Luca Guadagnino’nun kısa filmi Çarpıcı Kız – The Staggering Girl bu hafta ülkemizde de gösterilecek. Bu vesileyle yakın dönemin önemli isimleri ve sinema tarihinin ustalarının çektiği 10 kısa filmi derledik.

Ünlü Yönetmenlerden 10 Kısa Film

Ubiytsy – Andrei Tarkovsky (1956)

Dünya sinemasının en önemli yönetmenlerinden biri olan Andrei Tarkovsky‘nin ilk filmi olma özelliğini taşıyan Ubiytsy (Katil), öldürecekleri bir adamı bekleyen iki katilin hikâyesini konu ediyor. Tarkovsky’nin karakterizasyon sırlarına dair emareleri görebileceğiniz film Ernest Hemingway’in kısa bir öyküsünden uyarlanmış.

Une histoire d’eau – Jean-Luc Godard, François Truffaut (1961)

Sinemanın iki usta ismi Godard ve Truffaut’yı yan yana getiriyor olması hasebiyle büyük bir heyecan yaratan film, hayal kırıklığı yaratmayan leziz bir deneyim olarak görülebilir. Taşradan Paris’e gitmeye çalışan genç bir kızın hikâyesini anlatır film. Alpler’deki karın erimesi sonucu ülkenin önemli bir kısmının sular altında kalması sonucu kahramanımız hedefine ulaşmakta zorlanacak, yolculuğu sırasında karşısına enteresan bir karakter çıkacaktır. Film iki ustanın birlikte yazıp-yönettiği tek yapıt.

La Jetée – Chris Marker (1962)

Chris Marker’ın imzasını taşıyan ve birçok sinemacıyı derinden etkileyen La Jetée, bilimkurgu sinemasına dahil birçok filmin de öncülü hüviyetindedir. Geçmiş, gelecek ve şimdinin iç içe geçtiği, zaman yolculuğu, kırık dökük imajlar ve anılarla örülü kurgusuyla da dikkat çeken film, üçüncü bir dünya savaşının sonrasında, dünyanın içinde bulunduğu kötü hâle çare bulunabilmesi için zamanda geriye gönderilen bir adamın hikâyesine odaklanır. La Jetée, aynı zamanda Terry Gilliam’ın 1995 tarihli filmi 12 Maymun – Twelve Monkeys adlı filmine de esin kaynağı olmuştur.

The Big Shave – Martin Scorsese (1967)

Martin Scorsese’nin ilk filmlerinden biri olan bu kısa yapıtı, ilginç biçimde sinemasıyla ilgili birçok doneyi bir arada sunar. Basitçe tıraş olurken kendisini kesen genç bir adamın hikâyesini konu eden film, çekildiği dönem itibarıyla Vietnam Savaşı’na da bir gönderme niteliğindedir. Basit görünen film, erkekliğin kastrasyonu ve politik arka planıyla dikkat çeker. Ayrıca kanın filmdeki kullanımı da yine Scorsese’nin sonraki dönem filmlerine dair işaretler sunar bize.

Small Deaths – Lynne Ramsay (1996)

Benzersiz üslubu sayesinde her filminde kendisine biraz daha hayran bırakan yönetmen Lynne Ramsay’nin ilk filmi olan Small Deaths Movie, bir kız çocuğunun hayatını etkileyen üç ayrı ve acı verici olaya odaklanıyor. Gündelik hayatın içindeki basit olayların trajedisini ve odak noktasındaki karaktere etkisini müthiş bir dille anlatan Ramsay, bu filmiyle Cannes Film Festivali’nde yarışmış, Jüri Özel Ödülü’ne layık görülmüştü.

Lick The Star – Sofia Coppola (1998)

Sonradan Masumiyetin İntiharı – Virgin Suicides, Bir Konuşabilse – Lost In Translation gibi harikalara imza atacak olan yönetmen Sofia Coppola’nın dördüncü kısa metraj çalışması olan Lick The Star, sinemasına dair en önemli ipuçlarını veren erken dönem çalışmalarından da biri. Ergenlik arefesindeki bir grup kız çocuğunun yaşamından bir kesit sunan film, karakterlerin kırılgan bir dönemdeki duygu durumuna odaklanırken, deneysel bir anlatıya da göz kırpıyor.

Wasp – Andrea Arnold (2003)

Andrea Arnold’un kısacık zaman dilimlerine yüzlerce duyguyu sığdırmayı başardığı müthiş filmi tek başına dört çocuğunu büyütmeye çalışan bir kadının hikâyesine odaklanır. Çok yoksul olan kadın, günün birinde eski erkek arkadaşı onunla yeniden buluşmak isteyince çocukları hakkında yalan söyler ve kendisini güç bir duruma sokar. Arnold’un bu müthiş filmi, kendisine En İyi Kısa Film kategorisinde Oscar kazandırmıştı.

True – Tom Tykwer (2004)

Alman yönetmen Tom Tykwer’in kimileri için kariyerinde çektiği en iyi filmlerinden biri başrolünde Natalie Portman ve Melchior Derouet’nin rol aldığı kısa filmi True’dur. Aşkı ve kaybetme korkusunu müthiş bir sinema diliyle anlatmayı başaran Tykwer, anlatıdaki yetkinliğini bir kez daha gözler önüne serer bu tasarı harikası yapıtında.

Next Floor – Denis Villeneuve (2008)

Kanadalı yönetmen Denis Villeneuve’ü uluslararası alanda tanınır kılan yapıtlarından biri de gerçeküstücü öğelere sahip son derece başarılı bir prodüksiyonla çekilmiş kısa filmi Next Floor’dur. Next Floor, oligarklar ve bürokratlarla dolu bir sofrada biteviye süren bir ‘tıkınma’ ayininin sonsuz döngüsünü konu eder ve bizlere bu ölesiye tıkınmayı bir uşağın gözlerinden yansıtır. Film, müthiş bir prodüksiyon tasarımına sahip.

The Black Balloon – Safdie Kardeşler (2012)

Cannes Film Festivali’nde gösterilen 2017 yapımı ilk uzun metrajlı filmleri Soygun – Good Time’la geniş kitlelere ulaşan Safdie Kardeşler’in  Sundance ve SXSW gibi önemli festivallerden ödülle dönen kısa filmi The Black Balloon, kara komedi öğelerini de içinde barındıran ilginç bir film! Filmde Safdie Kardeşler, 40 çocuğu New York’ta bir noktadan bir diğerine götürmeye çalışan bir adamın elinden gökyüzüne salınan bir balon sürüsünden ayrılıp, adeta hayata dönen siyah bir balona çeviriyor kamerayı. Balonun bir karaktere dönüştüğü film şehre dair dinamik bir anlar bütünü sunuyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi