Margaret Atwood’un aynı isimli romanından uyarlanan ve Bruce Miller’ın yaratıcılığını üstlendiği MGM ve Hulu ortak yapımı The Handmaid’s Tale’in 2. sezonunun 10. bölümünde, Offred’in Serena’yı nasıl parmağında oynattığına şahit oluyoruz. Offred’in erkenden gelen doğum sancısı ile birlikte Waterford’ların evinde Gilead geleneklerine özgü bir seremoni düzenlenir. Ancak beklenen gerçekleşmez. Sancı geldiğini söyleyerek Waterford’ları kandıran Offred, Serena ve Fred ile karşı karşıya gelir. Offred’in kızı konusundaki ricasını kırmayan Fred, Offred’i tahmin edemeyeceği şekilde zor durumda bırakır.

***Yazının bundan sonraki bölümü The Handmaid’s Tale 2. sezon 10. bölüm ile ilgili keyif kaçırıcı detaylar (spoiler) içerebilir.***

The Handmaid’s Tale 2. Sezon 10. Bölüm: Şiddet ve Getirdikleri

The Handmaid’s Tale totaliter rejimin hâkim olduğu bir distopyada kadını kadının gözünden anlatan bir yapım olarak geleceğin tezahürünü geçmişin ve bugünün gölgesinde anlatmaya devam ediyor. Dizinin 10. bölümü The Last Ceremonyde Offred hamileliğinden kaynaklanan yaratıcı gücün kendisinde olduğunu ispatlamaya çalışırken faka basıyor ve en büyük darbeyi iş birliği yaptığı Serena’dan alıyor. Şok edici bir son ile biten 10. bölüm, gerilim ve heyecanın tadını damağımızda bırakıyor. İzleyiciye finale üç bölüm kala tempoyu yükselteceğinin sinyalini veriyor.

Öncelikle açılış sekansıyla neye uğradığımızı şaşırıyoruz. Yatak odasında Emily, komutan ve karısını görüyoruz. Bu “döllenme” seremonisini Offred’in ağzından anbean dinlemeye başlıyoruz. Bu üreme seremonisini aslında ilk kez tecavüze uğrayanın ağzından o anki hislerine şahit olarak izliyoruz. Emily ve Offred gibi Gilead düzenine karşı kadınların hayatta kalabilmek için nasıl hissizleştiklerini, cinsel birleşmeyi anlatırken “Bunun bir an önce bitmesi gereken nahoş bir iş gibi görmelisin.” demesiyle tokat gibi vuruluyor. Tüm sezon boyunca damızlıklara yapılanları bir insan bunları nasıl yapar diye düşünürken aslında düzenin başında olan, onu destekleyen ya da ona boyun eğenlerin bir ideal uğruna nasıl hissizleştiklerine şahit olduk. Bu bölümde ise taraflar değişiyor ve mağdur olanların nasıl duygularından yoksun bir şekilde karşılarındakiyle oynadıklarını görüyoruz. Açılış sekansı bu anlamda buna iyi bir örnek teşkil ediyor. Offred’in sesi ile birlikte Emily’nin yakın plan görüntüsü hem izleyicinin kanını donduruyor hem de damızlıkların yaşadığı ağır psikolojiyle empati kurduruyor. Bir anda komutan ilişki esnasında fenalaşır ve yere yığılır. “Yardım çağır” diyen karısına “Sırt üstü yatmak gebelik ihtimalini yükseltir.” cevabını veren Emily, aynı Gilead komutan ve eşleri gibi insanlıktansa üremeyi önceliklendirir. Tabii ki de Emily’nin derdi hamile kalmak değildir. Yerde yatan komutanın belden aşağısına tekme atmaktan geri kalmayarak tepkisini gösterir. Ünlü Fransız feminist Simone de Beauvoir’ın eleştirdiği gibi Emily’in bu tekmesi, o ve kendi gibi düşünen damızlıkların kadınlıklarının erkeğin ötekisi ya da ikinci cinsiyet olarak adlandırılmasına gösterdiği bir tepkidir. Offred’in sesi, tüm damızlıkların sesi olurken; Emily’nin tekmesi, izleyicinin hislerine tercüman olur.

Offred, sancım geldi diyerek tüm Gilead’ı ayaklandırır. Evde doğum seremonisi düzenlenir. Fred diğer komutanlarla bekleme odasında içki içip sohbet ederken, Aunt Lydia ve ekibi ile hazırlıklara başlar. Ancak doğum öncesi kontrolde Aunt Lydia, bebeğin gelmeye henüz hazır olmadığını belirtir. Bu haber en çok Serena’yı yıkar. Çünkü onun için bebeğin doğması hem anne olmak hem de sonunda Offred’den kurtulmak demektir. Hayal kırıklığına uğrayan Serena, Offred’in bunu bilerek yaptığını anlar. Bu esnada kızını görmenin yollarını deneyen Offred isteğini yineler, ancak Fred’den sert bir tepki görür. Bu sefer sadece Serena’yı değil, ona zaafı olan Fred’i de kızdırmıştır. Yan yana olup birbirlerinden kilometrelerce uzak olduklarını beden dillerinden anladığımız Fred ve Serena, doğumun bir an önce gerçekleşmesi konusunda hemfikir olurlar. Asıl amaçları ise tabii ki de otoritelerini sarsan Offred’in bir an önce evden gitmesidir. Doğumu “doğal” yoldan tetiklemek için son kozlarını oynarlar. Kanımızı donduran bir “döllenme” seremonisine bu kez Offred üzerinden şahit oluruz. Çığlıklar içerisinde Serena’ya yalvaran Offred’in çabaları boşa gider ve Fred tarafından Serena’nın gözleri önünde tecavüze uğrar. İçinde barındırdığı bir tutam umut böylelikle yok olur. 

The Handmaid’s Tale’de genel olarak bu tarz kan dondurucu sahnelerden sonra karakterlerin vicdan kırıntılarına şahit oluyoruz. Geçen bölümlerde Serena’nın gelgitlerini gözlemlemişken şimdi de Fred’in içinde bir yerde insani duygularının kaldığını görüyoruz. Sabahın erken saatlerinde Offred’i aşağıya çağırır. Kapıda arabayla Fred ve Nick Offred’i karşılar. Nick’e Serena eve dönene kadar dönmelerini tembihleyen Fred, görevin çok tehlikeli olduğunu bir kez daha hatırlatır. Her şeyden habersiz Offred, Nick ile birlikte arabayla Fred’in ormanlık alandaki ıssız bir eve gider. Eve vardıklarında kapı açılır ve Offred kızı Hannah’yı görür. Fred sayesinde kızıyla konuşur ve hasret giderir. Hannah’yla konuşurken ona verdiği cesaret ve umut, aslında kendi gibi tüm damızlıklara verdiği motivasyondur. Bir gün bir açık bulacaklarına ve başaracaklarına olan güveni hâlâ tamdır. Aniden gelen bir baskın sonucu Nick, Offred’i evde saklar. Ancak Nick dışarı çıkıp hesap soranları ikna edemez. Nick’i ve geldikleri arabayı alırlar ve ortadan kaybolurlar. Ve Offred, ormanın ortasında karlar içerisinde tek başına kalakalır. Kaçabilecek mi ya da birisinin gelmesini mi bekleyecek, önümüzdeki bölümde öğreneceğiz. Kesin olarak söyleyebileceğim şey şu ki The Handmaid’s Tale, sonraki bölümde izleyicisine soğuk terler döktüreceğe benziyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi