Margaret Atwood’un aynı isimli romanından uyarlanan ve Bruce Miller’ın yaratıcığını üstlendiği MGM ve Hulu ortak yapımı The Handmaid’s Tale’in 2. sezonunun 11. bölümü “Holly”, tüyleri diken diken edip gerilimi tüm benliğinizde hissettiren, soğuk terler döktüren muazzam bir izleme deneyimi sunuyor. Offred/June olarak izlediğimiz Elisabeth Moss, bu bölümdeki performansıyla tüm bölümü neredeyse tek başına göğüsleyerek TV dünyasının en iyi oyuncularından biri olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.

*** Yazının bundan sonraki bölümü The Handmaid’s Tale 2. sezon 11. bölüm ile ilgili keyif kaçırıcı detaylar (spoiler) içerebilir. ***

The Handmaid’s Tale 2. Sezon 11. Bölüm İncelemesi: Anlatıyorum, O Hâlde Varım

The Handmaid’s Tale, totaliter rejimin hâkim olduğu bir distopyada kadını kadının gözünden anlatan bir yapım olarak geleceğin tezahürünü geçmişin ve bugünün gölgesinde anlatmaya devam ediyor. “Holly” diziyi önceki bölümde bıraktığı yerden alıyor ve duygusal olarak tepelere çıkarıyor. Kumandanın ormanlık alandaki evinde tek başına kalakalan Offred’in, özgürlüğüne bir adım daha yaklaştığı noktada doğum sancısı tutar ve tek başına doğumu gerçekleştirmek durumunda kalır. 

Bölüm, Margaret Atwood’un şu dizeleriyle başlıyor ve bitiyor: “Size bu hikâyeyi anlatarak sizin varoluşunuz oluyorum. Anlatıyorum, o halde varım.” “Holly”, Atwood’dan alıntıladığı bu dizelerin de desteğiyle çağdaş feminist bakışın ve duruşun en çok gösterildiği bölüm diyebiliriz. Feminist eleştiriyi, kadının özgürlüğüne ancak kendi sesine sahip çıkarak ulaşabileceği tezinin altını bir kez daha kalın bir şekilde çizen “Holly”, Offred’in bir kadın olarak doğayla baş başa kaldığı zamanlarda verdiği yaşam mücadelesinden neleri feda ederek galip çıktığını gösteriyor.

Tek başına orman evinde kalan Offred, evin garajında bir araba bulmasıyla özgürlüğüne bir adım daha yaklaştığını hisseder. Ama bu öyle kolay olmaz. Çalışmayan garaj kapısı nedeniyle Offred’in Gilead denilen bu hapis hayatından kurtulması “filmlerdeki gibi” hızlıca olmaz. Hamile hâliyle fiziksel olarak elinden gelen her şeyi dener. Kar kürer, yere düşer, dış dünyanın tehlikesini sembolize eden kurtla burun buruna gelir. Eve tekrar geri döner. Görünmeyen zincirlerinden kurtulmak bir tık ötededir ancak ona ulaşamamaktadır.

Tüm bu mücadele verdiği sahnelerde Elisabeth Moss’un oyunculuğu zirve yapıyor. Diyalogların sadece flashback’lerde karşımıza çıktığı zamanlarda June’un Hannah’yı doğurduğu zamana şahit oluruz. Annesinin kliniğinde doğal yollarla doğuma sıcak bakmayan ve hastanede kendini daha güvende hisseden June’a annesi “Sandığından daha güçlüsün.” diye cevap verir. Gerçekten de Offred olarak doğum sancısının tutmasıyla birlikte, bir kadının tek başına nasıl bir doğumun altından kalkabildiğine şahit oluruz. Dizinin yönetmeni Daina Reid, kadrajlarında tanrısal bakış açısını kullanarak bir kadının doğa karşısındaki tek başınalığını portrelerken beyaz karların üzerinde kan kırmızısı elbisesiyle koşuşturan Offred’in hayata tutunmasını başarılı bir şekilde aktarıyor. Oldukça yoğun yakın plan kullanımı, Moss’un duygusal geçişlerini, inadını ve kararlılığını izleyiciye aktarırken Offred karakterinin sıkışık kalmışlığını izleyiciye soğuk terler döktürerek gösteriyor. Gerilim Fred ile Serena’nın orman evine gelmesiyle katlanıyor.

Bölümde kısa da olsa Serena’yı (Yvonne Strahovski) ilk kez Fred’e (Joseph Fiennes) hesap sorarken görüyoruz. Dava ve Fred için her şeyinden vazgeçtiğini söylerken artık kocasına boyun eğen bir kadından ziyade, “Offred’e tecavüz ettin” itirafına kadar yaşadıklarının farkında olan bir kadın görürüz. Böylelikle bir damızlığın öyküsünde başka bir kadının sesini çıkararak kendi varlığına nasıl sahip çıktığına bir an için şahit olmuş oluruz.

Tüm bölüm resmen bir doğum sancısı niteliğinde geçiyor. Acıdan bayılıp kanlar içerisinde uyanan Offred eline silahı alıp havaya ateş ederken insanların onu bulmasını ister. Bebeğinin iyi bir şekilde bakılması için kendi özgürlüğünden feragat etmekten başka çaresi kalmamıştır. Ağır ağır, acı çeke çeke bebeğini doğuran Offred’i izlerken hem yeni bir başlangıca hem belki de Offred’in Gilead’a olan borcunu ödediğine şahit oluruz. Doğan kızına annesinin ismi Holly’i veren Offred böylelikle kadınlarla Gilead’a karşı giriştiği mücadelesinde haklı çıkan annesine saygı duruşunda bulunur.

The Handmaid’s Tale 2. sezon 11. bölüm “Holly” rahat rahat izlenen bir bölüm hiç değil. İzleyiciyi her an tetikte bırakan, göğsünde bir yumruyla derin derin nefes aldıran ve bence, şu zamana kadarki en iyi bölüm. Offred’in şömine karşısında bebeğiyle çıplak bir şekilde yattığı ve dışarıdan gelen araba sesleriyle yapılan finalden sonra Offred hikâyesini nasıl anlatmaya devam edecek merakla bekliyoruz. Sezon finaline iki bölüm kala, anlatarak varoluşunu ayakta tutmaya devam edecek mi, göreceğiz.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi