The Handmaid’s Tale totaliter rejimin hâkim olduğu bir distopyada kadını kadının gözünden anlatan bir yapım olarak geleceğin tezahürünü geçmişin ve bugünün gölgesinde anlatmaya devam ediyor. Dizinin yayınlanan yeni bölümü “Other Women”da, bölümün adında olduğu gibi, diğer kadın olma durumunu totaliter rejim öncesi ve sonrasındaki zaman dilimlerinde ana karakterimiz üzerinden fevkalade anlatılıyor.

***Yazının bundan sonraki bölümü The Handmaid’s Tale 2. sezon 4. bölüm ile ilgili keyif kaçırıcı detaylar (spoiler) içerebilir.***

The Handmaid’s Tale 2. Sezon 4. Bölüm: Her Şeyin Suçlusu Kadın Olarak Offred

handmaid's tale s2e4_filmloverss

June, şu anki kocası Luke ile tanıştığında, Luke başka biriyle evliydi. June’a âşık olduğunu ve o yüzden ayrılacağını söyleyen Luke’un, her şeyin sorunsuz bir şekilde ilerlediğini düşündüğü noktada boşanmak üzere olduğu karısı sahneye çıkar. Luke’un karısı bir gün June’un spor yaptığı yere gider ve aralarından çekilmesini, Tanrı önünde ettikleri evlilik yemininin her şeyden üstün olduğunu söyler. Luke ile karısının zaten üç aydır ayrı yaşadığını söyleyen June ortamdan ayrılırken Luke’un karısının, ardından “fahişe!” diye bağırmasına engel olamaz. Önceki bölümde kadınların birlik olup kendi seslerine hâkim olarak varlıklarını savundukları senaryo, bir erkek için savaşan iki kadının iktidar kavgası olarak yer değiştirir. The Handmaid’s Tale pek çok alegoriyi içinde barından bir yapım olarak bu olayı aslında sadece bu iki kadının kavgası değil, “diğer kadın” olmanın Gilead’daki tezahürüne bir kanıt olarak bize sunar. Her ne kadar Gilead’daki düzende kadın kendi bedenine hapsolmuşsa da totaliter rejim öncesinde de kadının kadını cinselliği üzerinden vurabildiği ortaya çıkar. Nasıl olduğunu bir sahne ile örneklendireyim. June yakalanıp tekrar damızlık olmak üzere Aunt Lydia’nın yanında kendini bulur. Özgürlük sevdası yerini öfkeye ve karamsarlığa bırakmıştır. Boş salonda ayağında zincirlerle yatağa hapsedilmiş olan June, Aunt Lydia’ya meydan okumaya kararlıdır. Offred diye seslenen Aunt Lydia’ya June deyip zincirinin izin verdiği yere kadar ona yaklaşır. İki kadın bu sefer bir erkek için kavga etmez. June sesini çıkararak varlığına sahip çıkmak isterken onun üzerinde hakimiyet kurmaya kararlı Aunt Lydia’yı ölümden bile korkmadığına inandırmak ister. Ancak ölüm zaten söz konusu değildir çünkü önemli olan bebeğin hayatta kalmasıdır. June’un damızlık Offred olarak tek vasfı bebeği dünyaya getirmektir. “Bundan daha kutsal ne olabilir ki?” diyen Aunt Lydia, daha önce fahişe gibi erkeklerle bir hiç uğruna birlikte olarak namuslarını kirlettiklerini söyler. Luke ile karısının evliliğinden sorumlu olmamasına rağmen June, (Luke’un suçu yokmuş gibi) yaşadığı ilişki yüzünden tek suçlu olarak addedilirken, Gilead’da cinselliğini yaşadığı için yine bir kadın tarafından aynı muameleyi görür. Kadını kendi bedeni ve cinselliği üzerinden vurma eğilimi, Hristiyan kökenli totaliter rejimin beslendiği yegâne unsur olurken, cinselliğin kadının zevk alması gereken bir deneyimden ziyade sadece üremeye yönelik bir eylem olduğunun da altı çizilmiş olur.

June’un bir şansı yoktur. Bebeği doğurduktan sonra idam edilecektir. Ama Offred’in bir şansı vardır. Offred kaçmamıştır, kaçırılmıştır. Offred’in suçu yoktur. O yüzden de damızlık olarak bir şansı hâlâ vardır. Sırf hamile olduğu için verilen bu sahte lütuf sebebiyle Offred, kumandan Fred ve karısı Serena Waterford’dan af dileyecektir. Şöminenin önünde diz çökerek af dilediği sahnede içi alev alev yanan June’un yerini artık Offred’e bıraktığını görürüz. Özgür bir kadından yeniden damızlık olma sürecinin sonunda toplumdaki pozisyonu artık diğer kadın olarak yerini alır. Bu yapılırken kadının sesi kesilip bedenindeki hakimiyeti elinden alınır ve domestik mekâna sıkıştırılır. Bu anlamda –özellikle bu bölümde- mekânların bu kasvetli basık havayı nasıl yansıttığı önem taşıyor.  Serena ve Offred’in sahnelerinde Offred hep yeşil tonlarındaki hastalıklı atmosferde boğulurken, kadraj içi kadrajlarda yüzü bedeninden ayrı bir şekilde gösteriliyor. Renk kullanımı karakterleri o kadar direkt bir şekilde ayırıyor ki geniş açıyla çekilen iç mekânlarda bile Offred’in diğer kadın olduğu anlaşılıyor; mise-en-scene’deki ötekileştirilmiş hâli, tehlike ve seksi ifade eden kırmızı renk ile iyice vurgulanıyor.

June’un Offred olmasındaki dönüm noktası özelliği taşıyan doğum öncesi bebek partisinde June, son kez özgür bir kadın olarak sesini çıkarır. Diğer kumandanların eşlerinin geldiği partide, herkes Serena’ya hediyeleri takdim ederken, sanki kendileri hamilelik sürecini yaşamış gibi ilk kez bebeklerinin tekmelediği anları anlatırlar. June kendi bedeninin ve varlığının tek hakiminin kendisinin olduğunu bebeğin aslında dün tekmelediğini herkesin içinde söyleyerek son kez belirtir. Ancak bu ona pahalıya patlar. Aunt Lydia, Offred’i dışarı çıkardığında sokakta boynundan asılan bir adamın önünde durdurur. Öldürülen kişi, kaçarken Ekono kentte evine sığındığı adamdan başkası değildir. Hristiyanlığın önemli düşüncelerinden kendini suçlama eğilimi, ana karakterimizin hem June hem de Offred olarak yaşadıklarından kendisini suçlamasıyla zirveye ulaşır. Kadının bir günah unsuru olarak kadın ya da erkek fark etmeksizin insanların kaderlerinde yaşanılan değişikliklerin suçlusu olarak gösterilmesi, Offred’in cezasını çekmek üzere damızlık olarak hayatına devam edeceğinin zeminini oluşturur.

İlk bölümden bu yana Serena karakteri oldukça mistik ve sanki bir anda Offred’in tarafına dönecekmiş gibi bir hava yaratıyor. Her ne kadar Offred, damızlık olarak hayatına devam etmek istediğini açıklasa da hamilelik süreci Serena için hiç kolay olmayacaktır. Davasından şimdilik vazgeçen Offred, kendini her şeyin suçlusu olarak görme hatasından ne zaman dönecek ileriki bölümlerde görmeyi umuyoruz. Her bölümünde alt bir hikâyeye yer veren The Handmaid’s Tale, Aunt Lydia’nın anlatıdaki pozisyonunu daha belirginleştirdiği bu bölümden sonra Gilead öncesi hayatını mercek altına alacak mı, merakla bekliyoruz.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi