Gençlerin Sevgilisi – A Hard Day’s Night (1964), Help! (1965) ve A Funny Thing Happened on the Way to the Forum (1966) ile büyük seyirci kitlelerine ulaşan Richard Lester’ın yönetmenlik kariyerindeki ikinci uzun metrajı Ay’a Seyahat – The Mouse on the Moon. 1963 yapımı film bir bilimkurgu parodisi olma özelliği taşıyor. Lester’ın yönetmenlik kariyerine baktığımızda mizahi üslubun büyük bir yer kapladığını ve İngiliz mizahına dair nüansları sık sık görebiliyoruz zaten. The Mouse on the Moon ise bunu en çok hissedebildiğimiz filmlerden biri. Mizahı kullanış biçimin yanı sıra ele aldığı konunun tarihsel bağlamda yorumlanmasıyla da dikkat çekiyor film. Böyle bir bilimkurgu parodisinin tam da 1960’larda yapılıyor olması, dönemin uzay araştırmalarıyla ilgili oldukça önemli çünkü. Teknolojik gelişmeler ışığında ülkeler arası diplomatik mücadeleye ve devam etmekte olan Soğuk Savaş’a da vurgu yapan Lester’ın yönetmenliği, kitsch estetikten de ilham alarak Ay’a gitme hayalinin devletler arası bir savaşta nasıl da çiğ bir fikre dönüştüğünü gösteriyor her sahnede.

Richard Lester’in yönetmenliğini beslendiği ülke mizahından ayrı tutamayız elbette. Monty Python geleneğini sürdüren bir anlatı karşımıza çıkıyor The Mouse on the Moon’da. Absürt kavramına dair sahneler ortaya koyan bu durum, dönemin karmaşasını da açıklamak için oldukça etkin bir yol izliyor böylelikle; ama bu dili sadece İngiliz mizahıyla eşleştirmek yetersiz kalacaktır. Çünkü Stanley Kramer ve Mel Brooks sinemasından da aşina olduğumuz parodi geleneğinin izlerini yoğunlukla görebiliyoruz filmde. Böyle bir konunun komedi vasıtasıyla seyircilerle buluşması, dönemin siyasi atmosferini göz önünde bulundurduğumuzda oldukça riskli bir yaklaşım. Ay’a seyahatin ve gücün hâkimi olmanın bir önceki aşamasından bahsediyoruz çünkü. Kaldı ki bu sadece devletler arasındaki güç savaşı için değil, sinema tarihinde etkin bir rol oynuyor. Sinemanın imkânlarıyla, hikâye anlatıcılığının, mizansenlerin gelişiminin seyirciyle buluştuğu ilk filmlerden olan Le voyage dans la lune – Ay’a Seyahat’ten (1902) bu yana, insanlığın kat edebileceği yolların haritasını çizen hareketli görüntü ve bu görüntülere bağlı ilerleyen hikâye anlatıcılığı bilimkurgu türünün de temellerini attı. Böyle bir yolculukta işin parodi kısmına odaklanarak ortaya bir hiciv sunmak Lester’ın başarısı olarak karşımıza çıkıyor. 1960’larda özellikle postmodernist etkilerin sinema alanında da görülmeye başlamasıyla etkisini iyice gösteren parodi geleneği, özellikle tür sinemasındaki yerini belli etmeye başlamıştı. The Mouse on the Moon ise bu etkilerin sinema dilinde nasıl karşımıza çıktığına dair etkili bir örnek sunuyor.

The Mouse on the Moon: Ay’ın Şavkı Komediye Vuruyor

The Mouse on the Moon’un hikâyesi, İngiltere’deki -adını bile çoğu insanın duymadığı- bir dükalıkta başlıyor. Büyük Fenwick dükalığı adındaki bu toprak parçası, İngilitere’nin siyasal yapısından pek de farklı işlemiyor esasen. Büyük Fenwick Dükalığı’ndaki herkes, İngiliz Kraliyet’inin sosyal ve siyasal yapısından farksız geçiriyor günlerini. Bu benzerlik sadece gündelik hayat için de geçerli değil. Siyasal iklimleri de birlikte şekilleniyor. Ancak bir krizin eşiğindeki dükalığı kurtarmak için Ay’a gitme fikrini geliştren bu dükalığa Amerika Birleşik Devletleri’nin krediyle yardımda bulunması ülkeler arasındaki dengeleri de değiştiriyor. Hâlihazırda Soğuk Savaş’ın içinde bulunan Amerika ve Rusya’nın yanına Birleşik Krallık’tan bağımsız olarak bir de Büyük Fenwick Dükalığı’nın yerleşmesi, Ay macerasının etrafında dönen olası tüm çıkar savaşlarını da komedi eşliğinde perdeye yansıtıyor. Absürt mizahın filmin her saniyesinde Ay’a gitme fikrinin etrafında dönen diplomatik gerginlikleri aynalamak için kullanılması Lester’in zeka dolu yönetmenliğine dair de seyircilere fikir veriyor. Tarihten figürlerin karşımıza çıkarken bulunduğu konumlar, mizansenler 1960’ların güç dengelerine dair de önemli ipuçlarını seyirciye aktarıyorlar. Uzakta beliren Beyaz Saray’dan dükalığın içindeki geçit törenine, diplomatik toplantılardan, füze yapımıyla ilgili düzenlenen tartışmalara kadar filmdeki tüm ayrıntılar, dönemin siyasal ikliminin parodisini sunuyorlar.

Richard Lester’in 1963 yapımı bu klasiği, uzay macerasıyla ilgili olmuş ve olabilecek tüm ihtimallerin hâlâ konuşulduğu günümüzde de etkisini gösterebilecek bir anlatı sunuyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi