True Detective’in  ilk sezonunun dinamiklerine arkasını yasladığı üçüncü sezonu yavaş ve sağlam ilerleyişini sürdürüyor. Bu bölümde karakter gelişimlerinin az da olsa hızlandığını belirtmek gerekiyor fakat aynı zamanda bu bölümde ilk defa karakterler arası iletişimsizliği de hissediyoruz.

***Yazının bundan sonraki kısmı, True Detective 3. sezon 3. bölüm hakkında keyif kaçırıcı detaylar (spoiler) içerir.***

İlk iki bölümümüzde sezonun serim kısmını anlatan True Detective, bu bölümüyle birlikte ufak da olsa düğüm kısmına geçiş yaptı. Bölümde Carmen Ejogo’nun canlandırdığı Amelia karakterinin hem olayların çözümü, hem de karakter gelişimi açısından kritik bir noktada olacağı bizlere belli edildi. Aslında bu sezon dizinin yaratıcısı Nick Pizzolatto’nun takdir edilmesi gereken noktalardan biri yarattığı Amelia Reardon karakteri. Sezon, ilk sezona öykünerek ilerlese de kadın karakterler arasındaki fark oldukça göze çarpıyor. İlk sezonda Michelle Monaghan’ın canlandırdığı Maggie Hart karakteri olayların göbeğinde olmaktan ziyade iki detektif arasındaki gerilimi sağlamak maksadıyla oluşturulmuş derinliksiz bir karakterdi. Bu sezonda ise Amelia Reardon karakteri  yalnızca bir anne ve eş konumunda değil. Çalışan, daha önce olaya yardım eden ve davada bulduklarından saygın bir roman ortaya koyan bir yazar. Orta zaman diliminde de polislerin ağzından ustalıkla laf alıp davanın seyrini değiştirecek aksiyonlarda bulunuyor. Oldukça güçlü bir karakter. Bu bölümde orta zaman diliminde (1990), kocası Wayne Hays ile yaşadığı tartışma ve 2015 yılındaki zaman diliminde yaşlı Wayne Hays’e kafasındaki ses olarak görünmesi ile hem kendi karakteri hem de onun üzerinden Hays’in karakteri hakkında oldukça açıklayıcı bilgiler edindik. Umarım kalan bölümlerde etkisi azalmaz, hatta tam aksine artarak devam eder. Evet, bu dava en nihayetinde Hays’in davası ama Amelia’nın güçlü karakteri True Detective’in aşırı “erkek” anlatısını dengeleyebilir.

True Detective 3. Sezon 3. Bölüm İncelemesi: Avlar ve Avcılar

Sonunda bu bölümde diğer önemli karakterimiz Detektif Roland West’i de ilk defa orta zaman diliminde görebildik. Uzun zamandır Hays’le görüşmeyen Roland terfi almış, kaçırılan çocukların babası Tony Purcell’i alkol batağından kurtarmış ve temiz kalmasını sağlamış oldukça sağlam br karakter olarak karşımıza çıkıyor. İnsanların görür görmez  -doğal olarak-  ilk sezon Woddy Harrelson’ın canlandırdığı Detektif Marty Hard karakteriyle kıyaslanan karakterimiz ilk iki bölümde oldukça silikti ama bu bölümde onun da karakter gelişimi üzerinde durulduğunu görüyoruz. Hatta orta zaman diliminde Hays’i tekrar açılan davaya kendisi dahil ediyor. 

2015 yılında geçen sahnelerde Hays’le ropörtaj yapan gazetecinin Hays’i zorlaması da bazı sırların ortaya çıkabileceğine işaret ediyor. Hays’in hatırlama sorununa karısının hayali yol gösterecek gibi gözüküyor.

True Detective 3. bölüm itibarıyla, 1980’de geçen ana hikâyede az da olsa bir ilerleme kaydedildiğini söylemeliyim. Bu bölümde öğrendik ki; evden sık sık arkadaşları Ronnie’nin evine gittiklerini söyleyerek ayrılan çocuklar aslında ebeveynlerine yalan söylüyorlarmış. Çocukların ormanlık alanda kendilerine bir oyun alanı buldukları ve burada tahminen yetişkinler tarafından manipüle edildikleri sonucu ortaya çıkıyor. Çocukların oyun alanlarına oldukça yakın bir mesafede bulunan bir ev ve evin sahibinin ifadesinde belirttiği kahverengi Sedan’la gezen, yüzünde yara izi olan siyahi erkek ile beyaz kadın ve Will’in ölü bedeninin sokulduğu şeklin kendisinin komünyonda dua ederkenki hâliyle aynı olması ve dedektiflerin bunu evdeki bir fotoğraftan öğrenmesi de hikâyedeki gizemi artırıyor. Fakat bu bölüm büyük bir ihtimalle sezonun en önemli isimlerinden birini öğrendik. Bu isim ilerleyen bölümlerde büyük ihtimalle bir numaralı şüpheli pozisyonuna yükselecek. Kızı bulana ödül verecek vakfın başkanı, aynı zamanda  çocukların annelerinin bir dönem çalıştığı fabrikanın patronu Mr. Hoyt. Dedektiflerimiz kendisiyle görüşmek istediğinde kendisinin Afrika’da safaride olduğunu öğreniyoruz. Bu noktada Roland’tan gelen ‘’Ortağım da avcıdır.’’ cümlesi sanki geri kalan bölümlere dair bir göndermede bulunuyor. Ayrıca Hoyt ve onun gibi zengin birinin bürokrasi ile olan ilişkisi bundan sonraki bölümleri rahatlıkla şekillendirebilir. 

Son olarak dizi oldukça iyi gitse de bazı noktalarda en başta söylediğim karakterler arası iletişimsizlik göze çarpabiliyor. Özellikle başroldeki Mahershala Ali’nin karakteri Hays’in geri kalan bölümlerde, karakterlerle olan ilişkisinde nereye konumlandığı sorusuna aldığımız cevap sezonun bütünlüğünü derinden etkileyecek. Yine atmosfer olarak tam anlamıyla etkileyici bir True Detective bölümü izlediğimizi gönül rahatlığıyla söyleyebilirim.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi