Edebiyatta Agatha Christie’nin Hercule Poirot’u ve Sir Arthur Conan Doyle’un Sherlock Holmes’u, sinemada Seven, Dirty Herry, The Maltese Falcon filmleri gibi birçok başarılı polisiye ve dedektiflik hikâyesi var. Yakın zamanda polisiye janrının en iyi örneklerine artık televizyonda da rastlamaya başladık. Şüphesiz ki bunun en iyi örneklerinden bir tanesi de True Detective olarak görülebilir. Polisiye türünün ne denli ilgi çekici ve güzel olduğunu izleyiciye tekrar hatırlatan True Detective dizisi bize; yaşanan trajik cinayetler kadar bu cinayetlerin peşindeki dedektiflerin psikolojisinin, olayı ele alışının ve hayatındaki çalkantıların da hayli önemli olduğunu öğretti. Biz de True Detective severler için, polisiye dalında özellikle dedektifliğin ön planda olduğu diğer başarılı dizileri derledik.

Katkıda Bulunanlar: Furkan Yücel, Melis Öneren,

Hazan Özturan, İbrahim Cem Özsefil

***Yazının bundan sonraki bölümü listede yer alan diziler ile ilgili  keyif kaçırıcı detaylar (spoiler) içerebilir***

Manhunt: Unabomber

(2017 -)manhunt-unabomber-FilmLoverss

Ted Kaczynski’yi duydunuz mu? Havalimanı, üniversite ve üniversite profesörlerini gönderdiği bomba yüklü postalarla havaya uçuran ve bu yüzden de kendisine Unabomber lakabı verilen Ted Kaczynski! Harvard mezunu bir profesör olan Kaczynski, yerleşik hayatı bırakıp teknolojiden tamamen uzak bir dağ evine yerleşmiş ve “Sanayi Toplumu ve Geleceği” isimli bir manifesto yazarak birçok yeri bombalamaya başlamıştır. 1975-1995 yılları arasında gerçekleştirdiği terör saldırıları sonunda yakalanan Unabomber’ın yakalanma hikâyesi de oldukça ilginçtir. İşte Manhunt: Unabomber dizisi, FBI ajanı James R. Fitzgerald’ın Unabomber’ın yakalanma sürecinde oynadığı büyük rolüne odaklanıyor. FBI’da o dönem henüz yeni bir alan olan Davranış Analizi Birimi’nin temelini atan Fitzgerald, Kaczynski’nin yayımladığı manifestoda kullandığı dili inceleyerek Kaczynski’nin yakalanmasındaki payı oldukça büyüktür. Henüz ilk sezonu yayınlanan dizide Fitzgerald’ın FBI gibi disiplinli ama bir o kadar karmaşık sistemi içinde var olmaya çalışması ve üstüne üstlük dönemin en korkutucu teröristlerinden biri olan Unabomber’ı yakalayış hikâyesi polisiye severler için kaçırılmaz bir fırsat.

Dirk Gently’s Holistic Detective Agency

(2016 – 2017)dirk-gently-FilmLoverss

Dirk Gently, listenin belki de en tuhaf dedektiflerinden birisi. Dirk Gently; Otostopçunun Galaksi Rehberi’nin yazarı Douglas Adams’ın edebiyat dünyasına kazandırdığı bir başka eser olan ve ülkemizde Kutsal Dedektiflik Bürosu olarak çevrilen serinin baş karakteridir. Tam bir muamma olsa da bütünsel bir denklemle işleyen evrende ne zaman ve nerede olması gerektiğini bilen Dirk Gently, her şeyin birbiriyle bağlantılı olduğuna inanır. Bu yüzden de birbiriyle alakasız görünen ama aslında ortak bağlantıları olan olaylar zinciri içerisinde maceralara atılır. Üstelik yalnız da değildir. Sherlock Holmes’un Doktor Watson’ı varsa Dirk Gently’nin de hayatta her zaman başarısızlığı tatmış tuhaf arkadaşı Todd Brotzman’ı vardır. 2 sezon süren dizinin başrol oyuncuları Samuel Barnett ve Elijiah Wood’un oyunculukları da oldukça başarılı.

Mindhunter

(2017 -)mindhunter-FilmLoverss

David Fincher’ın yönetmenliğini üstlendiği ilk bölümüyle yayın hayatına başlayan Mindhunter, kısa bir süre içerisinde büyük bir hayran kitlesine ulaştı. Seri katillere psikanalatik bir biçimde yaklaşan dizi, bize bir insanın suça olan eğiliminin nasıl başlayabileceğini, iyi ve kötünün ne olduğunu sebep-sonuç ilişkisi üzerinden muhteşem bir şekilde aktarıyor. İlk ve son iki bölümünün yönetmenliğini David Fincher üstlendi fakat dizinin tüm bölümleri, Fincher’ın sinemasında alışık olduğumuz karanlığa ve tekinsizliğe sahip. Polisiye ve dedektiflik hikâyelerine ve özellikle psikolojiye ilgi duyan izleyicilerin Netflix’in bu dizisine bayılacağına eminiz.

Sherlock

(2010 -)Sherlock

Başrollerde dizinin başladığı 2010’un az, şimdilerin mega ünlüsü Benedict Cumberbatch ile Martin Freeman’ın yer aldığı Sherlock, son zamanların polisiye denilince akla gelen ilk dizisi kuşkusuz. Arthur Conan Doyle’ın ikonik karakterini teknolojinin göbeğine atıp bir de bunu bizlere başarıyla yedirmesi başlı başına bir başarıyken işin polisiye ve gizem yönünün de altından başarıyla kalkılmasıyla Sherlock, bir anda modern dünyanın en çok bilinen televizyon dizisi oluverdi. Özellikle ilk sezonlarındaki twistleriyle ters köşe yapmayı çok iyi bilen dizi, ilerleyen sezonlarında git gide performans düşürse de en azından ilk zamanlarının hatrına türünün başarılı örneklerinden birisi.

Monk

(2002 – 2009)monk-FilmLoverss

Dedektifler titiz çalışır ama hiçbiri Adrian Monk kadar titiz değildir. Monk dizisi, yayınlandığı 2002-2009 tarihleri arasında, drama ve komedi türlerini başarıyla harmanlayarak 7’den 70’e birçok kişinin favori dizilerinden biri olmuştu. Karısını bir cinayette kaybeden eski polis dedektifi Adrian Monk; aşırı titiz, ileri düzeyde takıntılı ve saymakla bitmeyecek kadar fobiye sahiptir. En keskin özellikleri bunlarla sınırlı değildir tabii. İnanılmaz bir görsel hafızası ve gözlem yeteneği ile polis departmanının vazgeçilmez danışman dedektifidir. Baş karakterinin ayrıksı özellikleriyle birçok macerayı konu alan Monk, özellikle Tony Shalhoub’un oyunculuğuyla seyrine doyum olmayan bir polisiye dizisidir. Tony Shalhoub, dizinin yayın tarihi boyunca neredeyse her yıl Altın Küre’ye aday olmuş ve bir kez de ödüle layık görülmüştür.

Bron/Broen

(2011 – 2018)bron-broen-FilmLoverss

Sinemada ve televizyonda polisiye türünden bahsedip de İskandinav yapımlara değinmemek abes olur. 2011 yılında yayın hayatına başlayan, İsveç ve Danimarka ortak yapımı olan Bron/Broen bunun en güzel örneklerinden yalnızca bir tanesi diyebiliriz. Avrupa ve Amerika tarafında The Bridge ismiyle de yayınlanan dizinin konusu da hayli ilginç. Danimarka ve İsveç’i birbirine bağlayan Öresund Köprüsü’nün tam ortasında bir ceset bulunur. İsveçli bir politikacı kadına ait ceset ikiye bölünmüştür ve bir kısmı sınırın Danimarka tarafında, diğer tarafı ise İsveç tarafındadır. İki ülke ortak soruşturma yürütmek zorunda kalır ve amansız bir seri katil kovalamacası burada başlar. İskandinav iklimine has soğuk ve karanlık atmosferiyle Bron/Broen dizisi, polisiye izleyicileri için kaçırılmaması gereken dizilerden bir tanesi.

Luther 

(2010 – 2018)

Luther-filmloverss

Sürekli erdemli davranan baş kahramanlardan sıkıldıysanız, Luther’i izlenecekler listesine almanızda fayda var. Düzenli olarak seçimleriyle empati kurduğunuz Luther, bir yandan da ana hikâye yanında ilerleyen bölümlerin özgünlüğü bakımından sürükleyiciliğini asla kaybetmiyor. Luther’ın ilginç kısımlarından biri, ciddi anlamda Behzat Ç.’ye benzeyen bir sürü yönünün yerli izleyicilerin gözünden kaçmayacak olması. İki dizinin eş zamanlılığı olası bir “esinlenme” tartışmasını ortadan kaldırıyor olsa da, kimi zaman ortak temalara ve karakter seçimlerine şaşırmamak işten bile değil. Akıcı bir kurgunun yanı sıra, az sayıda bölüme sahip olması, dizinin her detayını bir keyif bombardımanına dönüştürüyor. İngiliz dizilerinden hoşlananlar, dizinin bir şehir polisiyesi olup, çok da aşina olmadığımız -çünkü çoğu yapımda rastlayamayacağımız- gerçekçilikte bir Londra’yla tanıştırdığı için diziyi ayrıca sevecekler. Luther’le tanışınca yaşanan en büyük pişmanlık, birkaç bölüm izlemek umuduyla aylarca yeni sezonun onay almasını beklemekle geçireceğiniz vakitler olacaktır.

Top of the Lake

(2013 -)top-of-the-lake-FilmLoverss

Hamile olduğu ortaya çıkan 12 yaşında bir kızın ansızın ortadan kaybolmasının ardından Yeni Zelanda kırsalındaki arayışını anlatan Top of the Lake, sıradan bir dedektiflik hikâyesi değil. Küçük kızı arama süreci, hem kasaba sakinlerinin hem de dedektif Robin’in (Elizabeth Moss) kendi geçmişleriyle yüzleşmelerine sebep olur. Kadına yönelik şiddeti kadın karakterlerin başına gelen pedofili, cinsel taciz ve tecavüz gibi travmatik olaylarla aktaran dizi, güncel tartışmalara da ışık tutuyor. Tüm dramatik yapı, kasabanın karanlık atmosferiyle gerilim kazanırken Yeni Zelanda’nın muhteşem doğasıyla görsel bir şölen yaşatıyor. İlk sezonu 2013’te yayınlanan Top of the Lake’in başrolünde The Handmaid’s Tale ile kariyerinin zirvesini yaşayan Elizabeth Moss yer alıyor. 4 senenin ardından ikinci sezonu 2017’nin sonbaharında yayınlanan dizide Moss’a ünlü oyuncu Nicole Kidman eşlik etti.

La Mante

(2017)la-mante-FilmLoverss

Netflix’in Fransız yapımı seri katil draması La Mante, Fransa’da bir dizi seri cinayetin, acımasız cinayetleriyle nam salmış seri katil Jeanne Deber’in yardımıyla çözülmesini anlatır. Seri katil Jeanne, polise yardım etmeden önce tek bir şart ortaya koyar, o da komiser olan oğlu Damien’ın bu davaya bakmasıdır. Komiser ile seri katil olan annesinin geçmişine ışık tutan La Mante, geçmişin izlerinden yola çıkarak karakterlerin iç dünyasına ayna tutuyor. Komplike bir anne-oğul ilişkisinin eşliğinde, izleyiciye kolay kolay ip ucu vermeden gerilimi hep yüksek tutmayı başarıyor. Carole Bouquet ve Fred Testot’un muhteşem oyunculukları anne-oğul arasındaki gerilimi tepede tutarken seri katil olan Jeanne’in geçmişindeki inanılmaz bir sırra da izleyiciyi şahit ediyor. Her adımında soğuk terler döktüren La Mante, gerilimi yüksek polisiyeleri sevenlerin kaçırmaması gereken bir yapım.

Babylon Berlin

(2017 -)

babylon-berlin-FilmLoverss

Günahlar şehri Berlin’e hoş geldiniz. 1929 yılının Almanyası’nın Weimar döneminde bir fotoğraf üzerinden büyük bir skandalın perde arkasını çözmeye çalışan dönemin Ahlak biriminin komiseri Gereon ve yardımcısı Charlotte, kendilerini, ordunun işin içine karıştığı başka bir olayın içerisinde bulurlar. Hitler öncesi dönemin zeminine ışık tutan siyasi polisiye dizisi muhteşem görüntüleri ve sanat yönetimi ile izleyiciye görsel şölen sunuyor. 1929’un Berlin’ini adeta yeniden canlandıran Babylon Berlin, Almanya’nın bu önemli şehrinin arka sokaklarındaki sır dolu hayatlar ile dönemin buhranını gevelemeden direkt yansıtıyor. Babylon Berlin, antisemitizmin temelinde kimlerin payının olduğunu anlattığı sahnelerde ise kendi tarihinin öz eleştirisini derin bir şekilde yapıyor.

Almanya’nın en büyük televizyon projesi olarak lanse edilen Babylon Berlin, Alman televizyon dünyasında ilk defa bir devlet televizyonu ve aboneliğe dayalı bir uydu yayınının ortak yapımı olma özelliği taşıyor. Senaristliğini; Koş Lola Koş, Bulut Atlası gibi filmlerden tanıdığımız Tom Tykwer’ın üstlendiği dizi, Volker Kutscher’in aynı adlı roman serisinden uyarlanmış. Almanya’nın birçok tanınmış oyuncularını bir araya getiren Babylon Berlin’in başrollerinde Volker Bruch, Liv Lisa Fries ve Peter Kurth yer alıyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi