Wes Anderson‘ın sinema dünyasına kazandırdığı; Anjelica Huston, Luke Wilson, Ben Stiller, Gwyneth Paltrow, Gene Hackman, Bill Murray, Danny Glover, Owen Wilson gibi önemli isimlerin oyuncu kadrosunda yer aldığı The Royal Tenenbaums, şahsına münhasır karakter özelliklerine sahip olan üç çocuklu Tenenbaum Ailesi’ni konu alıyor. Geçmişte farklı alanlardaki yetenekleriyle başarılı olan bu üç çocuk, büyüme çağındayken babalarının evi terk etmesi sonucunda büyük hayal kırıklıkları yaşar ve elde ettikleri başarıların hepsi geçmişte kalır. Aile üyelerinden birinin ciddi bir hastalığa yakalandığını açıklaması üzerine bütün aile yeniden bir araya gelmeye başlar.

Filmin senaryosunu Owen Wilson ile beraber kaleme alan Wes Anderson, aile kurumuna kendi özgün üslubuyla yeni bir bakış açısı getirir ve kalıpların dışına çıkan bir anlatımı izleyicinin beğenisine sunar. Film, iç acıtan anlarda güldüren, en eğlenceli anlardan sonra yürek burkan sahnelere imza attığı hikâye yapısıyla da adından söz ettirir. Özgün üslubuyla yakın dönem Amerikan sinemasının en başarılı yönetmenleri arasında yer alan, The Royal Tenenbaums ile Oscar adaylığı da kazanan Wes Anderson, ciddi konuları çok alışılmamış mizahi ve masalsı bir biçemle ele almasıyla, eşsiz dekor tasarımı ve karakter yaratmadaki başarısıyla akıllarda yer edindi ve edinmeye devam ediyor.

Yönetmeninden, hikâyenin ortaya çıkış aşamasına; çekim sürecinden kamera arkasında yaşanan birçok olaya kadar The Royal Tenenbaums hakkında bilinmesi gereken 15 detayı derledik.

The Royal Tenenbaums Hakkında Mutlaka Bilinmesi Gereken 15 Detay

Hikâyenin Ortaya Çıkış Aşaması

Filmdeki hikâyenin temeli, Wes Anderson’ın annesinin ve babasının boşanmasından esinlenerek ortaya çıkmış. Hatta Anjelica Huston’ın canlandırdığı Etheline Tenenbaum karakteri, Wes Anderson’ın annesi Ann Burroughs’tan ilham alınarak yaratılmış. Bu karakter, tıpkı Wes Anderson’ın annesi gibi, boşandıktan sonra arkeolog olmuş. Hatta filmde Etheline Tenenbaum’ın kullandığı gözlükler, Wes Anderson’ın annesinden ödün alınmış.

Tenenbaum İsminin Kullanılma Sebebi

Filmdeki sağlık personellerinden birini canlandıran Brian Tenenbaum; Wes Anderson, Owen Wilson ve Luke Wilson’ın Texas Üniversitesi’nden yakın arkadaşı. Tenenbaum isminin filmde kullanılma sebebi ise Wes Anderson’ın, arkadaşının soyadını çok sevmiş olması. Hâliyle bu durum sinema tarihinin ikonik ailelerinden birinin yaratılmasına vesile oldu. Ayrıca gerçek hayatta Brian Tenenbaum’un kız kardeşinin adı da Margot Tenenbaum’muş.

 Tenenbaum ve J.D. Salinger’ın Yarattığı Glass Ailesi Arasındaki Benzerlikler

Tenenbaum Ailesi, usta yazar J.D. Salinger’ın eserlerinde karşımıza çıkan Glass Ailesi ile büyük benzerliklere sahip. Her iki ailede de dahi çocuklar yer alıyor. The Royal Tenenbaums’ta Richie’nin intihar girişimi, Seymour Glass’ın Raise High the Roof Beam, Carpenters and Seymour: An Introduction eserinde yaptıklarıyla büyük benzerlikler taşıyor. Yarı Yahudi, yarı İrlandalı olan Glass Ailesi, Tenenbaum Ailesi’nin evinin yer aldığı Upper Manhattan’da yaşar. Wes Anderson, film için verdiği röportajlarda Salinger’dan etkilendiğini belirtmiştir.

Anjelica Huston ve Gene Hackman, İlk Başta Filmde Rol Almak İstememiş

Royal ve Etheline Tenenbaum olarak filmde yer alan Anjelica Huston ve Gene Hackman, ilk başta filmde rol almak istememiş çünkü ikisi de karakterlerin yeterince derin bir şekilde yazılmadığını düşünüyormuş. Ancak daha sonra senaryonun yeniden düzenlenmesi ve o karakterler için yeni sahnelerin eklenmesi sonucunda bu iki oyuncu filmde rol almayı kabul etmiş.

Gene Hackman, Sette Wes Anderson ile Fikir Ayrılıkları Yaşamış

Wes Anderson’ın, Royal Tenenbaum karakteri için aklında tek bir isim varmış: Gene Hackman! Wes Anderson, Royal Tenenbaum rolü için hep Gene Hackman’i düşünmesine rağmen sette oyuncuyla anlaşmazlık yaşadığı çok nokta olmuş.

Yönetmenle fikir ayrılıkları yaşayan Gene Hackman, setteki ortamın eğlenceli olması gerektiğine dair bir şart koşmuş ve Wes Anderson’ın bu konudaki sözünü tutmadığını hissetmiş. Bu yüzden Gene Hackman, birçok çekim gününde sinirli ve kızgın bir hâlde sette dolaşıyormuş. Anjelica Huston ve Bill Murray de dâhil olmak üzere bazı oyuncular, Hackman’a göz kulak olmak ve Wes Anderson’ı oyuncunun öfkesinden korumak için girişimlerde bulunmuş. Hatta Anjelica Huston ile beraber Hackman’ın davranışlarına tahammülü olmayan Bill Murray, büyük bir tartışma çıkmaması adına izin gününde bile sete gelmiş.

Danny Glover’ın Filmdeki Görünüşü İçin Kofi Annan Örnek Alınmış

Danny Glover’ın canlandırdığı Henry Sherman karakterinin filmdeki görünüşü için Birleşmiş Milletler’in eski genel sekreteri Kofi Annan örnek alınmış. Wes Anderson’a ait olan bu fikir, yönetmenin, Danny Glover’ın şahsi olarak tanıdığı Kofi Annan ile bir Birleşmiş Milletler etkinliğinde tanışmasından sonra ortaya çıkmış.

Wes Anderson ve Andrew Wilson, Filmdeki Tenis Maçı Sahnesinde Yorumcu Olarak Yer Almış

Wes Anderson’ın filmde sesiyle yer aldığını biliyor muydunuz? Luke ve Owen Wilson’ın kardeşi Andrew Wilson ile Wes Anderson, Richie Tenenbaum’un tenis maçı sahnesinde yorumcu olarak yer almış. Filmin ilk çıktığı zamanlarda birçok izleyici bu iki yorumcuyu Jason Schwartzman ve Owen Wilson zannetmiş. Ancak daha sonra maçı anlatan bu iki kişinin Wes Anderson ve Andrew Wilson olduğu anlaşılmış.

Danny Glover, Luke Wilson ve Owen Wilson, The Royal Tenenbaums’ta Oynayabilmek İçin Ocean’s Eleven’daki Rollerini Geri Çevirmiş

Danny Glover, Luke Wilson ve Owen Wilson, The Royal Tenenbaums’ta oynayabilmek için Steven Soderbergh’ün yönettiği 2001 yapımı Ocean’s Elevan’daki rollerini geri çevirmiş. Bu üç oyuncu, tercihlerini The Royal Tenenbaums’tan yana kullandı.

Filmdeki Çekim Hileleri

The Royal Tenenbaums, Wes Anderson’ın Texas dışında çektiği ilk film. New York’ta çekilen bu film için Wes Anderson, genel şehir planlarında New York’u betimleyen gökdelenleri ve yüksek binaları filmde göstermek istememiş ve bunun için bazı çekim hilelerine başvurmuş.

Royal ve Pagoda’nın parkta koştukları sahneyi buna örnek gösterebiliriz. Wes Anderson, Pagoda’yı canlandıran Kumar Pallana’nın doğrudan Özgürlük Anıtı’nın önünde durmasını istemiş, böylece Özgürlük Anıtı sahnede tamamıyla gözükmemiş.

Filmdeki Mordecai İsimli Şahin, Çekimler Sırasında Çalınmış

Filmdeki Mordecai isimli şahin, çekimler sırasında fidye karşılığında çalındı. Ancak bu durum yapım ekibini etkilemedi ve prodüksiyonun gecikmemesi adına kalan sahneler için başka bir şahin kullanıldı. Bu çalınma olayından sonraki sahnelerde gözüken kuşun daha beyaz tüylere sahip olması, hatta Richie’nin, “Gördün mü? Bunun boynundaki beyaz tüyler daha çok” sözlerini söylemesinin sebebi bu.

Richie Tenenbaum’un Camdan Kafesi Yumrukladığı Sahne Doğaçlama Olarak Çekilmiş

Richie Tenenbaum’un, Mordecai’nin camdan yapılmış kafesini yumrukladığı sahne doğaçlama olarak çekilmiş. Çekim sırasında bu sahnenin aniden yarıda kesilmesinin nedeni ise Wes Anderson’ın, Luke Wilson’ın kendini ciddi şekilde yaraladığını zannetmesiymiş.

Charlie Rose

Filmde Larry Pine tarafından canlandırılan Peter Bradley karakteri, 2017 yılında sekiz kadın tarafından cinsel tacizle suçlanan ve CBS kanalındaki programından kovulan ABD’li ünlü sunucu Charlie Rose’dan esinlenerek yaratıldı.

Peter Bradley karakterinin filmde Margot’un göğsünü okşayarak cinsel tacizde bulunduğu bu sahne, Charlie Rose skandalının patlak vermesinin ardından ayrı bir anlam kazandı. Charlie Rose olayının ortaya çıktığı ilk dönemde, The Royal Tenanbaums’un bu olaya yıllar önce ışık tuttuğu konuşuldu.

Margot Tenenbaum’un Parmağını Kaybettiği Sahne, Aslında Rushmore Filmindeki Margaret Yang Karakteri İçin Yazılmış

Gwyneth Paltrow’un hayat verdiği Margot Tenenbaum’un parmağını kaybettiği sahne, aslında Wes Anderson’ın bir önceki filmi Rushmore’daki Margaret Yang karakteri için yazılmış ancak daha sonra bu sahnenin bu filmde yer almasına karar verilmiş.

Margot’un Filmde İçtiği Sigara

Margot’nun filmde içtiği sigara markası Sweet Afton, 1970’li yıllardan sonra İrlanda’dan Amerika’ya ithal edilmeyen ve satılmayan bir markaymış. Wes Anderson filmdeki temanın 70’li yıllara gönderme yapmasını istediği için bu sigaraları filmde kasıtlı olarak gösterilmesini istemiş, ayrıca Margot’un gizli sigara içme alışkanlığını izleyiciye göstermek için de bu sigaralar filmde kullanılmış. British American Tobacco tarafından 2011 yılında bu sigaranın üretiminin tamamen durdurulduğunu belirtmeden geçmeyelim.

Bill Murray’nin Hoşça Kal Dediği Sahne

Bill Murray’nin canlandırdığı Raleigh’in, filmin sonlarına doğru hastanede Margot’a “au revoir”, yani hoşça kal, dediği sahne, Fransa Cumhurbaşkanı Valéry Giscard d’Estaing’in 1981 yılında kaybettiği seçimlerden sonraki davranışlarından referans alınarak çekilmiş.

Kaynak: IMDB

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information