1985 yapımı Kahvaltı Kulübü – The Breakfast Club, haftasonu okulda cezaya kalıyor olmalarından başka hiçbir ortak noktası olmayan beş lise öğrencisinin bir cumartesi günü boyunca yaşadıklarını konu alıyor. Okulun prensesi Claire, sporcu Andrew, suçlu John Bender, deha Brian ve deli Allison’un bir gün için birbirlerini tanıma ve kabul etme hikâyesini anlatan The Breakfast Club, 80’ler sinemasının sembol filmlerinden biri olarak görülüyor. Birbirine yabancı beş genç üzerinden ahlaki sorgulamalarda bulunan The Breakfast Club, izleyiciyi önyargılarıları ve toplumsal baskıları yeniden değerlendirmeye itiyor. Filmin başrollerini Molly Ringwald, Judd Nelson, Emilio Estevez, Anthony Michael Hall ve Ally Sheedy paylaşıyor. John Hughes’un yönetmenliğini yaptığı ikonik 80’ler filmi The Breakfast Club hakkında bilmeniz gereken 15 detayı derledik.

The Breakfast Club Hakkında Bilinmesi Gereken 15 Detay

Filmin Kilit Sahnesi Doğaçlama Çekildi

Filmde karakterlerin kütüphanede yere oturup neden cezaya kalmak zorunda olduklarını anlattıkları sahne doğaçlama olarak çekildi. Yönetmen ve senarist John Hughes oyunculara kendi sebeplerini uydurmalarını söyledi.

Judd Nelson’un Hazırlanma Süreci

John Bender karakterini canlandıran Judd Nelson, filmin çekimleri süresince setteyken karakterden çıkmıyordu. Nelson sette John Bender karakterinin tavırlarını takınarak Molly Ringwald’a kötü davrandığından neredeyse kovulma noktasına gelmişti. Müdür yardımcısı Richard Vernon’u canlandıran Paul Gleason, Nelson’ı iyi bir oyuncu olduğu ve yalnızca karakteri içselleştirebilmek için bu şekilde davrandığı gerekçeleriyle savundu.

Gerçekleşmeyen Devam Filmleri

The Breakfast Club’ın on yılda bir olmak üzere devam filmlerinin çekilmesi planlanmıştı. Plana göre karakterler gerçek hayata uygun şekilde yaşlandırılacak ve kulüp on yılda bir tekrar buluşacaktı. Ancak bu plan John Hughes ve Judd Nelson arasındaki gergin ilişki sebebiyle gerçekleşmedi. Yönetmen Hughes, bir daha asla Judd Nelson ile çalışmayacağını açıkladı. 16. Doğum Günüm – Sixteen Candles ve Pembe Güzellik – Pretty in Pink de dâhil olmak üzere Hughes’la pek çok kez çalışmış olan Molly Ringwald ise 80’li yıllarda artık daha olgun roller oynamaya karar verdiğinden Hughes’un gelecek projelerinde yer almak istemiyordu. Bu sebeple Hughes ve Ringwald’un aralarının da açıldığı düşünülüyordu.

Havaya Atılan Yumruk

Judd Nelson’un filmin final sahnesinde kameraya doğru yürürken yumruğunu zaferle havaya kaldırışı doğaçlamaydı. Senaryoya göre Nelson’un yalnızca gün batımına doğru yürümesi gerekiyordu. Hughes ise Nelson’a kendine has küçük hareketler yaparak eğlenmesini söyledi. Sahnenin bitimi ile birlikte Nelson kimseye sormadan yumruğunu havaya kaldırdı ve Hughes da dâhil olmak üzere herkes bu finali çok sevdi. O zamandan bu yana sahne, 80’lerin ikonik final sahnelerinden biri oldu.

Molly Ringwald Aslında Allison’ı Canlandıracaktı

Molly Ringwald aslında Allison karakteri için düşünülüyordu ancak Ringwald, Claire karakterini canlandırmak istiyordu. Ringwald, daha sonra Claire karakterini oynayabilmek için Hughes’u ve stüdyoyu ikna etmeyi başardı.

Judd Nelson’ın Tepkisi

Richard Vernon’un Bender’a vuracak gibi yaptığı sahnede Judd Nelson’ın tepkisi tamamen gerçek. Nelson Paul Gleason’un gerçekten kendisine vuracağını sanıyordu.

Kaçak Öğrenci Nelson

Judd Nelson filmin çekimlerine başlamadan önce gözlem yapmak üzere filmin çekileceği Chicago’da bir liseye kaçak olarak girdi. Bu sırada 24 yaşında olan Nelson lisedeki öğrencilerden biri gibi davrandı ve öğrencileri onlardan biri olduğuna ikna etmeye çalıştı. Öğrencilere sahte kimlik olduğunu söylediği kimliğiyle bira aldıktan sonra kendilerinden onu oyuncuların kaldığı otele bırakmalarını istedi. Yıllar sonra bu dönemdeki anılarını anlatırken Nelson, “Bana neden otelde kaldığımı sordular. Ben de babamın hapiste olduğunu onun yokluğunda bir otelde kaldığımı söyledim.” demişti.

Çakının Gerçek Sahibi

Filmde kullanılan çakı Judd Nelson’a aitti. Nelson çakıyı korunma amaçlı edindiğini açıkladı.

Sahneler Sırayla Çekildi

Filmin tüm sahneleri, izlediğimiz sıralarına göre çekildi. John Hughes filmin çekimine başlamadan önce oyuncuların aynen bir tiyatro oyununda olduğu gibi prova aldıklarını açıkladı. Filmin büyük bir başarı elde etmesinin ardından Hughes’dan senaryoyu bir tiyatro oyununa uygun olacak şekilde yeniden yazması istendi. Bu sayede film lise tiyatroları tarafından sahnelenebilecekti.

Kütüphane Özel Olarak İnşa Edildi

Filmin büyük bir kısmının içerisinde çekildiği kütüphane Maine North Lisesi spor salonu içerisinde film için özel olarak inşa edildi. Filmin çekildiği lise, 1982’de filmin çekimlerinin başlamasından iki yıl önce kapanmıştı. Okul yerleşkesi, park alanı ve Birleşik Devletler Futbol Ligi’nde yer alan Chicago Blitz’in antrenman sahası olarak kullanılıyordu. Illinois Eyalet Polisi daha sonra yerleşkeye el koydu ve okul binasını karakola çevirdi. Bina hâlen bu amaçla kullanılıyor.

Kesilen Sahneler

John Hughes aslında filmin 150 dakika olmasını istiyordu. Ancak daha sonradan filmde yer alan pek çok sahne kesildi ve bu sahnelerin negatifleri de yok edildi. John Hughes filmin prömiyerinde The Breakfast Club’ın tamamının yalnızca kendisinde olduğunu söyledi. Filmin 25. yılı için yeniden bir araya gelen oyuncu kadrosundan Ally Sheedy, filmin kesilmemiş bir versiyonunun bulunduğunu ancak 2009 yılında hayatını kaybeden John Hughes’un eşinin bu versiyonun yerine dair bilgileri paylaşmadığını söyledi.

Ally Sheedy’nin İmajı

Ally Sheedy aslında John Hughes’un 1984 yapımı filmi Sixteen Candles’da Samantha Baker rolü için seçmelere katılmıştı. Ancak seçmeler için geldiğinde Sheedy’nin gözleri, yaşadığı bir set kazasından ötürü morarmış ve bu görüntüsü ona karanlık ve gotik bir imaj kazandırmıştı. John Hughes sıra Allison karakteri için oyuncu seçmeye geldiğinde Sheedy’nin bu imajının uygun olabileceğini düşündü ve kendisine bu amaçla yeniden ulaştı.

“Pazartesileri Sevmem”

Filmin başında okul binasının görüntülerinde yer alan duvar yazısı “I don’t like Mondays – Pazartesileri sevmem” cümlesi 1979’da yaşanan bir silahlı okul saldırısına atıfta bulunuyor. Saldırı 16 yaşındaki Brenda Spencer tarafından yapılmıştı. Spencer’ın babası Noel için kendisine bir tüfek aldı. Spencer bu tüfekle San Diego’daki Cleveland İlkokulu’nda içerisinde öğrenci ve okul çalışanlarının bulunduğu on kişilik bir gruba ateş açtı. Olaydan 6 saat sonra yakalanan Spencer, bu suçu neden işlediği sorulduğunda “Pazartesileri sevmem. Bu günümü neşelendirdi.” şeklinde cevap verdi. Hedeflerini neye göre seçtiği sorulduğunda ise “Kırmızı ve mavi ceketleri severim.” dedi.

Filmin Adının Geldiği Yer

Filmin ismi, The Breakfast Club, John Hughes’un arkadaşlarından birinin oğlunun okuduğu New Trier Lisesi’nde cezaya kalanlar için okul çalışanları ve öğrenciler tarafından uydurulmuş isimden geliyor. Cezaya gönderilenler okulda “kahvaltı kulübünün değerli üyeleri” olarak anılıyordu. The Breakfast Club aynı zamanda Amerika’nın en uzun süre yayında kalan radyo programının da adı. Program 1933 ve 1968 yılları arasında Chicago merkezli olarak yayınlanmıştı.

Molly Ringwald’dan Eleştiri

Claire Standish karakterini canlandıran Molly Ringwald, 2018 yılında New Yorker için yazdığı makalede filmi eleştirdi. Ringwald makalesinde John Bender’ın Claire’e cinsel taciz ve saldırıda bulunduğuna ve zorbalık yaptığına ancak buna rağmen finalde ikilinin romantik bir ilişkiye başladığına dikkat çekti ve bunun bazı problematik eğilimleri meşrulaştırdığını vurguladı.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi