The Walking Dead 9. sezon, sezon arasından sonra felaket sonrası toplumun nasıl olması, toplumsal yaşamın nasıl yeniden kurulması gerektiğine odaklanmayı sürdürüyor. Sezon arasından önce Rick’in tamir ettiği köprü aracılığıyla inşa etmeye çalıştığı yeni yaşamın, köprü ile birlikte yıkılışına tanıklık etmiştik. Rick’in komünler arası diyalog ve alışverişin gelişmesi umudu, Alexandria’da Michonne’un idareyi ele alması ile birlikte yerini çok daha güvenlikçi ve kapalı bir toplum yönetimine bırakmıştı. The Walking Dead, Rick’in kayıplara karışmasının ardından yapılan altı yıllık kesme ile komünler arası iletişimin neredeyse sıfıra indiği ve herkesin kendi yağında kavrulmaya çalıştığı bir dünyaya geçiş yaptı. Bununla beraber yeniden inşa edilen medeniyete dair fikir ayrılıkları, bu sefer yelpazenin güvenlikçi ve özgürlükçü uçları arasına yerleşmiş görünüyor.

The Walking Dead 9. Sezon 9. Bölüm & 10. Bölüm İncelemesi: Güvenlik ve Paranoya

***Yazı The Walking Dead 9. sezon 9. bölüm ve 10. bölüm ile ilgili keyif kaçırıcı detaylar (spoiler) içerebilir.***

9. bölüm, sezon arasından önce keşfedilmeye başlanan tehdidin gerçek boyutunun anlaşılmasıyla başlıyor. Kendilerine “Fısıldayanlar” diyen ve zombi sürülerinin içinde “zombi” maskesi ve kılığıyla hareket eden bir topluluğun varlığını keşfeden Michonne ve ekibi, Jesus’ın canı pahasına öğrenilen bu tehlikenin boyutunu kavramak ve gerekli önlemleri almak için harekete geçiyor. Yeni tehditler karşısında hızlı hareket etmenin ve bir şekilde aksiyoner olmanın hayatta kalmak için bir zorunluluk olduğu bir dönemde yaşamanın getirdiği yetenek seti sayesinde başarılı da oluyorlar. “Fısıldayanlar”dan bir kişiyi rehin almayı başardıktan sonra rehinenin aynı zamanda topluluğun lideri olan Alfa’nın kızı olduğunu öğreniyorlar.

Öte yandan, var olan koşullarda insanların ve komünlerin güvenlikçi yaklaşımlara desteğini arttırıyor. Pek de kendi fikri sorulmadan üzerine kalan liderlikle problemi olan ve Michonne’un güvenlikçi politikalarının aksine daha özgürlükçü bir yönetim oturtma isteğinde olan Jesus’ın ölümüyle Hilltop daha da güvenlikçi ve sert aksiyonlar talep eder hâle geliyor. Jesus’ın ölümünün ardından pek istekli görünmese de liderlik sorumluluğunu almak zorunda kalan Tara’nın yüzleşmesi gereken ilk problemlerden biri bu talep karşısında alacağı tavır olacak gibi görünüyor.

Alexandria’dan kaçmayı başaran Negan ise aradan geçen yılların ardından yanmış ve yıkılmış saltanatının tozları ve külleri ile karşılaşan bir hükümdarın trajedisini yaşıyor. Negan’ın kaynak paylaşımına dair kurduğu haraç sistemi ile despotik bir biçimde idare ettiği dünya, artık çok eskide kalmış durumda. Felaket sonrası dünyada hükmetmeye ve liderlik etmeye alışan Negan, yolculuğunda değişen dünyada yalnız bir yaşamı idare edemeyecek kadar arkaik kaldığını keşfediyor.

Fakat özellikle 10. bölüm boyunca Lydia’nın -rehin alınan Fısıldayanlar üyesi, Alfa’nın kızı- hatıralarına yapılan flashback’ler boyunca, iki uca tekabül eden güvenlikçi ve özgürlükçü yaklaşım arasında oluşacak olan yeni yelpazenin diğer ucunu görüyoruz. Güvenliğe dair paranoyaya varan bir endişe sonucu, tüm aksiyonlarını, hareket alanlarını, yaşamlarını kısıtlayacak bir karar alarak en güvenli yolun zombi sürüsü arasında zombi gibi yaşamak olduğu kanısına varmak, güvenlikçi yaklaşımın varabileceği noktanın korkunçluğunu gösteriyor. Henüz sadece ipuçları görünse de Alfa’nın da topluluğu Negan veya Vali gibi otoriter bir biçimde yönettiğini söylemek mümkün. Fakat Alfa’nın ve Fısıldayanlar’ın idare ve yaşama anlayışı en temelde güvenlik kaygısı etrafında şekillenmiş görünüyor. Bu, Negan’ın kaynak yönetimi ve paylaşımı etrafında şekillenen idare biçiminden oldukça farklı bir temeli işaret ediyor. Fısıldayanlar, zombilerin yeryüzündeki hâkimiyetini kabullenmiş ve bu yeni dünyada toplumsal bir yaşam, kamusal bir alan oluşturma çabasını reddetmiş durumdalar. Zombi sürüsünün içinde zombi gibi davranarak, zombi gibi hareket ederek, adeta zombileşerek hayatta kalmayı seçmiş durumdalar. Despotik bir yönetim etrafında birleşen güvenlik endişelerinin -ki “Despotik bir yönetim talebi doğurmayan güvenlik endişesi olur mu?” sorusu ayrıca sorulabilir- vardığı paranoyakça ruh hâlinin, bir topluluğu insanca olan her türlü gelişmeden, alışkanlıktan, yaşantıdan uzaklaştırdığını ve sadece yaşamak için hareket eder hâle getirdiğini görüyoruz. Medeniyeti yeniden inşa etmenin sancılarını tartışırken ortaya çıkan güvenlik endişesinin komünleri medeniyetten en uzak noktaya kadar götürebilecek bir paranoyanın da başlangıcı olma tehlikesini koruyor. Rick’in kayboluşunun ve komünler arası diyalogu geliştirme potansiyeli barındıran köprünün yıkılışının üzerinden geçen altı yıldan sonra gittikçe daha sıkı bir biçimde güvenlikçi yaklaşıma sarılan Alexandria ve diğer komünlerin, güvenlikçi idarenin varabileceği en uç noktayı görmesi kendi yaklaşımları ve idarelerini test etmeleri, yeniden gözden geçirmeleri açısından önemli bir deneyim olacak.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi