Christopher Nolan’ın sinema salonlarını kurtarması umut edilen filmi Tenet, geçtiğimiz hafta aralarında Türkiye’nin de bulunduğu pek çok ülkede gösterime girdi. Warner Bros.’un, filmin ABD’de vizyona girmeden gişe rakamlarını paylaşmayacağı ve bu açıklamayı film tüm dünyada vizyona girdikten sonra yapacağına dair dolaşan söylentilere karşın stüdyo Tenet’in ilk beş günlük hasılatını açıkladı. Tenet, vizyona girdiği ülkelerde ilk beş gün 53 milyon dolar hasılat elde etti. Bu rakam özellikle ABD basınında büyük başarı olarak lanse edilirken Variety bu açılışın çok güçlü olduğuna vurgu yaptı, haberlerde filmin bütçesinin dörtte birinin neredeyse ilk 5 günde karşılandığının üzerinde duruldu. Warner Bros.’a daha birkaç gün öncesine kadar Tenet için dijital mecraları değerlendirmesi yönünde yapılan baskılar bir anda filmin başarısına odaklanan haberlere dönüştü.

Türkiye’de de durum pek farklı değil. Film, toplamda 57.182 biletli seyirci tarafından seyredildi ve yapılan yorumlar, pandemi şartlarında bu sayının beklenenin üstünde olduğu yönünde. Öyle ki, sosyal medyada yapılan yorumların birçoğu da bunu destekliyor. Lakin ben durumun pek de böyle olduğunu düşünmüyorum, en azından Türkiye açısından. Nitekim, kabaca bir hesap yaptığımızda, ilk verilere göre 197 salonda vizyona giren ve her salonda ortalama dört seans gösterilen Tenet’in seans başı ortalama seyircisi çift hanelere zor çıkıyor. Yani maksimum %60 kapasite ile çalışan salonlar genel kapasitelerine bakılmaksızın, seans başına pandemi sebebiyle azaltılmış koltuk sayısının %50’sini dahi doldurmakta zorlanıyor. Ülke sinemalarının büyük çoğunluğunda tek başına gösterilen Tenet; aylardır kapalı olan, tüm umudunu bu filme bağlayan sinema salonlarının mevcut batışının önüne geçilmesine yardımcı olamıyor, maalesef.

Her şeyi normalmiş gibi göstermek, var olan olumsuzlukları algı yönetimi yaparak olumluymuşçasına sunmak Türkiye’de alışkanlık oldu. İçerisinde bulunduğumuz ekonomik krizin adı dahi anılmaz, gerçek vaka sayıları açıklanmazken; bilim insanları ekim ayında yeniden vaka sayılarının nisan ortalamasına yükseleceğini ön gördüklerini paylaşırken bir film üzerinden sadece sinemaseverlerin sinema endüstrisine sahip çıkmasını beklemek ne kadar doğru? Üstelik şu anki durumu, bir filmin başarısına ya da başarısızlığına göre değerlendirmek ve sinemaseverlerin salonlara gitmesini ya da gitmemesini tek bir filme bağlamak ne kadar doğru, bu da tartışılır. Ancak filmlerin potansiyeli açısından değerlendirmeye devam edecek olursak Tenet’in yaşadığı bu durum sonrası Türkiye’nin vizyon takvimine baktığımızda da 2020’nin sinema dünyası adına da tamamen ertelenmiş bir yıl olduğunu görebiliyor, gerek bağımsız gerekse zincir sinema salonu işletmeleri açısından tahmin edilenden çok daha ağır bir krizin kapıda olduğunu tahmin edebiliyoruz.

Tenet’e dönecek olursak filmin henüz ABD, Çin, Japonya, Rusya gibi bu rakamlara dair durumun tamamen değişebileceği ülkelerde vizyona girmediğini belirtmekte fayda var. Ancak şu an için durumun özellikle stüdyo tarafından servis edilen bilgiler ışığında abartıldığını ve Tenet’in en azından Türkiye açısından sinema salonlarını kurtaran film olmanın yakınından dahi geçemediğini söyleyebiliriz. Peki, sinema salonları için durum böyleyken, Christopher Nolan’ın bu yaz vizyona sokmak konusunda ısrar ettiği Tenet zarar ederek Warner Bros.’u hayal kırıklığına uğratır mı; hiç sanmıyorum. Çevrimiçi film ve dizi izleme platformlarının altın çağını yaşadığı bir dönemde Tenet, bu kanallarda gösterilmeye ya da kiralanmaya başladığı an Warner Bros. için altın yumurtlayan tavuğa dönüşecektir.

Kaynaklar:

Variety, Indiewire, Screen Daily, Boxofficetürkiye, Antrakt Sinema

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information