The Walking Dead, yeni bölümüyle Fısıldayanlar üzerindeki sır perdesini yavaş yavaş aralamaya devam ediyor. İlk defa bu bölümde Fısıldayanlar hakkında; aralarındaki güç ilişkileri, komünün iç işleyişi gibi bilgileri daha derinlemesine öğrenme şansı buluyoruz. Tam da tahmin edilebileceği gibi, tek liderin -Alfa- sözünün geçerli olduğu, oldukça otoriter bir yapı söz konusu. Ormanın içinde oluşturdukları, kamp alanını andıran bölgede yaşayan komün, tamamen Alfa’nın idaresine endekslenmiş durumda. Aynı zamanda Alfa’nın, bir çeşit unvan olarak kullanıldığını ve unvanı alanın gerçek ismini bir kenara bıraktığını görüyoruz. Alfa’nın, Lydia ona “Anne” dediğinde attığı tokat ve “Bana herkes gibi ‘Alfa’ demek zorundasın” uyarısının anlamı, unvanın ve konumun bireyi öncelediği bu otoriter yapı içerisinde gizli. Alfa’nın sadece “Alfa” olarak var olabileceği, “Alfa” olmayı kaybettiğinde muhtemelen ölümle yüzleşmek zorunda kalacağı, alabildiğine ilkel ve otoriter bu yapıda Alfa’ya getirilecek eleştiri veya değişiklik talebi ancak -Simon ve Negan’ın dövüşünü hatırlatırcasına- ona meydan okuma riskini alarak gerçekleşebiliyor. Unvan, bireyin önüne geçmekle birlikte her türlü bireysel ilişkiyi de önceleyen bir kutsallığa sahip. Unvanın kendisinin fetiş nesnesi hâline geldiği bu idare yapısının “zayıflığa” tahammülü yok. 

Aslında Fısıldayanları oluşturan bütün güvenlikçi paranoyak hâl ve otoriter idari yapı, kıyamet sonrası zamana uygun bir çeşit Sosyal Darwinizmi andıran “güçlülük-zayıflık” kontrastı üzerine kuruluyor. Zayıf olanın değil komün içinde var olmak, yaşamaya dahi hakkının olmadığı, kıyamet sonrası dünyanın geldiği durumda sadece bu zorlu şartlara uyum sağlayabilecek biçimde evrimleşen “güçlü” insanların yaşamaya ve komün içinde var olmaya hak kazanabileceği temeline dayanan bu görüş, komünün bütün stratejisini şekillendiriyor. Alfa’nın “Medeniyet öldü.” derken altını kalınca çizdiği bu Sosyal Darwinist anlayış medeniyetin öldüğü, yaşamın kalmadığı ve ölülerin hegemonyasında olan bir dünyada var olmanın tek yolunun ölü gibi olmaktan, ölüler gibi yaşamaktan ve ölülerin arasında var olmaktan geçtiğine inanıyor. Yeni bir yaşam ve medeniyet inşa etmekse tam tersine “zayıflığın” belirtileri. Alfa’nın ısrarlı bir biçimde üzerinde durduğu ölümün yaşamı ve her türlü yaşam alanını yıkacağına dair düşünceleri tam da bu güçlü-zayıf kontrastına dayanan Sosyal Darwinist anlayışın ürünleri.

The Walking Dead 9. Sezon 12. Bölüm: “Artık Her Şey Güvenlikle İlgili”

Öte yandan bir önceki bölümde Krallık’ın bir şekilde esnetmeye çalıştığı güvenlikçi politikaların Alexandria’da da tartışmaya açıldığını görüyoruz. Özellikle Gabriel’in savunduğu daha özgürlükçü anlayışa Michonne ve Aaron güvenlikçi bir perspektiften karşı çıkıyor. Özellikle Krallık’ın düzenlemek istediği festivale katılıp katılmamak pratiği üzerinden tartışmayı izlerken, Michonne’un belki de içgüdüsel olarak Alexandria yönetiminde baskın hâle geldiğini görüyoruz. Bir anayasaya bağlı olarak bir konsey tarafından yönetilen Alexandria’da güvenlikten sorumlu olan Michonne’un, sert güvenlik anlayışının Konsey’in kararlarını etkilediğini, baskın duruma geldiğini görüyoruz. Gabriel’in bu güvenlikçi politik konuma itiraz ederken “Artık her şey güvenlikle ilgili” demesi, Michonne’un en basit meseleyi dahi güvenlik problemine çevirebilecek, biraz paranoyak ruh hâline işaret ediyor. Negan’ın Michonne’un içinde bulunduğu bu ruh hâlini anladığını açıkça belli etmesi ve ona yardım etmeyi teklif etmesi, bunun üzerine Judith’in kendini dinleyecek insan bulmak için Negan’a gidiyor olduğunu öğrenmesi Michonne’un içinde bulunduğu ruh hâlini bir parça yüzüne çarpıyor. Daha sonra Michonne’un bu güvenlikçi anlayışını, Aarona’a festivale katılınmasına itiraz etmeyeceğini söylerken biraz yumuşatma kararı aldığını görüyoruz. “İnsanlar riskleri ölçüp tartabilme hakkına sahip” olduğunu ve güvenlikten sorumlu olmanın onların elinden bu hakkı almak olmadığına vurgu yapan Michonne böylelikle bir adım geri atmış oluyor.

Yaklaşan Festival’le birlikte dışarıda büyüyen tehlike, Daryl ve Connie’nin Fısıldayanlar’ın elinden Lydia ve Henry’i kaçırmasıyla daha da büyük bir tehdit hâlini alacak gibi görünüyor. Zaten komünlere karşı bir çeşit saldırı düşündüğünü tahmin edebildiğimiz Alfa’nın kızının kaçırılması ile birlikte, husumet için daha haklı nedenler bulduğunu düşünmesi şaşırtıcı olmaz. Alexandria, Hilltop ve Krallık’ın yükselen bu tehlike karşısında nasıl tutumlar alacağı, festivalin ölümcül sonuçlar doğurup doğurmayacağı ve en sonunda güvenlikçi ve özgürlükçü anlayışın çatışmasından kimin galip çıkacağını görmek oldukça ilgi çekici olacak.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi