Paranoyaya varan güvenlikçi anlayış, gittikçe artan otorite kullanımı ve bunlara karşı özgürlükçü ve daha katılımcı bir yönetim savunusu… The Walking Dead sezon arasından bu yana, “iyi toplum olma” ve “toplumun nasıl yönetileceğine” dair tartışmasını bu zemine çekmiş ve bu çatışmalar üzerinden yürütmeye başlamıştı. Yeni bölümde, dizi aynı çatışmalar üzerinden seyrini sürdürürken bizi yavaş yavaş gerçekleşecek panayıra hazırlamayı sürdürüyor.

The Walking Dead 9. Sezon 13. Bölüm: Panayırın Üzerindeki Gölge

***Yazı The Walking Dead 9. sezon 13. bölüm ile ilgili keyif kaçırıcı detaylar (spoiler) içerebilir.***

Panayır, gerçekten de Ezekiel’in söylediği gibi “daha iyi bir geleceğin simgesi” olabilecek mi? Rick’in büyük bir titizlikle inşa etmeye çalıştığı köprünün yıkılışının üzerinden yıllar geçtikten sonra daha da içine kapanan ve güvenlikçi bariyerler ardında yaşamayı seçen komünlerin tekrardan barış ve özgürlük içinde yaşayabilmesi için, panayır gerçekten önemli bir fırsat gibi görünüyor. Ezekiel, Carol ve diğer Krallık üyelerinin Otobancılar isimli yeni komünle tanışma anında, panayır fikrinin dahi barışçıl bir çözüm için nasıl anahtar bir rol oynayabileceğini görüyoruz. Carol’ın, Otobancıların bıraktığı tehdit notunda fark ettiği ufak bir ayrıntı -notun tamamen imla hatasız olması- hem karakterleri hem bizi unutmuş olduğumuz bir gerçeklikle yüzleştiriyor. Her ne olursa olsun, insan içinde bulunduğu şartlardan, koşullardan bağımsız değildir. Çoğu zaman -doğal ya da beşerî olsun- bu kondisyonu baz almadan değerlendirme yaparak hatalı kanılara varmamız olasıdır. The Walking Dead dünyasında aslında hemen her karakterin, felaket öncesinde gündelik yaşamlarını sürdüren, sıradan insanlar olduğu gerçeği, yıllar süren bu yaşam mücadelesi sonrasında unutulmuş gibi görünüyor. Carol’un bütün bu vahşet altında keşfettiği detay, Otobancıların da -muhtemelen- bir dönem gündelik yaşamın sıradan dertleri içerisinde yaşamını sürdüren insanlar olduğu gerçeğinden başkası değil. Nitekim Ezekiel, Carol’ı dinleyip çatışma yerine, diyalog ve anlaşma yoluna gidince, Otobancıların tekrardan film izleme deneyimine ne kadar aç olduğunu, bu teklif karşısında neredeyse çocuksu bir tavırla dirençlerini kaybettiklerini görüyoruz. Ezekiel’ın, Otobancıların notunu okuduktan sonra yaşadığı hayal kırıklığı, şiddet sarmalının hiç bitmeyeceğine dair karamsar düşüncesi aslında kendilerinin alacakları aksiyonla doğrudan ilişkili bir çözüme sahip. Ezekiel, panayır başlamadan önce bir kez daha bunu görüyor ve diyalog yolunu denediği Otobancıları belki de bir müttefik olarak kazanmış oluyor.

Fakat tablo bu kadar da toz pembe değil. Daryl ve Connie’nin, Fısıldayanların elinden Henry ve Lydia’yı kaçırması tahmin edilebileceği gibi büyük bir yankı uyandırıyor. Alfa’nın sağ kolu gibi görünen ve yüzünü henüz göremediğimiz Beta’ya, ellerinden kaçan ekibi takip etme görevi vermesi ile Beta harekete geçiyor. Beta -dizinin ısrarlı biçimde yüzünü göstermemesi, onun önceki sezonlardan tanıdığımız biri olması fikrini güçlendiriyor- henüz oldukça gizemli bir karakter gibi görünse de, Alfa’nın karizmasından oldukça etkilenmiş ve onun hayat felsefesini benimsemiş görünüyor. Daryl ile çatışmasında “Sizin dünyanız çoktan öldü” demesi, bir önceki bölümde Alfa’nın, Henry’e “medeniyetin çoktan öldüğüne” dair attığı nutuklara benziyor.

Daha da önemlisi, şimdilik Fısıldayanlar ve Beta’ya dair tehdidi atlatmışa benzeyen Daryl ve ekibi, bu tehlikeden çok uzun bir süre azade kalacak gibi değil. Yaklaşan panayırın üzerine düşebilecek en büyük gölge Alfa ve Fısıldayanlar tarafından gelecek gibi görünüyor. Fakat Alfa ve Fısıldayanların bu gölgesi komünleri tekrardan birleştiren ve sonunda güvenlikçi kaygıları bir kenara koyacakları bir olaylar dizisine de yol açabilir mi? Sezon sonuna yaklaşırken yavaş yavaş bu soruların cevapları öğreneceğiz gibi görünüyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi