Paul Thomas Anderson’ın yarattığı dünyalarda bu çıkış kapısına ulaşmak isteyen ana karakterlerin misyonu genellikle böyle gelişiyor. Zamanın doğrusallığını unutmak isteyen ruhların kaçış çabasının bir ürünü gibi… 

Paul Thomas Anderson’ın Kahramanları

Bahsettiğimiz karakter, içinde bulunduğu dünyayı da kendi ‘garipliğiyle’ değiştirebilen güçte bir motivasyonun da sahibi. Neden-sonuç dünyasında doğrusal akan tüm kuralların yıkıcısı gibi konumlanan karakterler Paul Thomas Anderson’ın da seyircilerle kurduğu katmanlı yapının sembolü. Karakterin yolculuğundan ziyade, onun dünyasının katmanlarını ortaya çıkarıp, sıradan dünyanın karşısında duran farklı bir bakışın hayatına odaklanmak için tüm sistemi ters yüz eden bir iç yolculukla baş başa bırakıyor bizleri. Boogie Nights’ın Eddie Adams’ı, Punch-Drunk Love’ın Barry Egan’ı, There Will Be Blood’ın Daniel Plainview’u, The Master’ın Freddie Quell’i… Mekânların ve zamanın işlevine ortak olan tüm bu karakterler içlerinde bulundukları durumun yarattığı kaosa hizmet eder şekilde konumlanıyorlar en başta. Kahraman yolculuğunun temelindeki şartları da yerine getiriyorlar hatta. Bulunduğu durumdan rahatsız olan ‘zavallı’ ruhların kaçış planını her seferinde gözümüzün önüne getiriyor PTA. Bu yolculuk esnasında karakterlerin değişime ayak uydurmaktan çok bu değişimi kendi benliklerinin ihtiyaçları doğrultusunda eğip bükmeleri ise hem yolculuğu hem de zamanın doğrusallığını değiştiren bir yapıda karşımıza çıkıyor. Bu isimlerin alametifarikası da buradan geliyor. Amerikan orta sınıfının ortaya koyduğu yapının kurallarıyla doğmuş Eddie Adams’ın kendi dünyasını biçimlendiren yapıyla bağ kurması bu yolculuğun bir yansımasıdır örneğin. Olanca bilinçsizlik içinde gelişen iki dünyanın bir araya gelme hâli, Eddie’nin ortaya koyduğu bir varoluş mücadelesi ya da sisteme bir başkaldırı teşkil etmez en başta. Zaten bildiği bir hayatın ortasında bulur kendini ve bu bilinirlikten faydalanmak ister. İmaj dünyasıyla gerçekliği birbirine karıştıran ve kaosa sebep olan adımı atan ‘kahraman’ oluşundan habersiz bir karakteri izleriz. Gelgelelim imaj dünyasının, görünenin ardındaki kapıları gösterip gerçekliği sorgulatması yine Eddie’nin varlığıyla mümkündür. Eddie amacı bu olmasa dahi kendi varoluşuyla doğrusallığı ve nedenselliği bozmaktadır. Karakterin yarattığı anlam bulma hâli kendi dünyasını ve benliğini şekillendirmenin ötesine geçip kolektif bilince de hizmet eder böylelikle. Eddie’nin varoluşundan farklı olarak Daniel Plainview ise değiştirmek istediği yolun izinde bilinçli bir şekilde bu doğrusallığı kırmak ister. Fakat bu noktada da yıkıp yeniyi var etmenin ötesinde konvansiyona yeni bir katman ekleme derdindeki kahramanla tanışırız. Filmin izleği de yıkımın karanlığına işaret eder. Ana akım sinemanın dışında duran senaryo yapısıyla izleyicinin filmle kuracağı bağı tehdit eden uzun sessizliklerin, çok sesli ritimlerin, boğucu bir karanlığın içinde kötülüğün özelliklerine dair yeni bir yapı inşa etmek isteyen karakterin yarattığı diğer versiyonun oluşma hâlini görürürüz film boyunca. İyi ve kötü zıtlığı gibi gözüken bu yolculuk bir karakterin ondan önce var olan çizginin üzerine kendi zaman çizgisini ekleyerek benzer dünyayı kendi merkezinde kurma çabasına bir işarettir. Bu yeni çizgide de kendini hapseder. Kendini tamamlayamadığı benliğine ulaşmak için çıktığı yola hapseden bir diğer kahraman olan Freddie Quell ise varoluşunun farkındalığı açısından Eddie’ye daha yakındır bu konuda. Ona çizilmiş hayatın ve sınırların bilincinde yetişmiş Freddie’nin oluşamamış kişiliği Daniel’ın oluşturduğu yeni dünyaya benzeyen bir alternatif dünyanın içinde tutsak edilir. Freddie’nin uyum sağlama çabası, görünenin gerçekliğini zedeledikçe onun kendi benliğine ulaşması daha da mümkün kılınır. Benliğin oluşturulması bu dünyada istenmeyen bir durum olsa da süregiden konvansiyonu kendi eylemsizliğiyle kırabilen bir karakterin yapıbozumcu tavrı çıkar ortaya. Orada olması, dengelerin bozulması için gerekli olan tek etkendir çünkü. O yüzden Paul Thomas Anderson’ın karakterleri klasik kahraman hikâyelerinden aldıkları ilhamla kendi yolculuklarının dışındaki dünyanın varlık sebepleriyle de oynayabilen alanlar yaratır. Trajik kahramana evrilebilecek tüm bu karakterler de kendi yolculuklarını değiştiremedikleri anlarda bile süregiden yapıyı bozdukları ve yerinde saymaya mahkum karakterlere dönüşmedikleri için trajik kahramanlığın da sınırlarını genişletebilirler çoğu zaman. Eddie’nin eylemsizliğiyle çizdiği yol bunun bir örneğiyken Barry Egan’da da bu eylemsizliğin kırıldığı dönüm noktasını ve karakterin benliğinin potansiyelini bulmasını izleriz. Bu potansiyel Barry’nin eylemlerini, bakış açısını ve yolculuğunu etkilemez gözükse de kendisinin ve filmin dünyasına çıkış kapılarını ekler. Monotonluğun içinden sıyrılmaya çalışmanın aydınlatıcı etkisi yerine, aynı tekdüzeliğin içine kapılar yerleştirir Paul Thomas Anderson. Barry’nin hikâyesi de bu tekdüzeliğin sınırlarının kapılarla nasıl açılacağını bulma çerçevesinde ilerler. Fark edilir olmayışının, benliğini tamamlamayışının etkisi kapıların gerekliliğini ortaya çıkarır ve yarattığı yeni yol ile kendi içine dönebilecek sonuçlara da ulaşır böylece. 

Tüm bu karakterlerin bir noktadan birbirlerine tutunduğu yerler olacaktır muhakkak, lâkin Paul Thomas Anderson’ın ortaya koyduğu dünyada her biri, içinde bulunduğu durumun doğrusallığından ziyade bu durumun oluşumuna etki eden tüm kanalları yeniden inşa edebilecek potansiyelleri taşıyor. Ve böylelikle katmanlardan oluşan insan zihni, onların dünyasının kökenine de ışık tutuyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi