WJ726Wyc3Qw

Unutulmaz  karakteri ‘The Dude’la, yeni bir alt türü ortaya çıkarmasıyla, toplumsal sistemleri ve sistemin yarattığı tipleri alaya almasıyla başyapıt seviyesine ulaşan The Big Lebowski’yi odağına alan video, bu filmin neden bu denli önemli bir yapıt olduğunun izini sürüyor. 

“The Big Lebowski” ismi, ana karakter “The Dude”dan değil, aynı ismi paylaştığı için karıştırıldığı “Big Lebowski”den geliyor. Film, Big Lebowski’den borçlu olduğu parayı talep etmek için gelen adamların parayı The Dude’dan isteyip The Dude’un halısına işemesiyle başlıyor.  The Dude’un film boyunca tek derdi var: halısının yerini doldurabilmek. The Dude’u ikonik bir karakter yapan da bu basit motivasyonu aslında.

The Big Lebowski, popülerliği sayesinde bir filmden daha fazlası hâline geldi, Big Lebowski artık bir hayat tarzı. Öyle ki film birçok sosyal etkinliğe önayak oldu: tema partileri, hayran toplulukları, cosplayler, filmle özdeşleşmiş bir içki, her yıl yapılan festivaller, “Dudeism” isimli bir din, her yıl 6 Mart’ta kutlanan bir Dude Günü. “The Dude”un hayat tarzı neden bu kadar ikonik bir hâl aldı?

“The Dude Abides”

Film eleştirmeni Robert Ebert, The Big Lebowski’nin bir hikaye değil bir tavırla ilgili olduğunu söylüyor. Filmin tavrı, The Dude’un tavrının bir yansıması. Dude’un güvendiği ve değiştirme ihtiyacı hissetmediği bir rutini var, o, rüzgarın onu götürdüğü yere gidiyor. Modernitenin insanlara empoze ettigi verimlilik, üretkenlik, rekabet, hırs gibi kavramlardan kendini soyutlamayı basarmış ve kendi iç ritmine göre yaşıyor. O, akıntıyla mücadele etmeye çalışmıyor, kendini olayların akışına bırakıyor.

Filmde tekkerrür eden replik “The Dude Abides”: The Dude (ahbap) uyum sağlar, devam eder, bâki kalır gibi şekillerde çevirilebilir; The Dude için sıkıntı olmaz. Dude’un her şeye karşı tavrı böyle, başına nasıl bir terslik gelirse gelsin o yine kendi iç ritmine geri dönüyor. “The dude abides”la uyumlu olacak şekilde, “Take it easy” Dude’un bir başka repliği.

The Dude hayatında heyecan veya değişiklik istemiyor. Beklenmedik olaylar onu aksiyonun ortasına çekerken o eski sakin düzenini korumak için uğraşıyor, onun tek istediği huzurlu ve istikrarlı bir hayat. Onu filmdeki aksiyonun içine çekmiş olan tek şey, alıştığı hayatının bir parçası olan halısının mahvolması.

Pasiflik

The Dude pasif bir hayatı temsil ediyor. Bir aile kurmamış, evli değil, bir partner arayışında değil, çalışmıyor, iş aramıyor, agresif bir maskülenlik kanıtlama derdinde değil. İçinde yaşadığı kapitalist ataerkil toplumun normlarına uymuyor, bu umrunda bile değil. O kendiyle ve hayatıyla barışık. O kadar ki, bu normlara uyan “Büyük” Lebowski’yi ciddiye almayarak gülünç duruma düşürüyor. Big Lebowski’nin yardımcısı, The Dude’a böbürlenerek Big Lebowski’yi “büyük” yapan ofisin duvarında asılı belgeleri gösterirken Dude umursamayarak gençliğindeki hippi anılarını anlatıyor: “Zamanımın büyük çoğunluğunu yönetim binalarını işgal edip esrar içerek geçirirdim.” The Dude, Big Lebowski’yi onun istediği şekilde takdir etmeyerek gülünç düşürüyor.

The Dude’un hayatının ritmini oluşturan rutinleri var: küveti doldurup yıkanmak, güneş gözlüğü takmak, bowling oynamak, White Russian içmek, esrar içmek, Bob Dylan dinlemek. Bu rutinleri taklit etmek kolay, belki bir hayat tarzına dönüşmesinin sebeplerinden biri de bu.

Dinlediği müzik ve içtiği içki yumuşak ve barışçıl karakterini tamamlıyor. The Dude’un sürekli sütlü bir içki içmesi, film noir türündeki sürekli viski içen ana karakterlerin bir parodisi niteliğinde. Sürekli Bob Dylan’dan “The Man in Me” şarkısını dinlemesi de çoğu filmde gördüğümüz, maskülenliği vurgulanan erkek ana karakterlere bir gönderme. The Dude, maskülen olmaya çalışmayan, kimsenin üzerinde iktidar kurmayı arzulamayan, agresif davranışlar sergilemeyen, barışçıl ve sakin bir karakter.

Yeni Bir Subgenre Doğdu: The Slacker Noir

Slate dergisi tarafından The Slacker Noir olarak isimlendirilen tür, 1998 yılında The Big Lebowski’nin etkisiyle ortaya çıktı. Film Noir ve Stoner Comedy’nin bir birleşimi olan türe Stoner Noir da deniyor. Film Noir’la ortak özellikleri: karanlık bir anlatı, alaycı bir tavır, femme fatale karakterler, sigara/esrar içilmesi, hikâye boyunca dövülen ve istismar edilen bir ana karakter ve karakteristik replikler.

Filmdeki çatışmaya sebep olan gizemi çözmek istemeyip kendini çatışmadan sıyırmaya çalışan karakterleriyle The Slacker Noir, Film Noir türünün bir parodisi olarak da görülebilir.

Tipler ve Karakterler

Filmde birçok karakter birtakım tipik özelliklerin temsili olarak veya bu özelliklerin çelişkili bir şekilde bir araya gelmesiyle oluşuyor. Her bir karakterin çok keskin, kendine has görünüş, tavır ve replikleri var.

The Dude, rahatlığı, white Russian içmesi, rahat kıyafetler giymesi, basit ve umursamaz replikleriyle tanımlanıyor.  En yakın arkadaşı Walter ise Viyetnam Savaşı’nda askerlik yapmış, agresif bir maskülenlik vurgulayacak şekilde konuşan ama aynı zamanda sürekli dini inancı Yahudilikten bahseden bir karakter.

Maude Lebowsky, sanatçılar Carolee Schneeman ve Yoko Ono’dan ilham alan, femme fatale  bir feminist karakter. Bunny’yse Maude’un aksine, ismiyle playboy tavşanlarına gönderme yapan, cinselliği uzerinden para kazanan ve derinliği olmayan bir tip. Giydiği yeşil bikini takımı, yeşil terlikleri ve ayağına sürdüğü yeşil ojelerle, sadece iki sahnede görünmesine rağmen ortadan kaybolarak yarattığı gizemle akılda kalıyor.

Hem Big Lebowski hem Maude Lebowski Dude’u zararsız gördükleri için kullanıyorlar. The Dude’un da bunun farkında olup bunu dile getirmesi, karakterini daha ilginç kılıyor.

The Dude, “büyük” Lebowski olmak istemiyor, sadece “The Dude” yani ahbap olmak istiyor. Maude, her şeyi çalışarak kazandığını iddia eden babasının borçlarının olduğunu, sahip olduğu her şeyin Maude’nin ölen annesinden kaldığını anlattığında da Big Lebowski’nin gülünçlüğü iyice artıyor. Film, Lebowski adını taşıyan bu iki kişinin zıtlığı üzerinde temelleniyor. Big Lebowski kendini “büyük” olarak tanımlayan şeylere bu denli bağlıyken The Dude’un rahatlığı dışında hiçbir şeyi umursamaması izleyicinin The Dude’a sempati duymasını sağlıyor, Big Lebowski’yi ise gülünç bir karaktere dönüştürüyor. Böylece film izleyiciye, dünyanın ekonomik sistemine uymayıp kendi sistemi içinde yaşayan sıradan ve rahat The Dude’u, patronluk ve zenginlik sıfatıyla sistemin tepesine çıkabilmiş olan Big Lebowski’den daha sempatik ve makul bir karakter olarak sunuyor. Video The Take isimli YouTube kanalından izlenebilir.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi