frameborder


En başarılı Pixar animasyonlarından biri olan Toy Story 3’nin senaristi Michael Arndt, iyi bir senaryo için hikâyenin nasıl kurulması gerektiğine dair ipuçları veriyor.

Eğer senaryo yazım sürecini bir metafor üzerinden açıklayacak olursak, bunun için gözlerimiz bağlı şekilde bir  dağa tırmana hâlini kullanabiliriz. Nereye, nasıl gideceğimizi bilmeden ve dağın öteki tarafında neyle karşılaşacağımıza dair fikrimiz olmadan girişeceğimiz süreci başarıyla simgeler bu durum. Fakat, Toy Story 3’nin senaristi Michael Arndt bu süreçte asıl önemli olanın tırmanacak bir dağ bulmak olduğunu söylüyor; bunu söylerken de aslında iyi bir senaryo yazmak için öncelikle iyi bir çıkış noktasına, iyi bir hikâye kurulumuna sahip olmamız gerektiğini ifade ediyor.

Toy Story 3’nin Senaristi, İyi Bir Senaryonun Nasıl Kurulması Gerektiğini Anlatıyor

Michael Arndt, Toy Story 3’nin senaryo yazım sürecinin bir türlü tatminkar bir sonuca varmaması üzerine çareyi Toy Story, Finding Nemo ve The Incredibles gibi başarılı animasyonlara tekrar bakarak, bu hikâye ve karakterlerin nasıl kurulduğuna incelemekte bulduğunu söylüyor.

Genellikle 100 sayfadan oluşan bir senaryo, kendi içinde 3 act bulundurur. İlk act 25, ikinci act 50 ve son act yine 25 sayfadan oluşurur. İlk bölümün başında bir karakter oluşturulur ve 25. sayfada bu karakteri hikâye akışı içinde bir yolculuğa çıkaracak bir amaç verilir. Karakter oluşturulurken en önemli noktalardan biri onun sevdiği şeyleri detaylı bir şekilde tanımlayıp buradan hareketle ona güçlü bir tutku vermektir. Bunu örneklendirelim: Toy Story’nin başında oyuncak Woody’yi ve sahibi olan çocuk Andy’i onunla oynarken görüyoruz. Yani Andy, Woody’nin en sevdiği şeydir ve hikâye bunun üzerinden şekillenecektir. Burada dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta da, bu karakterin bir takım zayıflıkları olmasıdır ve bu zayıflık da yine karakterin en sevdiği şeyden ileri gelir: Woody, Andy’nin en sevdiği oyuncak olduğu konusunda fazla iddialıdır ve diğer oyuncaklarla bu konuda tartışır.

Ana karakter, içinde yaşadığı dünya, sevdiği şeyler ve zayıflıkları yaratıldıktan sonra sıra, bu karakterin yürüdüğü yolda karşılaşacağı engelleri belirlemektedir. Toy Story özelinde bu, Andy’nin doğum günü partisidir. Bu vesileyle Andy’ye yeni oyuncuklar hediye edilecektir ve Woody bu durumdan hiç hoşnut değildir. Bu engelin ana karakterin hikâyesinde bir kırılma yaratması gereklidir ve bu da Andy’ye hediye edilen yeni oyuncak Buzz’ın Woody’nin rakibi olarak çocuğun hayatına dahil olmasıdır. Bu tehdidin varlığı tek başına yeterli değildir, bu tehdit ana karakterin seyrinde değişiklikler yaratmalıdır. Bu da Toy Story’de Buzz’ın sahip olduğu özelliklerle diğer oyuncaklar arasında heyecan yaratıp ilgiyi Woody’den kendi üzerine çekmesi şeklinde vücut bulur. Bu noktada Woody’nin -ya da ana karakterin- bir seçim yapması gerekir, ama bu seçim sonucunda hikâyede açılan kapı mecaranın devam edeceği, görece olarak daha çetrefilli yoldan yana olmalıdır. Woody’nin seçimi de bu doğrultudadır. İkinci plana düşmeyi kabullenmek yerine Buzz’la mücadele etme yolunu seçer. Böylece birinci act kapanır. Artık elimizde devamını takip etmek için heyecan duyduğumuz bir hikâye vardır. Tabii ki bu türden bir başlangıç her hikâye için geçerli olmayabilir ama bu fikirlerin herhangi bir hikâyenin kurulumu için çok yardımcı noktalar içerdiği kesin.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information