The Walking Dead sezon finaline doğru ilerlerken, güvenlikçi idare yapısından ortaklık ve diyaloga dayalı bir anlayışa geçen komünlere ve kıyamet sonrası oluşan tarihsel anlatıların çarpışmasına tanıklık ediyoruz. “Fırtına öncesi sessizlik” sona ererken yeni çatışmalar ve yıkımlar başlamak üzere gibi görünüyor. 15. bölüm bu açıdan hem komünlerin hem de bütün karakterlerin yaşantısını değiştirecek önemli birkaç olaya sahne oluyor.

The Walking Dead 9. Sezon 15. Bölüm: Anlatıların Savaşı

***Yazı The Walking Dead 9. sezon 15. bölüm ile ilgili keyif kaçırıcı detaylar (spoiler) içerebilir.***

Ezekiel’ın, panayırın açılış konuşmasını yaparken komünlerin tekrardan birleştiği ve diyalog kurar hâle geldiği bir yarına vurgu yaptığı cümle, The Walking Dead’in bu bölümünün temel temalarını özetler bir nitelik taşıyor. Ezekiel bu umut dolu gelecek tasavurrundan “Geçmiş onca yılın fedakarlığının mümkün kıldığı bir yarın” olarak bahseder. Bu yarının, Rick ve Carl’ın gerçekleşmesi için büyük çaba harcadığı bir gelecek olduğunu belirtir ve nehir üstündeki köprü yıkılsa da bu sefer kolay yıkılmayacak yeni bir köprü inşa ettiklerini söyler. Bu noktada bizim de uzun bir bölümüne tanık olduğumuz kıyamet sonrası yeni bir tarihin oluştuğunu görürüz. Tarih, bir nebze yerleşik hayata geçip kayıt altına alabilme gücünün gelişmesiyle ilgili bir disiplin. Dolayısıyla hatırı sayılı bir süredir yerleşik yaşama geçiş yapmış olan komünlerin, yeni bir tarih anlatısına sahip olması şaşırtıcı değil. The Walking Dead’in kıyamet sonrası dünyasının kendi kahramanları, kendi efsaneleri, kendi mitleri oluşmuş durumda. Daha önceki bölümlerde de pek çok kişinin Rick veya Carl’ı tanımamış olmasına rağmen onlar hakkındaki anlatılarla birlikte fikir sahibi olduğunu görmüştük. Tarih disiplininin kendisi de aslında bir şekilde bu anlatıların arasındaki çatışmadan ve tercihlerden oluştuğunu göz önünde bulundurursak Rick ve Carl’ın kahramanlıkları ve hayalleri Ezekiel’ın hayalindeki -bir çeşit konfedere bir yapıyı andıran- komünler arası birleşme için en uygun anlatıyı oluşturuyor. Ezekiel bu tercihi bilinçli ve üzerinde düşünerek yapmış değil, o da bu anlatıya inanıyor. Fakat karşı tarafta çok daha karanlık, despot ve tehlikeli bir anlatı da mevcut, Fısıldayanların ve Alfa’nın anlatısı…

Daha önceki bütün bölümlerin işaret ettiği biçimde panayır, komünlerin beklediği coşku ve mutlulukla sonlanmıyor. Karakterlerin bir süreliğine de olsa rahatladığını ve keyifle vakit geçirdiğini gördüğümüz panayır, kamuflaj konusunda geliştirdiği becerilerin de yardımıyla başarılı bir şekilde Krallık içerisine sızan Alfa’nın eyleme geçmesiyle bir kabusa dönüşüyor.

Bu süreçte Lydia’nın “iltica”sını kabul edeceğini söyleyen Michonne, geçtiğimiz bölümde Judith ile yaşadığı yüzleşmenin ardından güvenlikçi anlayışını bir kenara bırakmış ve Ezekiel’ın gelecek tasavvurunu paylaşan bir hâle gelmiş görünüyor. Fısıldayanlar tehlikesini konuşmak için bir araya gelen komünler, uzun süre sonra diyalog ortamını yaratmaya ve birlikte hareket etmeye karar verirken, hemen öncelikli olarak tehlikede gördükleri Hilltop’ı savunmak için harekete geçiyorlar. Beraber imzaladıkları pakt ise güvenlikçi idareden, ortaklık ve diyaloga dayalı yeni bir idarenin egemen olmaya başlayacağını gösteriyor bize.

Fakat Fısıldayanlar tehdidinin gerçek boyutuyla yüzleşmek tüm komünler için acı verici oluyor. Kızının kendisi ile gelmeyi reddetmesiyle sinirlenen Alfa, komünlere bir çeşit mekan paylaşımını dikte etmeye çalışıyor. Alfa’nın kendisinin inşa ettiği yönetim anlayışında, en ufak “zayıflık” göstergesine yer olmadığını düşündüğümüzde bu hareketin ayrıca bir önemi olduğunu belirtmek gerekiyor. Kendi inşa ettiği sistemin kıskaçlarını kimi zaman -ağlarken kendisini gören bir topluluk üyesini öldürmek gibi- kendisi de derinden hisseden Alfa, Lydia için eyleme geçip eli boş dönmediğini kendi topluluğuna kanıtlamak zorunda. Daryl’a Fısıldayanların kontrol ettiği devasa zombi sürüsünü göstererek tehdit ettiği sahnede, bu kıskaçların ağırlığı da derin bir biçimde hissediliyor.

Bu despot yönetimin getirdiği bir diğer anlayış da düşmanına bedel ödetmekten geçiyor. Negan ve Kurtarıcılarda bir nebze “medenileştirilmiş” yüzünü gördüğümüz bir anlayış bu. Fısıldayanlar, aralarında Tara, Enid, Tammy ve Henry’nin de olduğu on kişiyi öldürüp, kafalarını mızrakların ucunda kendi belirledikleri sınıra bırakmaları uzun süredir izleyiciye işaretleri verilen çatışmanın başlangıcı olacak gibi görünüyor.

Kaçırılan kişiler arasından sağ bırakılan tek kişi olan Siddiq’ın da, Ezekiel ile paralel biçimde üzerinde durduğu gibi tarih, çeşitli anlatıların savaşından hangisinin kazandığı ile belirlenen, asla statik biçimde durmayan, daha amorf bir disiplin. Siddiq, Fısıldayanların sunmak istediği despot ve korkunç anlatıya karşı; ortaklığa, birlikteliğe dayalı kendi anlatısını sunarak -aynı zamanda Ezekiel’in ısrarla üzerinde durduğu anlatı- farklı bir ihtimalin hâlâ var olduğuna dikkat çekiyor. Özellikle Fısıldayanların kontrol ettiği zombi gücüyle yaratacağı tehlikenin gücünü de göz önünde bulundurursak, sezon finaline doğru giderken Rick ve Carl’ın çabaladığı ve hayalini kurduğu ortaklığa dayalı anlatının hâkim olacağını söylemek sanırım yanlış olmaz.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi