Snowpiercer’dan Next Floor’a, Cube’den La grande bouffe’ye The Platform’u sevenlerin mutlaka izlemesi gereken 10 film!

Dünya prömiyerini yaptığı 44. Toronto Film Festivali’nde beğeniyle karşılanan El hoyo – The Platform, geçtiğimiz günlerde Netflix’te yayınlandı. Toronto Film Festivali’nin Gece Yarısı Çılgınlığı bölümünde Halkın Seçimi ödülüne layık görülen film, Netflix kullanıcıları tarafından da ilgiyle karşılandı. Kapitalizmin acımasızlığı ve gelir dağılımındaki adaletsizlik gibi konularda yaptığı vurgularla izleyicileri etkilemeyi başaran film, Türkiye’nin de aralarında bulunduğu pek çok ülkede son bir haftadır en çok izlenen filmler listesinde yer alıyor.

David Desola ve Pedro Rivero’nun yazdığı, Galder Gaztelu-Urrutia’nın yönettiği The Platform, her katta iki kişinin kaldığı, bir tür dikey hapishanede geçiyor. Bu yapının ortasına yerleştirilen platform, her gün yiyeceklerle dolu bir şekilde aşağı doğru iniyor ve her katta sadece iki dakika duruyor. Katları her ay değiştirilen mahkumlardan üst katlara düşecek kadar şansı olanları hunharca karınlarını doyururken, alt kattakiler onların artıklarıyla yetiniyor. En alt kattakileri ise ölümcül bir açlık bekliyor.

Ele aldığı konu ve sinemaseverleri düşünmeye sevk eden anlatısıyla uzun süre konuşulacak filmler arasına adına yazdıran The Platform’u sevenlerin mutlaka izlemesi gereken 10 filmi bir araya getirdik.

The Platform’u Sevenlerin Mutlaka İzlemesi Gereken 10 Film

Snowpiercer

Parasite ile sinema dünyasına damga vuran Bong Joon-ho‘nun Hollywood’da çektiği ilk film olan Kara Küreyici – Snowpiercer, ters giden bir deney sonucu tüm dünyanın buz altında kaldığı kıyamet sonrası bir dünyada geçiyor. Fransız çizgiroman serisi Le Transperceneige’dan uyarlanan film, asla durmayan bir trende, farklı sınıflara ayrılmış bir şekilde yaşayan, hayatta kalmış son insanların hikâyesini anlatıyor. Arka vagonlarda alt sınıftakiler sefalet içinde yaşarken, öndeki vagonlarda zenginler gününü gün ediyor. Bu çarpık düzeni yıkıp kaynakların eşit bir şekilde dağıtılmasını isteyen Curtis, arka vagonlardan tüm trene sıçrayacak bir isyanın fitilini ateşliyor. Ayaklanmacılar trende ilerlerken, her vagonda onları farklı bir sürpriz bekliyor. 2013 yılında vizyona girdiğinde beğeniyle karşılanan Snowpiercer, hem konusu hem de sınıf ayrımıyla ilgili yaptığı çıkarımlarıyla The Platform’la büyük benzerlikler taşıyor. İki filmin ayrıldığı en önemli nokta ise Snowpiercer’da sınıflar keskin çizgilerle ayrılırken, The Platform’da mahkumların düzendeki yerlerinin her ay değişiyor olması.

Next Floor

Sicario, Arrival, Blade Runner 2049 gibi filmlerle Hollywood’da faaliyet gösteren en dikkat çekici yönetmenler arasına adını yazdıran Denis Villeneuve‘ün imzasını taşıyan Next Floor, on bir kişinin bir ziyafet sofrasında hunharca yemek yediği ve bunu adeta çarpık bir ritüele dönüştürdüğü 11 dakikalık bir kısa film. Masanın etrafındaki hizmetçiler sonu gelmeyecekmiş gibi görünen yemekleri servis ettikçe, masadakiler de ellerine geçirdikleri her şeyi müthiş bir açgözlülük ile mideye indirmeye devam ediyor. Bir cehennem tablosunu andıran bu kısa film, tüketim çılgınlığının ve açgözlülüğün çirkin yüzünü gözler önüne seriyor. The Platform’un yönetmeni Galder Gaztelu-Urrutia, filmi çekerken ilham aldığı yapımlar arasında Next Floor’u da sayıyor.

Cube

Galder Gaztelu-Urrutia’nın ilham kaynakları arasında gösterdiği bir diğer film de 1997 yapımı Küp – Cube. Vincenzo Natali’nin oldukça ilginç bir fikri oldukça düşük bir bütçeyle beyazperdeye taşıdığı Cube, yıllar içinde kült statüsüne erişen filmlerden. Birbirinden oldukça farklı karakterlere sahip altı kişinin, küp şeklinde devasa bir labirentin içinde uyanmalarıyla başlayan film, bu altı kişinin tuzaklarla dolu küpün içinde ilerleyip bir çıkış bulabilmek için farklı kapılar arasında seçim yapmasını ve karşılaştıkları zorluklar karşısında hayatta kalmaya çalışmalarını anlatıyor. Bu tuzakları aşmalarını sağlayacak kendilerine özgü yeteneklere sahip olsalar da, her birinin karanlık yanının da olması, bu ölümcül labirentte karşılarına çıkan en büyük engel oluyor. Sadece The Platform’a değil, Testere – Saw gibi filmlere de ilham kaynağı olan Cube, The Platform’da toplumsal çıkarımlarından ziyade konsepti ilgi çekici bulanlar için kaçırılmaması gereken bir yapım.

Parasite

Snowpiercer’da sınıf meselesine değinen Bong Joon-ho, En İyi Film Oscarı’nı kazanarak İngilizce olmayan filmler için bir ilke imza atan Parasite‘ta ise bunu bir adım öteye taşıdı ve son yılların en iyi filmlerinden birine imza attı. Seul’un arka mahallerinden birinde, böceklerin istila ettiği bir evde yaşayan Ki-Woo’nun oldukça varlıklı olan Park ailesinin yanında işe girmesiyle başlayan film, Ki-Woo’nun tüm ailesinin türlü dalavereyle Park ailesinin evine çalışan olarak sızmasını anlatıyor. Farklı sınıflardan bu iki ailenin iç içe geçen hikâyesini anlatan film, sınıf ayrımı konusunda önemli çıkarımlar yapmasıyla The Platform ile benzerlik taşıyor. Ancak The Platform bunu çok kör göze parmak bir üslupla yaparken, Parasite çok daha incelikli, çok daha ustaca bir anlatıyla bu konulara parmak basıyor.

High-Rise

J.G. Ballard’ın aynı adlı romanından uyarlanan Gökdelen – High-Rise, 1970’lerin Londra’sında dünyadan soyutlanmış bir gökdelende lüks bir yaşam süren genç bir doktorun hikâyesini anlatıyor. Dış dünyada elektrik kesintileri yaşamı sekteye uğratırken, gökdelende yaşayan karizmatik bir belgeselci, dış dünyadaki bu kaosun gökdelene de taşınmasına neden oluyor. Gökdelen sakinlerinin şaşaalı hayatları yerini karmaşaya, paniğe ve cinayete bırakıyor. Sınıflar arasındaki bariyerler yıkıldıkça insan doğasının gerçek yüzü de kendisini göstermeye başlıyor. İngiltere sinemasının dikkat çekici isimlerinden Ben Wheatley‘nin yönettiği filmin başrollerinde Tom Hiddleston, Jeremy Irons, Sienna Miller, Luke Evans, Elisabeth Moss ve James Purefoy yer alıyor.

La grande bouffe

Marco Ferreri’nin en önemli filmleri arasında yer alan Büyük Tıkınma – La grande bouffe, ölene kadar yemek yiyecekleri büyük ziyafet için bir villada bir araya gelen dört burjuva karakterin hikâyesini anlatıyor. Tüketim çılgınlığını ve burjuvazinin çürümüşlüğünü gözler önüne seren film, grotesk yapısıyla sinemaseverlere uzun süre unutamayacakları bir deneyim yaşatıyor. Cannes Film Festivali’nde FIPRESCI ödülüne layık görülen La grande bouffe, çıktığı ilk dönemde tepki toplarken, sonraki yıllarda değeri daha iyi anlaşıldı ve kült filmler arasında yerini aldı.

Battle Royale

Başta The Hunger Games olmak üzere kendisinden sonra gelen pek çok filme ilham kaynağı olan Battle Royale, kendilerini distopik bir kabusun içinde bulan karakterlerin hayatta kalma mücadelesine odaklanmasıyla The Platform ile benzerlik taşıyor. Koushun Takami‘nin romanından uyarlanan Battle Royale, devlet tarafından düzenlenen ölümcül bir oyunda birbirleriyle savaşmaya zorlanan bir grup lise öğrencisine odaklanıyor. Issız bir adada üç güne yayılan bu ölümcül oyunda, tüm öğrenciler sadece birisi hayatta kalana kadar savaşmak zorundadır. Yoksa hepsi ölecektir. Bazıları bu oyunu kabul edip en vahşi duygularını benimserken, bazıları ise bu adadan hep birlikte kurtulmak için mücadele verecektir. Kinji Fukasaku‘nun unutulmaz filmi, değiştiremedikleri bir düzenin acımasızlığıyla yüz yüze kalan insanların hikâyesini, sinemaseverler için unutulmaz bir deneyime dönüştürüyor.

Punishment Park

Kariyeri boyunca sistem ve medya eleştirisi yapan Peter Watkins‘in Punishment Park’ı, belgesel formatında çekilmiş bir yarı kurmaca. Film, olayları kurmaca bir haber ekibinin kamerasından izleyiciye aktarır. 1970’lerin başında Amerika, Kamboçya’yı işgal etmek üzeredir. Ancak dışta olduğu gibi içte de büyük bir tehlike büyümektedir: Hippiler, vicdani retçiler, anarşistler, feministler… Richard Nixon’ın iç güvenlik için tehdit olarak görülen kişilerin gözaltına alınmasına izin vermesinden yola çıkılarak çekilen bu film, Amerikan hükûmetinin tehdit olarak gördüğü karşı kültürün parçası olan kişilerin askerler tarafından toplanıp çölde bir ölüm kalım mücadelesine zorlanmasını anlatıyor. Hapse girmek yerine Punishment Park olarak bilinen bu insanlık dışı parkuru seçen tutuklular, bir yandan askerlerden kaçarken, bir yandan da üç gün içinde California’nın kavurucu çölünü geçip parkurun sonundaki bayrağa ulaşmak zorundadır. Çünkü bayrağı alanların özgürlüklerine kavuşacakları vadedilmiştir. Ancak tutuklular zorlukları aşıp sona yaklaştıkça askerlerin tavrı çok daha sert bir hâl alacaktır.

Das Experiment

1971 yılında Stanford Hapishanesi’nde gerçekleştirilen deney sırasında yaşanan gerçek olaylardan esinlenen Deney – Das Experiment, hapishane şartlarının bir laboratuvar içinde yeniden yaratıldığı bir deneye katılan 20 kişinin bu süreçte geçirdiği dönüşümü mercek altına alıyor. Bu 20 katılımcıdan 10’u gardiyan olarak görevlendirilirken, 10’u mahkum rolünü üstleniyor. Ancak deney ilerledikçe, üstlendikleri bu roller davranışlarını ve aralarındaki ilişkiyi beklenmedik şekillerde değiştiriyor. Mahkumlar ve gardiyanlar arasındaki ufak anlaşmazlıklar zamanla büyük gerilimlere neden olurken, gardiyanlar her geçen gün daha sert yaptırımlar uygulamaya başlıyor. Oliver Hirschbiegel’in 2001 yapımı filmi, gücü ele geçiren insanların, aslında aynı şartlar içinde oldukları insanlara karşı ne kadar acımasız olabileceklerini göstermesiyle The Platform ile oldukça benzer bir noktaya parmak basıyor.

El método

Arjantinli yönetmen Marcelo Piñeyro’nun yönettiği El método, bir IMF Zirvesi sırasında Madrid’de geçiyor ve Dekia adını taşıyan büyük bir şirkette işe başlamak için aynı gün mülakata çağrılan yedi beyaz yakalıya odaklanıyor. Mülakat başlamadan önce Grönholm metodunu kabul ettiklerini belirten bir feragatname imzalatılan bu yedi kişi, ne olduğunu bilmedikleri bu metodu kabul ederek etik kurallarının rafa kaldırıldığı bir süreci başlattıklarını kısa süre içinde keşfediyor. Mülakatı gerçekleştiren kişinin de aralarına gizlendiği bu grup, sürekli içlerinden birini devre dışı bırakarak ilerlemeleri gerektiğini anlayınca, etik değerler ve bağlılıklar rafa kaldırılıyor.

Kaynak: Collider

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information