***Yazı The Walking Dead 9. sezon 5. bölüm ile ilgili keyif kaçırıcı detaylar (spoiler) içerebilir.***

Zamanı algılama biçimlerimiz, deneyimlerimiz ve kendi yaşam süremiz ile sınırlanmış durumda. 150 yıllık ulu bir çınarın, aslında -lineer akan bir zamanı ele alsak bile- zamanda çok küçük bir noktaya tekabül ettiğini fark etmeyiz. Ortalama 70-80 yıl sürecek olan deneyimimiz algılama biçimimizi şekillendirir.

The Walking Dead’in 9. Sezon 5. Bölüm: Rick’in Yolculuğu

The Walking Dead’in 9. Sezon 5. Bölümü, Rick’in -sinema ve televizyonda yer alan her yolculuk gibi- hem iç dünyasında hem de gerçek dünyada yaptığı yolculukta bu gerçeği keşfedişini anlatıyor. Geçtiğimiz bölümde ağır yaralı hâlde bıraktığımız Rick, zorlukla kendini atın sırtına atarken, birleşen devasa zombi sürüsünü kamptan uzaklaştırmaya devam eder. Kan kaybetmeye durumu süren Rick, at sırtındaki yolculuğunda halüsinasyonlar görmeye başlar. Halüsinasyonlar boyunca ailesini arar, ilk sezondan bu yana gördüğümüz çeşitli karakterlerle karşılaşır. Bu noktada dizinin, söylemek istediklerini usul usul söylüyormuş gibi bir tavır takınmasının aksine, kör göze parmak sokan bir hâle büründüğünü söylemek gerek. Rick’in pek çok kez tanık olduğumuz -2. Sezon finalinde Shane’i öldürdüğü ve gruba “Bundan sonra demokrasi olmadığını” ilan ettiği sahneler vs.- karanlık yönünü Shane’de bulması artık can sıkan bir durum. Shane, Rick’in tekrar otoriter ve kontrolü ele alan bir tavra bürünmesi gerektiğini belirtirken (tahmin edebileceğimiz üzere) Hershel, asla her şeyi kontrol edemeyeceğini, böyle bir sorumluluğu da bulunmadığını salık verir.

Bu halüsinasyonları tekrar dönmek üzere bir kenara bıraktığımızda, Maggie’nin Negan’ı öldürmek için başladığı yolculuğu bitirmek üzere Alexandria’ya geldiğini görürüz. Alexandria’ya gelmeden önce bir zombiyi öldürdüğü (öldürmek ne kadar doğru bir tanımlama emin değilim, zaten ölü olan bir varlık öldürülebilir mi sorusu “zombi filmleri/dizileri” üzerine olan literatürde bir sorun olarak varlığını sürdürüyor) sahnenin karikatür gibi görünmesini bir kenara bıraksak bile, Alexandria’ya vardığı andan itibaren gerçekleşen her olay önceden bildiğimiz biçimde vuku buluyor. Kronolojik bir şekilde 5 maddede sıralamak gerekirse;

1-Michonne, Maggie’yi engellemek için karşısına dikiliyor.

2-Maggie, Negan’ı öldürmenin kendisi için ne kadar önemli olduğunu belirten, artık can sıkıcı hâle gelen konuşmasını yapıyor.

3-Michonne, bunun çözüm olmadığını ama yine de ona engel olmayacağını söyleyerek yolundan çekiliyor.

4-Öldürmeye geldiği Negan, “İşte kocanı öldüren adam benim, gel intikamını al” diye özetlenecek konuşmasını yapıyor.

5-Negan’ın zavallı hâlini gören Maggie “Sen buna değmezsin.” minvalinde bir cevap vererek Negan’ı öldürmeden çekip gidiyor.

Bu iç boğucu, artık gülünç hâle gelen klişe sahneden sonra tekrar Rick’in yolculuğuna geri dönüş yapıyoruz. Kendini sevdiği birçok insanın ölüleriyle dolu bir dünyada bulan Rick, bu sefer Sasha’yı karşısında görür. Yaptığı her eylemin boşa gideceği, ailesini kaybettiği gibi kurmaya çalıştığı bu yeni dünyayı da kaybedeceğinden endişe eden Rick, aslında harcadığı hiçbir çabanın boşa gitmediğini anlar Sasha ile olan konuşmasında. Çoğu zaman eylemlerimizin uzun bir zaman diliminde yol açacağı sonuçları anlamamız pek mümkün değildir. Boşa gittiğini sandığımız her eylemin uzun vadede tahmin edemeyeceğimiz sonuçları olabilir. Bize tam tersini düşündürten zamanı algılayış biçimimizdir.  Aynı zamanda çoğu zaman tek olduğunu düşündüğümüz fırsatlardan başka fırsatlarımız olacaktır. Zaman her zaman yeni fırsatlar doğurmaya muktedirdir. Bu gerçeğin bilincine varan Rick, kurmaya çalıştığı medeniyet için çok önemli olduğunu düşündüğü köprüyü patlatabildi. Çünkü köprü hiçbir zaman bu medeniyet için tek fırsat ya da yol olmayacak. Dizinin yeni introsunda olduğu gibi, medeniyet her türlü çatlağın arasından sızıp bir şekilde yeniden inşa edilecek.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi